Üç İstanbul

Mithat Cemal Kuntay
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Bir lokma bir hırka
8/10
·640 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
İki Şehrin Hikayesi’nden sonra başladığım bu romanda da aynı paralellikte birçok olay göze çarpıyor. Fransız İhtilali sonrası oluşan güç değişimlerinin benzerini 10 Temmuz İhtilali sonrası bu romanın karakterlerinde de gördüm. Romanda eski kelimeler çokça. Belki birçok yerde beni bağlamdan koparmadı ancak yine de sözlük açmamı gerektiren yerler zaman zaman yordu. Yine karakter sayısının çok fazla olması ve bu karakterlerin birbirleriyle girdiği etkileşimi takip etmeye çalışmak romanın dezavantajlarından. Adnan’ın “Bir lokma bir hırka kafi” diye diye zenginleşmesi hiç değişmeyen şeylerden.
Edebiyat
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Everest Yayınları · 20233,388 okunma
9/10
·640 syf.··
2025 7. kitabı
·
51 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2025 21:30
Mithat Cemal KUNTAY’ın yazdığı tek roman olan bu kitap, istibdat, meşrutiyet ve mütareke dönemlerinin İstanbul’unu anlatıyor. Yıkılan imparatorlukta değişen olaylarla hayatların nasıl değiştiği, sosyal yapıyı nasıl etkilediği gözlemlenebiliyor. Adnan karakterinin yanında geniş karakter repertuvarı var ve her dönemde bu kişilerin hayatları değişiyor. Siyasi ortamla beraber sosyal hayattaki değişmeleri gözlemlemek açısından oldukça faydalı bir kitap. Ara ara sıksa da genel olarak akıcı ve heyecanlı.
1000Kitap
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Everest Yayınları · 20233,388 okunma
Puan vermedi·640 syf.··
2024 11. kitabı
Romanın başkahramanı Adnan’dır. Romanın kapsadığı, Adnan’ın yaşamından da çıkarılabilecek olan 30-40 yıllık bir süreçtir. Eserin başında 20’li yaşlarda olan Adnan, romanın sonunda 50’li yaşlarında ölür. Romanda İstanbul’un üç dönemi anlatılır: Abdülhamit dönemi İstanbul, İttihat ve Terakki dönemi İstanbul ve milli mücadeleyle önemini kaybeden İstanbul. Bu dönemler Adnan’ın yaşamındaki üç dönemi de kapsar; fakir ve idealist Adnan, zengin ve “önemli” Adnan, hasta ve bedbaht Adnan.
Alıntı
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Everest Yayınları · 20233,388 okunma
Üç İstanbul
9/10
Üç İstanbul Bundan 150 yıl önceki İstanbul’da başlayan roman olan “Üç İstanbul” Mithat Cemal Kuntay’ın yayınlanmış tek romanıdır. Birkaç gün önce romanı bitirdim ve 1983 yapımı dizisini bulup onu izledim. Ardından romanın ve dizinin içeriğine dair düşüncelerimi ve kanaatlerimi anlatmak niyetiyle bu yazıyı kaleme alma gereği duydum. Romanı Everest yayınlarından okudum ve açıkçası tavsiye ederim. Güzel bir baskı olmuş. Hazırlayan, tasarlayan ve düzenleyen, emeği geçen herkesin ellerine sağlık. Diziyi TRT’nin yeni yayın platformu Tabi’de seyrettim. Bütün eski TRT yapımlarını maalesef artık sadece oradan seyredebilirsiniz. Duvardaki Kan, Küçük Ağa ve daha birçok eski TRT yapımı o platformda yayınlanıyor. Ancak, diğer bütün filmi veya dizisi yayınlanan kitaplarda olduğu gibi bu dizinin de bazı yerlerine dönemin askeri cuntası da diyebilirsiniz, senaristin kesmesi yada RTÜK sansürü, ne derseniz deyin, bazı ekleme ve çıkarmalar yapılmış olsa da fena değil. Hatta şimdiki yapımlarla kıyaslarsanız olağanüstü derecede romana sadık kalınarak çekilmiş diyebilirim. Konuşmalar, pasajlar birebir alıntılanmış ve romanda verilmek istenen duygunun mimiklere yansıtılması konusunda baya güzel bir iş çıkarılmış. Buna rağmen yine de romanın tadını dizide kesinlikle bulamayacağınız konusunda sizi temin ederim. Çünkü romanda, yazar kendi iç sesinin dile gelmesiyle, karşısındakinin iç dünyasını anlamaya çalışmasıyla bir psikolog gibi kişilik analizleri yapıyor. Herkesin yaşarken kendi iç dünyasında, kendisiyle paylaştığı veya toplumun genel ahlak ölçülerine uygun düşmeyeceğini bildiği için sadece kendisiyle paylaşabildiği fikirleri, duygu ve düşünceleri yalın bir şekilde anlatarak adeta sizi kendinizle yüzleştiriyor. Bu minvalde pasajları roman boyunca bol bol okuyup, “ya hakikaten bende bazen
Alıntı
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Everest Yayınları · 20233,388 okunma
"Felek ehl-i dili dil-şâd eder ammâ neden sonra."
10/10
·640 syf.··
Beğendi
·
2025 8. kitabı
·
132 günde okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2025 13:18
Mithat Cemal Kuntay'ın tek romanı olan Üç İstanbul bizi ilk olarak 2.Abdülhamit devrinde karşılıyor. Tarih Hocası Adnan, 93 harbinin çocukluğunda bıraktığı derin iz ile bir yandan romanını yazarken, Meşrutiyet'e kadar yaşadığı geçim sıkıntısı, annesinin hastalığı ve aşkları ile ilk İstanbul tasvir ediliyor. Meşrutiyet'ten sonra İttihat ve Terakki'nin iktidara gelmesiyle memleket gibi Adnan'da yine değişime uğruyor. Adnan bir yandan fukaralık günlerindeki samimi hislerini özlerken bir yandan da yıllarca hayalini kurduğu zenginlik içerisinde günlerini geçiriyor. Ta ki cihan harbi bitip, Mondros imzalanana kadar... İkinci İstanbul bu şekilde bizlere aktarılırken, Milli Mücadele döneminde İstanbul'un yeni ve üçüncü yüzüyle karşılaşıyoruz. İşgal güçlerine yardım ve yataklık edenler, ispiyoncular, vatansızlar, para için her şeyi yapanlar... Ve bu sırada Adnan yine fakr-u zaruret içerisinde... Kitap okuyucusunu meraklandıracak ve ilgisini çekecek bir sonla bitiyor lakin, okuma zevkinden mahrum kalınmaması adına o kısıma değinmiyorum. Kitabı kısaca özetleyecek olursak Adnan ile birlikte 25-30 yıllık bir zaman diliminde İstanbul'un ve koca bir ülkenin değişimine şahit oluyoruz. Kitapta 20'ye yakın karakter var ve Mithat Cemal bu karakterlerin hepsini detaylıca tahlil ediyor, bizlere tanıtıyor. Bir karakter var ki benim ayrıca dikkatimi celbeden o da Şair Raif... Çoğu karakter romanın birçok yerinde karşımıza çıkarken Şair Raif romanın bir başında bir ortalarında bir de en sonunda çıkıyor karşımıza. Belki de romandaki karakterler içerisinde en namuslu olanı. Mithat Cemal'in Şair Raif karakteri ile Mehmed Akif'i anlattığını düşünüyorum. Gerçek hayatta olan dostlukları, Mehmed Akif'in biyografisini yazmış oluşu ve kitap içerisinde Raif'i tasviri benim gözümde Mehmed Akif Ersoy'u
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Everest Yayınları · 20233,388 okunma
Puan vermedi·640 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Kitap kapsayıcı bir tarihsel dönemi anlatıyor. 2 Abdülhamit donemi (kitapta istibdat diye geçen dönem ), Meşrutiyet yılları yani Hürriyet dönemi ve mütareke dönemi. Farklı profilde insanlar işlenmiş toplumun en alt tabakasından en üst tabakasına kadar geniş bir karakter yelpazesine sahip . Adnan çok ilginç bir karakter, romanın baş karakteri gerçekçi bir bakış açısıyla anlatilmış. İdealize edilmemiş, realist romanlarda gördüğümüz gibi. Adama ne tam iyi diyebiliyorsunuz ne tam kötü. Yazar bizi zaaflariyla,rahatsızlıklarıyla, tutkularıyla ,umutlarıyla bütün bir insanla tanistiriyor. Kitapta gerçekçi bir şekilde işlenen konulardan biri kadın erkek ilişkileri. İlişkilerin karmaşıklığı beni çok şaşırttı. Dönem tanığı insanların bu tarz eserleri çok değerli. Romantize edilmiş anlatilardan bu tarz eserler kurtarıyor insanı. Kütüphanenize mutlaka kazandırın, arada altını çizdiğiniz satırlara aldığınız notlara bakarsınız sevgili okur.
Kitap Alıntısı
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Everest Yayınları · 20233,388 okunma
Kitap başka, hayat başka! Tiksindim kitaptan da hayattan da!
9/10
·576 syf.··
2022 28. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2022 16:54
Bugüne kadar yapılmış bütün listelerde ilk 10'a girmeyi başarmış Üç İstanbul! Ah İstanbul! Ulan İstanbul! Süleyman Çakır tabiriyle "Ne güzel İstanbul be!" Güzel mi? Haydi hep birlikte görelim. İncelemeye başlamadan önce -aslında epey yol aldım bile- birkaç uyarıda bulunmak istiyorum: Yola çıkarken okumayın. Mide bulantınız artabilir. Bayramda okumayın -ki ben o hatayı yaptım- sürekli sevapla günah arasında geçiş yaptığınızı hissediyorsunuz. Ve son olarak da "Çocukların ulaşamayacağı yerlerde saklayın!" Hani TV programlarında diyor ya "olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar" diye. Bu kitap için oldukça yerinde sanırım. Yanlış anlaşılmasın, eleştirilerim yazara değil. Belki gördüğünü yazdı, belki o dönemde küf kokuları vardı, belki büyük oranda iyimser bile yazdı ama gerçekten yenilir yutulur cinsten değil anlatılanlar. Her kahramanda bir aşağılık olma durumu, çıkarcılık, aldatma mevcut. Kimin kiminle yattığını, kiminle kalktığını, kimden çocuk aldırıp kime aşkla baktığını çözmekte o kadar zorlandım ki... Velhasılı kelam, oldukça yıprandım okurken. Bunları bırakalım şimdi... Neden mi Üç İstanbul? İstanbul'un üç farklı dönemi Muharrir Adnan karakteri merkezinde ele alınmış. -İstibdat İstanbul'u -Meşrutiyet İstanbul'u -İşgal İstanbul'u Öyle dönemler ki zengin uyuduğun gecenin sabahında fakir olabiliyor, yoktan bir günde zengin olabiliyor, ertesi gün dilenecek duruma geliyorsunuz. Gün neredeyse oraya geçme peşinde herkes. İnsanlar statülerine göre ayrılmış. Tüm ilişkiler çıkar üzerine kurulu? Hiç mi iyi insan yok bu romanda? 600 sayfada belki 6 satırda karşılaştım diyebilirim. Hatta sayfa sayfa Mustafa Kemal Atatürk'ü bekledim. Ama çıktı karşıma: "Şimdi vatan bir insan gibi ölürken bir insan bir vatan gibi ayaktaydı: Mustafa Kemal!.." (s. 460) Felsefe, sosyoloji ve insan
Edebiyat
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20203,388 okunma
Türk edebiyatının yıldızlılarından biri bu kitap..
10/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2024 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2024 11:46
“Bugüne kadar yapılmış bütün sıralamalarda daima ilk 10'a girmiş efsanevi roman Üç İstanbul'u okumuş olanlara katılın.” diye bir ifade var arka kapakta. Karşı çıkmak ne mümkün. Tam da böyle. Bu kitap, Türk edebiyatında en sevdiğim kitaplar listesine salınarak girdi. Güzelliği karşısında tutulan nutkum onun için eli böğründe bir iki kelam edebilirse ne mutlu bana. Adından da anlaşılacağı gibi İstanbul’un üç ayrı dönemi anlatılan: Abdülhamit’in memleketin ensesine dişlerini geçirdiği İstibdat, sonra millete Abdülhamit'i gül yüzlü yad ettiren Meşrutiyet ve İstanbul’un bileklerini sızlatan İşgal yılları..Tüm bunlar, kendisi de bir roman yazmakta olan muharrir Adnan Bey’in hayatının kenarlarına mukayyet anlatılıyor. Adnan Bey’in sonu gelmez gönül işleri, girip çıkacağı, bir parçası olmaya çalıştıkça yüzünün yarısını yitireceği konaklar, o konakların içinde tanışacağımız çarşaflı, fesli, Avrupai, aydın ve softalardan müteşekkil karakterler hikayenin eli kolu. Saymadım, ama yayınevi yirmiyi aşkın karakterden bahsediyor. Yirmi. Yazarın, her birini memleketin değişken politik durumlarıyla sınadığı, bir zaman ayaklarında takunyalarla, bir zaman yakalarında zümrütlü kravat iğneleri ile dolaştırdığı, ruhlarının söküklerinden içeri dalıp kişiliklerinin en gizli köşelerini ifşa ettiği yirmi kişi. Bunlar, “gündüz saraydan para alıp gece saraya söven”ler, bunlar “Kur’an’ı tabanca gibi beline takıp, din dinamitli ayet ve hadis cephaneli softalar”, bunlar fikirleri daima iki satırda biten fikir insanları, bunlar memleket yanarken yatağında nezaketle dönen Avrupa görmüş’ler, memleketi deve yapıp hacı tekkesiyle üstüne binenler, kendi var adı yok kadınlar, curnalcılar, hırsızlar, sansarlar, akbabalar; bunlar namuslu, bunlar namussuzlar, ve yine de yine, dünyanın yüzünün suyu hürmetine
Edebiyat
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20203,388 okunma
8/10
·576 syf.··
2025 55. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 28 Ekim 2025 20:51
(Spoiler içerebilir) Üç İstanbul, Mithat Cemal Kuntay'ın 1938 yılında yayımlanan ilk ve tek romanı. Kitap II. Abdülhamit, II. Meşrutiyet ve mütareke yıllarının İstanbul'unu anlatıyor. Ancak bu cümleye bakarak tarihi bir roman okuyacağınızı düşünmeyin. Dönemsel olarak bu doğru olmakla birlikte daha çok İstanbul'un iktidarda veya iktidarla yakın olan elit kesimlerin birbirleriyle olan insan ilişkileri anlatılmaktadır. TRT zamanında 13 bölüm olarak dizi çekmiş ama şimdiki dönemde olsa 160 sayfalık Yaprak Dökümü'nden beş sezon dizi çıkaran özel kanallar bu kitaptan hem de orijinalinden uzaklaşmadan bol reytingli on sezonluk bir dizi rahat çıkarırlardı. Türk dizilerinin aradığı her malzeme kitapta mevcut. Romanda çok fazla karakter var, haliyle bu durum okumayı zorlaştırıyor. Fazla ara verilmeden okunması tavsiye olunur. Romanda ön planda olmayan birkaç istisna dışında düzgün bir karakter yok. Kadın erkek fark etmeksizin herkes ahlaksız, kimin eli kimin cebinde belli değil, haysiyetsiz, gurursuz, her devrin adamı kişiler. Romanda birçok karakterin veremden ölmesi, bir dönem güç sahibi olan kişilerin kitabın sonunda bir anda dilenci olarak ortaya çıkması, neredeyse her kadının fahişeliğe meyilli olması vs abartıya kaçan tipleme, olay örgüsü ve tesadüfsel olayların çokluğu romanı inandırıcı olmaktan uzaklaştırıyor. Kitapta aslında hem II.Abdülhamit hem de İttihat ve Terakki dönemi için ağır eleştiriler var. Ama bu eleştiriler karakterler ağzından altı doldurulmamış, yüzeysel, kalıplaşmış sözlerle yapılmış. Eleştiri sahibi bu karakterlerin zaten her devrin adamı, sahtekar, ahlaksız, rüşvetçi, para ve mevki için vatanı bile satabilecek karakterde kişiler olarak gösterildiğinden bu dönemlerdeki tüm mücadele iktidar, makam mevki, servet sahibi olma kavgası olarak görülüyor.
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20203,388 okunma
7/10
·648 syf.··
2024 70. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2024 21:37
Okurken zorlandığım ve çok ağır giden bir roman oldu benim için. Adnan baş kahraman olsada oldukça fazka karakter var romanda. İstanbulun üç farklı zamanında geçiyor olaylar meşrutiyet, öncesi ve milli mücadele.... kitap tarihi bir kitap olmasının yanı sıra bana göre daha çok pdikolojik ve sosyoloji bir eser. Bu yönden incelenmesi gerekli olduğunu düşündüm. Yazarın tek romanı olduğunu biliyorum. Kitapta hiç mi karakter olmaz, erdem, onur kimsede kalmamış mı? O zamanın koşulları kişileri psikolojik olarak bu kadar mı etkiledi ve toplum yapısı bu kadar mı yozlaştı tartışılır, siyasi ilişkiler, kişileri nasıl etkiliyor, osmanlı bakanlarda savaşırken istanbul gerçekten bu halde miyidi, ittihat ve tetakki neler getirdi, neler götürdü iyi değerlendirmek lazım. Psikolojik ve sosyolojik olarak değerli bir eser.
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Sander yayınları · 19833,388 okunma

Yazar Hakkında

Mithat Cemal KuntayYazar · 10 kitap
Mithat Cemal Kuntay, (1885, İstanbul - 30 Mart 1956, İstanbul), Türk yazar, şair ve hukukçu. Yazdığı vatanseverlik şiirleri onu Türk edebiyatının en tanınmış hamaset şairlerinden birisi yaptı. Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış dönemini konu edinen, Üç İstanbul (1938) adlı ilk ve tek romanı ile ünlendi. Biyografi yazarlığı yönüyle de tanındı. Yaşamı 1885 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Mithat Cemal, İşkodra’dan gelen bir ailenin oğludur. Babası Selim Sırrı Bey, annesi Rumeli’nin Tırhala Kasabası’ndan Samiye Hanım’dır. Henüz çocukken annesinin okuduğu Cezmi romanı ona ilk edebiyat zevkini verdi. Orta öğrenimini Aksaray’daki Mekteb-i Osmaniye Rüştiye’sinde, Saint Joseph Lisesi’nde başladığı lise öğrenimini Vefa Lisesi’nde tamamladıktan sonra Mekteb-i Hukuk’tan birincilikle mezun oldu. 17 yaşındayken babasını kaybedince 10 kişilik ailesinin geçim yükünü üstüne aldı ve öğrencilik yıllarında gazetecilik, özel öğretmenlik, daha sonra avukatlık yaparak bu yükü taşımaya çalıştı. Aynı dönemde ilk şiirlerini dergi ve gazetelerde yayımladı. İleride yakın dost olacağı ve biyografisini yazacağı Mehmet Akif ile 1903 yılında tanıştı. Bu tanışma, onun sanatını ve düşüncelerini etkiledi. Padişaha jurnal edildiği için 1906’da bir süre tutuklu kaldı. Mehmet Akif’in II. Meşrutiyet’ten sonra yazdığı İstibdat adlı şiiri, bu olayın hatırasına Mithat Cemal’e ithaf edilmiştir.[3] Mehmet Akif ile birlikte yazdığı ‘Elhamra’ adlı şiiri ve ‘Acem Şahına’ adlı manzumeyi Resimli Kitap’ta yayımladı. Acem Şahı, şair olarak ününü arttırdı. 1908 yılında kazandığı imtihan sonucu doktoraya başlayarak, hukuk idaresi dersi vermekte olan İbrahim Hakkı Paşa’nın asistanı oldu. Eğitimini tamamladığında Türkiye’de ilk hukuk doktoru ünvanını aldı. Bir süre “hukukta hitabet” dersleri verdikten sonra sınav kazanarak Adliye Nezareti Özel Kalem’ine kâtiplik görevine başladı, zamanla müdür yardımcılığına yükseldi. Kısa bir süre Birinci Hukuk Mahkemesi üyesi olarak yargıçlık yaptı. I. Dünya Savaşı sırasında hükümetin Çanakkale Cephesi’ne gönderdiği 40 kadar şair arasında Mithat Cemal de yer aldı. Savaş yıllarında çıkartılan Harp Mecmuası’nda hamasi şiirlerini yayımladı. Milli Mücadele yıllarında da hamaset şiirleri yazmaya devam etti. 30 Ağustos Zaferi’nden sonra yazdığı ‘Vatan Hisleri’ adlı şiirinin son iki mısrası TBMM’de Mustafa Kemal tarafından okundu: Ölmez bu vatan farz-ı muhal ölse de hattâ / Çekmez kürenin sırtı bu tâbât-ı cesîmi (Ölmez bu vatan varsayalım ölse bile / Çekmez dünyanın bedeni bu kocaman tabutu). Bu olay, ününü birden arttırdı. Mithat Cemal, 1923 yılında noterliğe başladı. Beyoğlu 4. noterliğine tayin edildi ve 1956 yılında yaşamını yitirinceye kadar noterliği sürdürdü; Türkiye’nin en uzun süre noterlik yapan hukukçusu unvanını aldı. 1950 seçimlerinde CHP listesinden Çorum milletvekili adayı olduysa da seçilemedi. Hicaz Valisi Ahmet Ratip Paşa’nın torunlarından Naile Hanım ile evlenen Kuntay, çok sevdiği eşini genç yaşta yitirdikten sonra tekrar evlenmedi. Naile Hanım (1895-1945) ile evliliğinden Vedat (1918-2011) isimli tek bir oğlu ve fotograf sanatcisi Lale Tara tek torunudur. Kuntay akciğer kanseri nedeniyle 30 Mart 1956 günü İstanbul’da hayatını kaybetti. Kabri Karacaahmet Mezarlığı’ndadır. Edebi Yaşamı Mithat Cemal’in yayımlanan ilk şiiri, Çırçır Suyu’nda başlığını taşır. 1901 yılında Malumat Dergisi’nde çıkmıştır.[3] Sırat-ı_Müstakim Dergisi ve Tercüman-ı Hakikat gazetesi’nde yayımlanan şiirleri ile adını duyurdu. Tek şiir kitabı Türkün Sehnamesi'nde 82 şiiri yer aldı. Şiirlerinde aruzu ustaca kullandı. Ağır bir dille sahip olan şair, dilini zamanla sadeleştirmiştir. Vatan ve millet sevgisi temalı epik ve lirik şiirleri yazdı. Hiciv türünde de şiirler yazdı, aşk temasını hemen hemen hiç işlemedi. Hiçbir edebi topluluğa katılmadı. Çınaraltı dergisinde 1943-1944'te yayınlanan son dönem şiirlerinde Yahya Kemal Beyatlı'dan da etkilendiği görüldü. Oyunlarında yalın bir dil kullandı, yurt sevgisi konusunu işledi. Yazdığı tek roman olan Üç İstanbul, onun en önemli eseridir. Eser, II.Abdülhamit II. Meşrutiyet ve Mütareke yıllarının İstanbul'unu anlatır. Eserin, yazarın hayatını yansıttığı söylenir. Roman, 1983 yılında TRT tarafından televizyon dizisi olarak çekilmiştir. Monografileri, titizlikle düzenlenmiş birer belgeler kitabı gibidir. Kuntay, ayrıca edebiyat araştırmaları yapmış, Fransız yazarlardan tercüme eserler vermiş bir sanatçıdır.