Edebiyat Boy

Üç İstanbul

Mithat Cemal Kuntay
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Kitap başka, hayat başka! Tiksindim kitaptan da hayattan da!
9/10
·576 syf.··
2022 28. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2022 16:54
Bugüne kadar yapılmış bütün listelerde ilk 10'a girmeyi başarmış Üç İstanbul! Ah İstanbul! Ulan İstanbul! Süleyman Çakır tabiriyle "Ne güzel İstanbul be!" Güzel mi? Haydi hep birlikte görelim. İncelemeye başlamadan önce -aslında epey yol aldım bile- birkaç uyarıda bulunmak istiyorum: Yola çıkarken okumayın. Mide bulantınız artabilir. Bayramda okumayın -ki ben o hatayı yaptım- sürekli sevapla günah arasında geçiş yaptığınızı hissediyorsunuz. Ve son olarak da "Çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklayın!" Hani TV programlarında diyor ya "olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar" diye. Bu kitap için oldukça yerinde sanırım. Yanlış anlaşılmasın, eleştirilerim yazara değil. Belki gördüğünü yazdı, belki o dönemde küf kokuları vardı, belki büyük oranda iyimser bile yazdı ama gerçekten yenilir yutulur cinsten değil anlatılanlar. Her kahramanda bir aşağılık olma durumu, çıkarcılık, aldatma mevcut. Kimin kiminle yattığını, kiminle kalktığını, kimden çocuk aldırıp kime aşkla baktığını çözmekte o kadar zorlandım ki... Velhasılı kelam, oldukça yıprandım okurken. Bunları bırakalım şimdi... Neden mi Üç İstanbul? İstanbul'un üç farklı dönemi Muharrir Adnan karakteri merkezinde ele alınmış. -İstibdat İstanbul'u -Meşrutiyet İstanbul'u -İşgal İstanbul'u Öyle dönemler ki zengin uyuduğun gecenin sabahında fakir olabiliyor, yoktan bir günde zengin olabiliyor, ertesi gün dilenecek duruma geliyorsunuz. Gün neredeyse oraya geçme peşinde herkes. İnsanlar statülerine göre ayrılmış. Tüm ilişkiler çıkar üzerine kurulu? Hiç mi iyi insan yok bu romanda? 600 sayfada belki 6 satırda karşılaştım diyebilirim. Hatta sayfa sayfa Mustafa Kemal Atatürk'ü bekledim. Ama çıktı karşıma: "Şimdi vatan bir insan gibi ölürken bir insan bir vatan gibi ayaktaydı: Mustafa Kemal!.." (s. 460) Felsefe, sosyoloji ve insan
Edebiyat
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20203,386 okunma
Türk edebiyatının yıldızlılarından biri bu kitap..
10/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2024 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2024 11:46
“Bugüne kadar yapılmış bütün sıralamalarda daima ilk 10'a girmiş efsanevi roman Üç İstanbul'u okumuş olanlara katılın.” diye bir ifade var arka kapakta. Karşı çıkmak ne mümkün. Tam da böyle. Bu kitap, Türk edebiyatında en sevdiğim kitaplar listesine salınarak girdi. Güzelliği karşısında tutulan nutkum onun için eli böğründe bir iki kelam edebilirse ne mutlu bana. Adından da anlaşılacağı gibi İstanbul’un üç ayrı dönemi anlatılan: Abdülhamit’in memleketin ensesine dişlerini geçirdiği İstibdat, sonra millete Abdülhamit'i gül yüzlü yad ettiren Meşrutiyet ve İstanbul’un bileklerini sızlatan İşgal yılları..Tüm bunlar, kendisi de bir roman yazmakta olan muharrir Adnan Bey’in hayatının kenarlarına mukayyet anlatılıyor. Adnan Bey’in sonu gelmez gönül işleri, girip çıkacağı, bir parçası olmaya çalıştıkça yüzünün yarısını yitireceği konaklar, o konakların içinde tanışacağımız çarşaflı, fesli, Avrupai, aydın ve softalardan müteşekkil karakterler hikayenin eli kolu. Saymadım, ama yayınevi yirmiyi aşkın karakterden bahsediyor. Yirmi. Yazarın, her birini memleketin değişken politik durumlarıyla sınadığı, bir zaman ayaklarında takunyalarla, bir zaman yakalarında zümrütlü kravat iğneleri ile dolaştırdığı, ruhlarının söküklerinden içeri dalıp kişiliklerinin en gizli köşelerini ifşa ettiği yirmi kişi. Bunlar, “gündüz saraydan para alıp gece saraya söven”ler, bunlar “Kur’an’ı tabanca gibi beline takıp, din dinamitli ayet ve hadis cephaneli softalar”, bunlar fikirleri daima iki satırda biten fikir insanları, bunlar memleket yanarken yatağında nezaketle dönen Avrupa görmüş’ler, memleketi deve yapıp hacı tekkesiyle üstüne binenler, kendi var adı yok kadınlar, curnalcılar, hırsızlar, sansarlar, akbabalar; bunlar namuslu, bunlar namussuzlar, ve yine de yine, dünyanın yüzünün suyu hürmetine
Edebiyat
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20203,386 okunma
8/10
·576 syf.··
2025 55. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 28 Ekim 2025 20:51
(Spoiler içerebilir) Üç İstanbul, Mithat Cemal Kuntay'ın 1938 yılında yayımlanan ilk ve tek romanı. Kitap II. Abdülhamit, II. Meşrutiyet ve mütareke yıllarının İstanbul'unu anlatıyor. Ancak bu cümleye bakarak tarihi bir roman okuyacağınızı düşünmeyin. Dönemsel olarak bu doğru olmakla birlikte daha çok İstanbul'un iktidarda veya iktidarla yakın olan elit kesimlerin birbirleriyle olan insan ilişkileri anlatılmaktadır. TRT zamanında 13 bölüm olarak dizi çekmiş ama şimdiki dönemde olsa 160 sayfalık Yaprak Dökümü'nden beş sezon dizi çıkaran özel kanallar bu kitaptan hem de orijinalinden uzaklaşmadan bol reytingli on sezonluk bir dizi rahat çıkarırlardı. Türk dizilerinin aradığı her malzeme kitapta mevcut. Romanda çok fazla karakter var, haliyle bu durum okumayı zorlaştırıyor. Fazla ara verilmeden okunması tavsiye olunur. Romanda ön planda olmayan birkaç istisna dışında düzgün bir karakter yok. Kadın erkek fark etmeksizin herkes ahlaksız, kimin eli kimin cebinde belli değil, haysiyetsiz, gurursuz, her devrin adamı kişiler. Romanda birçok karakterin veremden ölmesi, bir dönem güç sahibi olan kişilerin kitabın sonunda bir anda dilenci olarak ortaya çıkması, neredeyse her kadının fahişeliğe meyilli olması vs abartıya kaçan tipleme, olay örgüsü ve tesadüfsel olayların çokluğu romanı inandırıcı olmaktan uzaklaştırıyor. Kitapta aslında hem II.Abdülhamit hem de İttihat ve Terakki dönemi için ağır eleştiriler var. Ama bu eleştiriler karakterler ağzından altı doldurulmamış, yüzeysel, kalıplaşmış sözlerle yapılmış. Eleştiri sahibi bu karakterlerin zaten her devrin adamı, sahtekar, ahlaksız, rüşvetçi, para ve mevki için vatanı bile satabilecek karakterde kişiler olarak gösterildiğinden bu dönemlerdeki tüm mücadele iktidar, makam mevki, servet sahibi olma kavgası olarak görülüyor.
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20203,386 okunma
6/10
·576 syf.·
2024 23. kitabı
Yazılmasının üzerinden neredeyse koca bir asır geçmesine rağmen hakkındaki kafa karışıklığının halen devam ettiği tarihsel/siyasal bir roman. kimi, bir dönem romanı olarak oldukça öğretici olmasına karşın değerinin yeterince bilinmemesine hayıflanırken, kimi de boş, tekrarla dolu, yoğun, fazla uzun ve/veya sıkıcı bulmuş. her iki gruba da hak vermekle beraber, sanırım ben ikinci gruba daha yakınım. nedenlerini elbette dilim döndüğünce sıralayacağım. her ne kadar siyasal özelliği öne çıksa da, ben burada edebi yönüne eğilerek, fazla spoiler vermeden bir değerlendirme yapmak istiyorum. edebiyat eleştirmeni fethi naci "üç istanbul" için, "mithat cemal kuntay'ın romanından sürekli olarak bir leş kokusu gelir burnunuza" der. gerçekten de okurken burnunuz o kokuyu bol bol alır. baştan sona, içerdiği yaklaşık kırk kişilik dev kadrosuyla, kimin elinin kimin cebinde olduğunun belli olmadığı, aldatmaların, ihanetlerin, satışların, hastalıkların vs. her türlü iğrençliğin tepemize boca edildiği bir kokuşmuşluğun anlatısıdır üç istanbul. temelde yıkılma sürecindeki bir devletin son 25-30 yıllık bir döneminin tablosu olmakla birlikte, belirgin ayrımlardan çok, yumuşak geçişlerle, (öyle ki istibdat'dan meşrutiyete geçişi, hatta koca osmanlı'nın çöküp milli mücadelenin başlamasını bile) yazarın ustalıkla vurduğu basit fırça darbeleriyle anlatır bize. bu elbette yazarın tercihidir ve isabetlidir. fakat okurken bunun bir tarihsel roman olduğu akıldan çıkarılmamalı, bol bol göze sokulan yazarın öznel görüşlerine kurban gidilmemelidir. evet, her yazarın kendi romanının tanrısı olmasından hareketle, yarattığı karakterler, kurguladığı olay, mekanların seçimi hep kuntay'ın yanlı bakışını yansıtır bize. o kadar kalabalık kadro içinde adnan'ın annesini saymazsak (ki gerçekten de silik bir
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20203,386 okunma
Türk Romanında Ustalık Eseri: Üç İstanbul
10/10
·576 syf.··
2025 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2025 21:59
Bazı kitaplar vardır, okuduktan sonra elinizde sadece bir hikâye değil, koca bir dünya kalır. Üç İstanbul işte tam olarak böyle bir roman. Karakter tahlilleri, onların zaman içinde geçirdiği dönüşümler, mekânın ruhuyla birlikte değişen atmosferi… Hepsi müthiş bir ustalıkla işlenmiş. En önemlisi de, hikâyeyi aptala anlatır gibi açıklamaya çalışmaması. Bazı şeyleri okuyucunun sezgisine, düşüncesine bırakması anlatımı daha da kıymetli hale getiriyor. Roman, sadece bir karakterin hikâyesi değil, aynı zamanda Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan bir toplumsal dönüşümün aynası. Adım adım yozlaşan, şekil değiştiren, zamanla tükenen bir dünya anlatılıyor. Ancak bunu yaparken tek taraflı bir bakış açısına saplanmıyor; herkesin, her şeyin bir nedeni var. Kuntay’ın karakterleri öylesine derin ve gerçekçi ki, sadece birer roman figürü gibi değil, yaşanmış hayatlar gibi hissediliyor. Ve mekân… İstanbul’un üç farklı döneminin üç farklı yüzünü böylesine canlı bir şekilde hissettirebilen başka bir roman var mı, bilmiyorum. O sokaklarda dolaşırken zamanın akışını görmek, şehrin karakterinin bile bir insan gibi değiştiğini hissetmek inanılmaz bir deneyim. Kuntay’ın dili de olağanüstü; her kelimesi, her cümlesi titizlikle işlenmiş, boşluk yok, fazlalık yok. Bu kitabı okuduktan sonra Türk edebiyatında okuduğum çoğu hikâye anlatımı sıradan gelmeye başladı. Üç İstanbul, sadece dönemini anlatan bir roman değil, edebi anlamda da zirve noktalardan biri. Türk edebiyatının en iyi yazılmış kitaplarından biri olduğuna şüphem yok. Puanım: 10/10.
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20203,386 okunma
9/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2023 36. kitabı
İki sebepten ötürü uzun zamandır bir kez daha okumak istiyordum. İlk sebep; yazmaya başladığım ve üşendiğim için bir türlü biteremediğim romanımdan dolayı. Çünkü bende 20 yıllık AKP dönemini anlatan bir roman yazıyorum. İkincisi ise birkaç ay önce arkadaşım elinde kitabı görünce oturup uzun uzun sohbet ettik. Dünü, bugünü, yarını konuştuk. Arkadaşım alay ederek Muharrir Adnan karakteri sensin oğlum; aç bir daha oku senin 20'li yaşların demişti. O yüzden okurken bol bol kendime küfür ederek okudum. Türk Edebiyatı'nın klasiklerini okumayı pek sevmem açıkçası. Sabahattin Ali'den öncesi ilgimi hiçbir zaman çekmedi. Ama okuduğum en iyi romanların başında da Üç İstanbul gelir itiraf edeyim. Abdülhamit'in İstibdad dönemi, İttihat ve Terakki dönemi ve son olarak Cumhuriyet'in ilanına kadar geçen mütareke dönemini okuyoruz romanda. İncelemeyi çok uzun tutmamak adına şunu belirtmek istiyorum. Son yıllarda okuduğum tüm romanların toplumsal gerçekçi olmasına özen gösteriyorum. Geçmişle bugünü karşılaştırmak ve payımıza düşenleri öğrenmek için. Bugün iktidarın siyasi ve dünya görüşünü 100 yıl öncesinde de görebiliyorsunuz. Müslüman olarak doğdukları için ahlaka ihtiyaçları olmadıklarını düşünmeleri. Her türlü günahı, suçu işleyip yine de namuslarına halel getirmemeleri. Hürriyetin kısıtlanması, zenginliğin adil dağılmaması, sokak ile saray arasındaki uçurumun büyüklüğü, zenginlerin ve devlet büyüklerinin halktan kopuk yaşaması, memleketin durumunu ve gidişatının gerçek vaziyetini görememeleri ya da görmek istememeleri... Sanırım biz son 20 yıldır aslında okuduğumuz Üç İstanbul'u birarada yaşıyoruz. AKP büyük umutlarla gelip eleştirdiği sistemi değiştirmeye talip oldu tıpkı İttihatçılar gibi. Lakin zamanla ülkeyi Abdülhamit'in istibdadına ve dini yobazlığına esir ettiler. Bugün
Roman
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20203,386 okunma
Puan vermedi·576 syf.··
Beğendi
·
2021 93. kitabı
yazılmasının üzerinden neredeyse koca bir asır geçmesine rağmen hakkındaki kafa karışıklığının halen devam ettiği tarihsel/siyasal bir roman. kimi, bir dönem romanı olarak oldukça öğretici olmasına karşın değerinin yeterince bilinmemesine hayıflanırken, kimi de boş, tekrarla dolu, yoğun, fazla uzun ve/veya sıkıcı bulmuş. her iki gruba da hak vermekle beraber, sanırım ben ikinci gruba daha yakınım. nedenlerini elbette dilim döndüğünce sıralayacağım. her ne kadar siyasal özelliği öne çıksa da, ben burada edebi yönüne eğilerek, fazla spoiler vermeden bir değerlendirme yapmak istiyorum. edebiyat eleştirmeni fethi naci "üç istanbul" için, "mithat cemal kuntay'ın romanından sürekli olarak bir leş kokusu gelir burnunuza" der. gerçekten de okurken burnunuz o kokuyu bol bol alır. baştan sona, içerdiği yaklaşık kırk kişilik dev kadrosuyla, kimin elinin kimin cebinde olduğunun belli olmadığı, aldatmaların, ihanetlerin, satışların, hastalıkların vs. her türlü iğrençliğin tepemize boca edildiği bir kokuşmuşluğun anlatısıdır üç istanbul. temelde yıkılma sürecindeki bir devletin son 25-30 yıllık bir döneminin tablosu olmakla birlikte, belirgin ayrımlardan çok, yumuşak geçişlerle, (öyle ki istibdat'dan meşrutiyete geçişi, hatta koca osmanlı'nın çöküp milli mücadelenin başlamasını bile) yazarın ustalıkla vurduğu basit fırça darbeleriyle anlatır bize. bu elbette yazarın tercihidir ve isabetlidir. fakat okurken bunun bir tarihsel roman olduğu akıldan çıkarılmamalı, bol bol göze sokulan yazarın öznel görüşlerine kurban gidilmemelidir. evet, her yazarın kendi romanının tanrısı olmasından hareketle, yarattığı karakterler, kurguladığı olay, mekanların seçimi hep kuntay'ın yanlı bakışını yansıtır bize. o kadar kalabalık kadro içinde adnan'ın annesini saymazsak (ki gerçekten de silik bir
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20203,386 okunma
10/10
·576 syf.··
2026 19. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 22:54
Üç İstanbul… Mithat Cemal Kuntay’ın tek romanı olan Üç İstanbul, yazara adını altın harflerle yazdıran en önemli eseridir. Spoiler vererek devam edeceğim incelememe, kitabın arka kapağındaki üç cümleyle devam etmek istiyorum; “Simsiyah ve 33 yıl sürmüş Abdülhamit Dönemi baskısıyla “İstibdat İstanbul’u!”… Özgürlük adına iktidara gelenlerin yönetimde olduğu ama Abdülhamit’e rahmet okutturan “Meşrutiyet İstanbul’u!”… Batan bir imparatorluğun bütün sefaleti ile ülkeyi işgal edenlere yaltaklanmada birinci olanların “İşgal İstanbul’u!”… Roman, özet itibariyle Osmanlı Devleti’nin son yılları olan İstibdat, Meşrutiyet ve Mütakere(çöküş ve umutsuzluk) dönemini sosyal, siyasal ve ekonomik yönüyle, dönemin gerçekliğini bütün çıplaklığıyla dile getiriyor. İmparatorluk çöküşe giderken toplumda yaşayan insanların nasıl ahlaksızlaştığı, erdem adına hiçbir duygunun kalmadığını kitapla birlikte yaşıyorsunuz. Diğer bir ifadeyle ahlaksızlığın ve zulmün her tarafa sirayet etmesiyle İmparatorluğun çöküşe gittiğini ifade etmek daha doğru olur. Çünkü bir millet nasılsa öyle yönetilir. Yazar, daha çok toplumsal olayları dile getirdiği için insan ilişkilerindeki gerçeklikler bütün detaylarıyla önümüze seriliyor. Üç İstanbul… Mithat Cemal, sadece İmparatorluğu değil, güçlü psikolojik imgeleriyle de insanların kişiliğini ustalıkla ele almıştır. Adnan karakteriyle 3 farklı insan mizacını bizlere gösteriyor. Başta fakirlikle mücadele ederken idealist ve onurlu olan Adnan, İttihat ve Terakki iktidara geldiğinde onlar vasıtasıyla zenginleşen, güç ve para kazanırken gurur ve ideallerinden taviz veren Adnan ve son olarak ülkeyi İstibdat döneminden daha hızlı şekilde çöküşe götüren İttihat ve Terakki tasfiye edilirken fakirleşen, yalnızlaşan ve içten içe çöküşe geçen Adnan…Yazar, bu 3 farklı
Duygu ve Düşünce
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20203,386 okunma
Üç İstanbul~Mithat Cemal Kuntay
10/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2022 44. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 07 Aralık 2022 00:00
(spoiler içerebilir) Kitap isminde geçtiği gibi İstanbul'un üç zamanını anlatıyor. Abdülhamit dönemi, Meşrutiyet dönemi ve Milli Mücadele. Kitapla ilgili incelemelere baktığımda kitabı fazla ahlaksız bulanlar vardı. Şahsen yorumları haksız buldum. Kitap anlattığı zaman dilimini yansıtıyor ki bu dönemi anlatan tüm kitaplarda aynı şeylere rastlayabiliriz. "Devlet içeriden yıkılmaya başlar." diye bir söz söylemişti bir hocam. Burda da görüyoruz ki devleti yıkan bir bakıma da ahlaki çöküntüymüş. Bu çözülme dönemin en belirgin tablosu zaten. Bütün kurumları çökmüş, Batı'nın oyuncağı olmuş bir Osmanlı'da haysiyetsizliğin çeşitli hallerine şahitlik ediyoruz. 1. Dünya Savaşı ile Cumhuriyet arası dönemdeki zaman diliminde, düşman kadar korkunç bir şekilde karşımıza çıkan bu ahlaki çözülme! Kitap çok kalın gözükse de aslında akıcı bir dili var. İçeride bir çok karakter var ve romanın icinde bir çok defa karşımıza çıkıyorlar. Yazar hiç bir kahramanını unutmanıza izin vermiyor. Her ne kadar konusu mide çökertsede kalemine cesaretle ele alışına hayran kaldım.Bu zamanda yazarlarda kalemine her cümleyi yazamıyor kanatimce.. Baş karakter, Adnan hem avukat hem de yazar. Adnan'in çevresinde dönemin çıkarlarına göre yaşayan insanlar, bu insanların yozlaşması. Adnan'ın yemek yiyecek para bulamazken meşrutiyetle gelen zenginliği, sonrasında yine sefalete düşmesi anlatılıyor. Aslında karakterler Osmanlı'nın son 33 yıllık dönemini sembolize ediyor. Okurken şaşırdım diyemiyorum çünkü ne yazık ki memleketimin tarihi sürekli tekrar yaşanıyor. Ben kitabı sevdim. Çünkü bana bir şeyler kattı. Bana bir şeyler katan ya da benden bir şeyler götüren kitapları seviyorum. Önemli bir katkısı da, kitap bana tarihi roman okumayı sevdiğimi de öğretti çünkü kurgunun içinde yer alan olayların gerçekten
1000Kitap
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20203,386 okunma
Puan vermedi·576 syf.··
2023 18. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2023 10:29
Evet, 600 sayfalık 20 günlük bir yolculuktan sonra buradayız. Mithat Cemal Bey’in bence bir miktar otobiyografik unsurlar da barındıran kıymetli eserini sonunda bitirdim. Evvela şunu söyleyeyim, okur kimliğimle değerlendirince aradığımı bulamadığım, içeriğinden hoşlanmadığım bir kitaptı. Ben kitabın geçtiği dönemin tarihini göz önünde bulundurunca daha siyasi bir roman beklemiştim. Ama malesef kişisel ilişkiler, karakterler, aşklar, entrikalar çok daha ön plandaydı ve bu kısımlar benim için roman uzadıkça sıkıcılaştı. Abdülhamit tahttan indirilirken, İstanbul işgal edilirken ve Anadolu’da Kurtuluş Mücadelesi başlamışken bilmem ne paşanın kızının gayrı meşru ilişkilerini kurcalamak değildi benim kitaptan beklentim. Ancak, bu aşamada çekmeceyi açıp Edebiyat diplomamı çıkarıyorum, eser Türk edebiyat tarihinin dönüşüm ve gelişimini izlemek adına bence çok kıymetli. Yazarın kalemine hiçbir şey söyleyemem, bazen öyle cümleler yakaladım ki değil altını çizmek bir yerlere not almak ihtiyacı duydum, öyle bir doygunluk. Ve tam bir geçiş dönemi eseri. 1900lerin başında romanla yeni tanışmış edebiyatımızda çokça örneğini okuduğumuz konak, saray, aşk, ilişkiler temalarını 1930larda okuduğumuz milli mücadele ve cumhuriyet tarihi temasıyla birleştirmiş çünkü. Hem konu hem yapı olarak Cumhuriyet Dönemi edebiyatının ilk, Serveti Funun döneminin son eserlerinden sayılabilir sanıyorum. Bu hacimde bir nehir roman o dönemde çok gördüğümüz bir şey olmadığı için de ayrıca kıymetli buluyorum. Tüm bu eleştirilerime rağmen yazarın tek bir cümlesi var ki benim bugüne kadar okuduğum en iyi Mustafa Kemal tanımı idi, onu buraya ayrıca eklemek isterim: “Bir vatan bir insan gibi ölürken bir insan bir vatan gibi ayaktaydı.”
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20203,386 okunma

Yazar Hakkında

Mithat Cemal KuntayYazar · 10 kitap
Mithat Cemal Kuntay, (1885, İstanbul - 30 Mart 1956, İstanbul), Türk yazar, şair ve hukukçu. Yazdığı vatanseverlik şiirleri onu Türk edebiyatının en tanınmış hamaset şairlerinden birisi yaptı. Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış dönemini konu edinen, Üç İstanbul (1938) adlı ilk ve tek romanı ile ünlendi. Biyografi yazarlığı yönüyle de tanındı. Yaşamı 1885 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Mithat Cemal, İşkodra’dan gelen bir ailenin oğludur. Babası Selim Sırrı Bey, annesi Rumeli’nin Tırhala Kasabası’ndan Samiye Hanım’dır. Henüz çocukken annesinin okuduğu Cezmi romanı ona ilk edebiyat zevkini verdi. Orta öğrenimini Aksaray’daki Mekteb-i Osmaniye Rüştiye’sinde, Saint Joseph Lisesi’nde başladığı lise öğrenimini Vefa Lisesi’nde tamamladıktan sonra Mekteb-i Hukuk’tan birincilikle mezun oldu. 17 yaşındayken babasını kaybedince 10 kişilik ailesinin geçim yükünü üstüne aldı ve öğrencilik yıllarında gazetecilik, özel öğretmenlik, daha sonra avukatlık yaparak bu yükü taşımaya çalıştı. Aynı dönemde ilk şiirlerini dergi ve gazetelerde yayımladı. İleride yakın dost olacağı ve biyografisini yazacağı Mehmet Akif ile 1903 yılında tanıştı. Bu tanışma, onun sanatını ve düşüncelerini etkiledi. Padişaha jurnal edildiği için 1906’da bir süre tutuklu kaldı. Mehmet Akif’in II. Meşrutiyet’ten sonra yazdığı İstibdat adlı şiiri, bu olayın hatırasına Mithat Cemal’e ithaf edilmiştir.[3] Mehmet Akif ile birlikte yazdığı ‘Elhamra’ adlı şiiri ve ‘Acem Şahına’ adlı manzumeyi Resimli Kitap’ta yayımladı. Acem Şahı, şair olarak ününü arttırdı. 1908 yılında kazandığı imtihan sonucu doktoraya başlayarak, hukuk idaresi dersi vermekte olan İbrahim Hakkı Paşa’nın asistanı oldu. Eğitimini tamamladığında Türkiye’de ilk hukuk doktoru ünvanını aldı. Bir süre “hukukta hitabet” dersleri verdikten sonra sınav kazanarak Adliye Nezareti Özel Kalem’ine kâtiplik görevine başladı, zamanla müdür yardımcılığına yükseldi. Kısa bir süre Birinci Hukuk Mahkemesi üyesi olarak yargıçlık yaptı. I. Dünya Savaşı sırasında hükümetin Çanakkale Cephesi’ne gönderdiği 40 kadar şair arasında Mithat Cemal de yer aldı. Savaş yıllarında çıkartılan Harp Mecmuası’nda hamasi şiirlerini yayımladı. Milli Mücadele yıllarında da hamaset şiirleri yazmaya devam etti. 30 Ağustos Zaferi’nden sonra yazdığı ‘Vatan Hisleri’ adlı şiirinin son iki mısrası TBMM’de Mustafa Kemal tarafından okundu: Ölmez bu vatan farz-ı muhal ölse de hattâ / Çekmez kürenin sırtı bu tâbât-ı cesîmi (Ölmez bu vatan varsayalım ölse bile / Çekmez dünyanın bedeni bu kocaman tabutu). Bu olay, ününü birden arttırdı. Mithat Cemal, 1923 yılında noterliğe başladı. Beyoğlu 4. noterliğine tayin edildi ve 1956 yılında yaşamını yitirinceye kadar noterliği sürdürdü; Türkiye’nin en uzun süre noterlik yapan hukukçusu unvanını aldı. 1950 seçimlerinde CHP listesinden Çorum milletvekili adayı olduysa da seçilemedi. Hicaz Valisi Ahmet Ratip Paşa’nın torunlarından Naile Hanım ile evlenen Kuntay, çok sevdiği eşini genç yaşta yitirdikten sonra tekrar evlenmedi. Naile Hanım (1895-1945) ile evliliğinden Vedat (1918-2011) isimli tek bir oğlu ve fotograf sanatcisi Lale Tara tek torunudur. Kuntay akciğer kanseri nedeniyle 30 Mart 1956 günü İstanbul’da hayatını kaybetti. Kabri Karacaahmet Mezarlığı’ndadır. Edebi Yaşamı Mithat Cemal’in yayımlanan ilk şiiri, Çırçır Suyu’nda başlığını taşır. 1901 yılında Malumat Dergisi’nde çıkmıştır.[3] Sırat-ı_Müstakim Dergisi ve Tercüman-ı Hakikat gazetesi’nde yayımlanan şiirleri ile adını duyurdu. Tek şiir kitabı Türkün Sehnamesi'nde 82 şiiri yer aldı. Şiirlerinde aruzu ustaca kullandı. Ağır bir dille sahip olan şair, dilini zamanla sadeleştirmiştir. Vatan ve millet sevgisi temalı epik ve lirik şiirleri yazdı. Hiciv türünde de şiirler yazdı, aşk temasını hemen hemen hiç işlemedi. Hiçbir edebi topluluğa katılmadı. Çınaraltı dergisinde 1943-1944'te yayınlanan son dönem şiirlerinde Yahya Kemal Beyatlı'dan da etkilendiği görüldü. Oyunlarında yalın bir dil kullandı, yurt sevgisi konusunu işledi. Yazdığı tek roman olan Üç İstanbul, onun en önemli eseridir. Eser, II.Abdülhamit II. Meşrutiyet ve Mütareke yıllarının İstanbul'unu anlatır. Eserin, yazarın hayatını yansıttığı söylenir. Roman, 1983 yılında TRT tarafından televizyon dizisi olarak çekilmiştir. Monografileri, titizlikle düzenlenmiş birer belgeler kitabı gibidir. Kuntay, ayrıca edebiyat araştırmaları yapmış, Fransız yazarlardan tercüme eserler vermiş bir sanatçıdır.