Cep Boy

Üç İstanbul

Mithat Cemal Kuntay
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·706 syf.··
2024 2. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2024 12:36
Bir kısım köşe yazısında,bazı röportajlarda adına denk gelmiştim.Kimisi anlatılanları yanlı ve abartılı kimisi de anlatılanların gerçeği yansıttığını ifade ediyordu. Örneğin Murat Bardakçı bir programda İstanbul’un işgal yıllarına ilişkin kitapta yazılanların doğru olduğunu söylüyordu.Kitap bir dönem dizi olarak televizyonda boy göstermişti. Adnan bir roman yazmaktadır. 93 harbi ve bunun Osmanlı Devletini sürüklediği felaketle başlar roman. Doksan üç harbinde üç şeyin hududu yoktu: Hastalığın, açlığın,vatan toprağının!.. Üç İstanbul adı gibi İstanbul’un üç dönemini anlatıyor. Bunlardan ilki Abdülhamit dönemidir. Bu dönem baskıcı,sansürcü bir dönem olarak resm edilir. Saraya akın akın jurnal akmaktadır. İkinci dönem ittihat ve terakki dönemidir. 31 Mart olayı bir başlangıç noktasıdır. Daha çok Talat paşayı görürüz bu dönemde biraz da Enver paşayı. Son dönem mütareke dönemidir. Bu dönemle birlikte bir nebze de kurtuluş savaşından bahsedilir. Kitap birkaç ana karakterin etrafında şekilleniyor.Bu karakterlerin en önemlisi Adnan’dır. Bunun yanında Adnan’ın arkadaşı avukat Tevfik, Yahudi Moiz, Süheyla, Belkıs, Sakallı Vasfi,Prens Hasan gibi bir dizi karakterde sayılabilir Roman karakterlerine yönelik söylenebilecek önemli şey üç döneme göre yaşadıkları kişilik değişimleri, çelişkiler,güce göre pozisyon almalarıdır. Bu karakterlerin kimisi başlangıçta saraylı, sonrasında hürriyetçi kesilir, bir kısmı ise mütareke döneminde işbirlikçiye dönüşür. Roman karakterlerinin büyük bir kısmı ahlaki yönden zayıf insanlardır. İlişkiler çok yüzlüdür. Bu durum bazen insanı tiksindiren derecelere varmaktadır. Abartılı yönler olsa da roman’ın edebi dili başarılı. Trajedi, komedi iç içe. Adnan yoksuldur ve veremli annesiyle döküntü bir konakta yaşamaktadır. Süheyla Adnan’ın tarih
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20173,378 okunma
8/10
·575 syf.··
2017 539. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2017 21:44
Keşke daha önce okusaymışım. Mutlaka okunması gereken bir kitap. Konusundan başlayayım. Yakın tarihimizden uzunca bir dönemi, insanların gündelik hayatının içinden anlatıyor. II. Abdülhamit, Meşrutiyet ve işgal yıllarını konu edinmiş. Tarih bilmediğim ve ilgimi de çekmediği için olaylar tarihî gerçeklerle ne kadar örtüşüyor bilmiyorum. Kişilerin de tamamı gerçek mi, yazarın kurgusu mu emin değilim. Ancak roman olarak kesinlikle çok iyi bir eser. Bir kere çok uzun olmasına ve konu çok insana sıkıcı gelebilecek olmasına rağmen kesinlikle sıkıcı değil ve kendini ilgiyle okutuyor. Bir bu kadar daha olsa okurdum. Dönem tarihini yaşanan hayatlar ve olayların insanlarda yol açtığı trajik durumlar üzerinden anlatmış. Kitapta çok karakter var. Ancak olaylar çok iyi bir kurguyla örüldüğü için kafa karıştırmıyor ve takibi güç değil. Bu kitap hakkında yapılan olumsuz eleştirilerden biri tüm karakterlerin kötü olması. Evet öyle görünüyor. Ancak ben insanları kötü olarak almadım. Sadece kötü şeyler yapıyorlar. Evet herkes çok kötü şeyler yapıyor. Lakin bunları dönem şartlarının getirdiği zorunluluklarla, hayatta kalabilmek için, durum gerektirdiği için, başka türlüsü olamayacak hadiseler yaşandığı için yapıyorlar gibi verilmiş. Ve bence başarıyla yapılmış. Tüm yaşananlara kızamadım. Evet maddi ya da kişisel çıkarı için haince davrananlar da var ancak bir şekilde düzen yol açıyor. Ayrıca gayri meşru kadın-erkek ilişkileri bana bazı klasik Rus ve Fransız romanlarını hatırlattı. Bilirsiniz, kimin kiminle ne yaptığı belli değildir. Herkes birinden ayrılıp biriyle olur, karılar- kocalar değişik eşleşmelerle birbirlerini aldatırlar, ihanet ederler. Hikâyede bu durum da çok. Ama sanki bunlar da başka türlüsü olamazmış gibi. Tüm bu olumsuzluklar olayların ve yaşananların içine öyle
Tarih
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20173,378 okunma
8/10
·558 syf.··
Beğendi
·
2017 34. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2017 00:00
Yazı kitabın içeriği hakkında bilgi içerir. Bu kitap hakkında karışık hislerim var. Niye okudum, okumasam daha mı iyi olurdu acaba dediğim kitaplar oluyor bazen. Bu kitap da onların arasına girdi. Kitap bazı şeyler açısından çok iyi, bazı yönler açısından da çok kötü. Daha doğrusu rahatsız edici. Okumasam daha mı iyi olurdu dememe sebep de bu rahatsız ediciliği aslında. Yirmiye yakın karakteri olmasına rağmen her karakterin iyi bir hikayesi var ve bir şekilde hepsinin hayatı bir yere bağlanıp sonuca ulaştırılıyor. Bu yazarın ne kadar kaliteli olduğunun en iyi göstergelerinden biri bence. Bu yirmiye yakın karakterden en öne çıkan karakter ise şüphesiz Adnan karakteri. Adnan kendi sessiz köşesinde romanını yazmaya, hasta annesine bakmaya çalışan bir adamken hayatı hem dönemin siyasi olaylarıyla, hem bu yirmiye yakın karakterin onun hayatına girip çıkmalarıyla sürekli olarak değişir. Kitap Abdülhamit'in istibdat dönemini, İttihatçı'ların dönemini ve işgal yıllarını kapsayan çok geniş bir zaman dilimini ve bu zaman dilimindeki İstanbul'u anlatıyor. İstanbul'un mekanları, İstanbul'un insanları, İstanbul'un konakları, İstanbul'un eğlenceleri... Roman bize İstanbul kadar eğlenceli ve ilginç, İstanbul kadar da karışık ve kötü karakterler sunuyor bize. Romandaki karakterlerin %90'ının namussuz ve alçak olduğu başka bir roman daha okumadım herhalde :) Kitapta özellikle fazilet ve tesadüf kavramları üzerinde durulduğunu fark ettim. Bu kelimelerin yazarın hayatında önemli bir yere sahip olduğunu düşünmeden edemedim. Kitapta fazilet denen şeyin örneklerini çok nadir görebilsek de tesadüflerin çokluğuna bakıyoruz sürekli. Adnan'ın hayatı sürekli tesadüflerle şekillendiğini görüyoruz. Özellikle kitabın sürpriz sonu düşünüldüğünde... Dikkatimi çeken bir diğer nokta ise 30 küsur
Tarih
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20173,378 okunma
8/10
·706 syf.··
Beğendi
·
2022 21. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2022 16:46
"Okumak güzeldir" yarışması vesilesiyle okumaya başladığım bir kitap. Dünya ne kadar küçük dedirtti bana. Biraz fazla uzun olmasından ve Sahnenin Dışındakiler kitabında olduğu kadar olmasa da güncel olmayan dilinden dolayı okumam epey bir zaman aldı. Yine de harcadığım zamana değdiğini düşünüyorum.
1000Kitap
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20173,378 okunma
Puan vermedi·706 syf.··
2021 12. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2021 18:08
Kitap bir şehrin farklı tarihlerde yaşadığı üç dönemi anlatıyor. Haliyle roman kahramanlarının hayatıda bu üç döneme göre şekil alıyor. O dönemde yaşamamış olsanızda olaylar ve şahsen tanışmamış olsanızda karakterler size tanıdık geliyor. Başka bir yazar bu kitap için "kokuşmuşluğun romanı" diye yorum yapmış. Kitabı okurken bu yorumun haklılığını anlıyorsunuz. Bu kokuşmuşluğun korkutucu yanı ise yaşayan bazı tarihçilerimizin kitapta geçen olayların gerçek olduğunu söylemesidir. Kitabın kalınlığı size ürkütücü gelmesin. Bazı gerçeklerden iğrensenizde bırakmak istemeyeceksiniz. İyi okumalar.
Edebiyat
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20173,378 okunma
Merhaba kitapseverler
7/10
·706 syf.·
2022 20. kitabı
Kitabı okurken önemli üç tarihi döneme tanıklık ediyoruz.Meşrûtiyet öncesi, sonrası ve Mütareke dönemleri. Yazar bu üç önemli dönemi İstanbul’da yaşayan önemli karakterlerin etrafında adeta önümüze seriyor. Toplumun gerçeklerini tanıdığım insanlar aracılığıyla anlatmak istedim diyen yazar, bunu başarmış bana kalırsa. Konusuna gelecek olursak; Adnan adındaki baş karakterimiz bir kitap yazmaya çalışmaktadır. Verem hastası annesi ile birlikte yaşadığı evde kendi bulunduğu durumdan utanmaktadır. Kendisi hukuk mezunudur ve bir gün Hidayet adındaki oldukça nüfuzlu bir tanıdığı aracılığı ile Maliye Nazırı’nın kızı Süheyla’ya tarih dersleri vermeye başlar. İlerleyen zamanlarda Erkanıharp Müşiri’nin kızı Belkıs’a da ders vermesi istenir ve kabul etmek zorunda kalır. İşler burdan sonra değişmeye başlar. Romanda o kadar çok karakter var ki. 20 den fazla bu karakterin içerisinde namuslu, dürüst sayabileceğimiz belki iki üç kişidir. Bu karakterlerin yaptıklarını okudukça savundukları fikrin bir önemi kalmıyor. Bir kaç kişi dışında davasına sadık kalan da yoktur zaten. Her devrin adamı diye bir tabir vardır ya işte bazı karakterler bulundukları ortama göre şekil alıyorlar. Menfaatleri, para her şeyden önemli hale gelmiş onlar İçin. Adnan katıldığı toplantılarda bu tür insanlarla birlikte oturup görüşüyor, zaman zaman onun da o sahtekarlardan bir farkı kalmıyordu. Yazar bize bu dönemdeki insanları farklı sınıfların,evlerini ve yaşantılarının portresini çok iyi bir şekilde çizmiş. Kimi bir Avrupa özentiliği içinde şatafat içinde yaşarken, kimi önemli birilerine dalkavukluk ederek yiyecek ekmek bulma peşinde. Çeşit çeşit insanlar, türlü haksızlıklar, aldatmacalar, yalanlar, iftiraların bulunduğu bir ortamı okurken bir yandan da tarihi kişilere denk geliyoruz.
Edebiyat
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20173,378 okunma
Puan vermedi·558 syf.··
2019 59. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2019 05:16
Bu kadar kötü olamaz. Şartlar kötü olabilir, olaylar kötü olabilir, insanların içinde de yine kötülük olabilir. Ama bütün karakterler bu kadar kötü ve midesiz olamaz. Olmamalıydı. Bir iki insan haricinde kitapta elle tutulur mert diyeceğimiz karakter yoktu. Herkes mi aldatır? Herkes mi iki yüzlü olur? En azından ufak bir sevecenlik görmek isterdim. Yani vardır belki ama yazar yansıtmayı tercih etmemiş sanırım. Kısacası bu kitap benim insanlara karşı umutlarımı söndürdü. Bu sitemimi dile getirmeden başlamak istemedim. Yoksa içimde kalırdı. Duygusallığı bir tarafa bırakırsam edebi yönü güçlü bir eser. Betimlemelerine, anlatım gücüne bayıldım. İnsan ruhunu yansıtması da aynı şekilde. Yazar kendi içindeki hislerini okuyucuya oldukça güzel aktarmış. O dönemi yazarın gözünden hissedebiliyorsunuz. Başarılı bir eser ama hemen bitirmeye kalktığınızda sizi sıkabilir. Çünkü bir karakterin ömrünün belli bir kısmını ayrıntılarıyla anlatıyor ve ben bazı bölümleri olmasa da olurmuş gözüyle okudum. O yüzden geniş bir zamanda keyfine vara vara (ki ne kadar keyifle olacağı şüpheli. Malum neşeyle okunacak bir eser sayılmaz) okumanızı tavsiye ederim.
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20173,378 okunma
10/10
·706 syf.··
Beğendi
·
2026 211. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 23:43
Üç İstanbul, halk tabakasını değil elit zümreyi, iktidarı ve iktidarla yoğun bir ilişki kurınuş kişilikler arasındaki yozlaşınayı, çözülüşü, çürümüşlüğü ana tema olarak seçmiştir. Roman oradan bakarak bir aniatı oluşturur: iktidar seçkinlerinin bir anlatısı ve sosyolojisi ile yüz yüze getirir okuyucuyu. Roman toplumun çürüyen, bozulan, çöziilen yanlarını öne çıkardığı için hikaye ettiği dönemlere ait tipler bundan ötürü "yalnız kişisel çıkar ardında koşan insanlar, dalkavuklar, jurnalciler, iki yüzlüler, ancak başkalarının kötü durumlara düşmeleriyle mutlu olanlar, birbirlerinin kuyularını kazanlar, birbirlerinin karılarını baştan çıkaranlar, birbirlerinin servetlerine göz dikenler", iktidar gücüne sahip olmayı yahut iktidara yakın olmayı kendi çıkarı için kullanan lar, her zaman güçlü ve güçten yana tavır alanlar, takliti modernlikle eşleştiren kibir ve servet tutsağı kişilikler, savaş döneminde zenginleşen savaş vurguncuları olur. Amaç çürüyen İstanbul'un üç ayrı dönemini, bu dönemin sosyolojik gerçekliğine dayanarak açıklamaktır.
Hayata Dair
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20173,378 okunma
Puan vermedi·558 syf.··
Beğendi
·
2018 18. kitabı
Refik Halit’in İstanbul’un İç Yüzü ve Mithat Cemal’in Üç İstanbul romanlarında üç konağın sembolize ettiği devirler tespit edilmiştir. Konaklarda, dönemine göre yapılan fiziki değişiklikler vurgulanırken bu mekânların insan-siyaset ilişkileri üzerinde de durulmuştur. Kuntay, Üç İstanbul’da İstanbul’un üç dönemini anlatır. Bunlar, II. Abdülhamit Dönemi, İttihat-Terakki ve İstanbul’un İşgal yıllarıdır. Her dönemi de bir konak temsil eder.Bu romanda Sultan Abdülhamit dönemini temsil eden mekân Hidayet’in konağıdır. Bu dönemde yalnızca onun konağında Sultan Abdülhamit’e yüksek sesle küfredilmektedir. Hidayet’in konağı, âdeta Fransız inkılabının ilk ihtilal kulübü gibi çalışır. Hiç kadın girmeyen bu konakta yemekler nefis pişirilir. Konağın seyislerini Reji besler. Konak, Comus’un hiç çıkmadığı, Venüs’ün hiç girmediği bir binadır.. Konağın ihtişamı, âdeta Napolyon’un mekânını andırır.tarih gibi gürültülü bir konaktır. Büyük duvarda, İsa’sı sökülmüş ve yerine Hidayet’in resmi konmuş çerçeveli büyük yağlı boya bir resim bulunmaktadır.Konakta bir de büyük ve tarihî bir kütüphane bulunur. Kütüphane, Anadolu’daki Bizans kiliselerinin yaldızlı, oymalı tahtalarından yapılmıştır. Siyah, kızıl sütunlarda, Mesih’in hâlâ elleri, ayakları kanamakta ve sanki kan pıhtıları, et parçaları titremektedir. Raflarında operet generalleri gibi yaldızlı kitaplar durmakta, önlerinde “Sevr Biscuit”inden yapılmış Fransa ihtilalcileri, küçük heykelleriyle düşünmektedirler.Gelen insanların tamamı Abdülhamit muhalifidir ve onunla ilgili çok ağır eleştiriler yaparlar. Onlara göre Abdülhamit, Ayastafenos muahedesiyle devleti Ruslara satmıştır.Hidayet, kimse yokken Naima okur; fakat misafirleri karşılarken elinde yabancı eserler bulundurur. İşinde yükselmek isteyenler ona yanaşır, mevkilerini
Tarih
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20173,378 okunma
9/10
·706 syf.··
2020 38. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2020 14:23
Kitabı okumadan önce İttihat ve Terakki, Abdülhamid ve Milli Mücadele dönemini sacayağı gibi ele alıp farklı gözlerden anlatıyor diye düşünüyordum hep. Yani sıradan bir tarih kitabı sanıyormuşum... Bizler tarihî dönemleri konu edinen kitapların bir tarafı överken diğer tarafı yermesine alışığız genelde. Bu kitapta ise övülen hiçbir taraf, kişi, durum ve olay yok. (Tabi Milli Mücadele ve Mustafa Kemal Atatürk istisna denebilir çok az değinilmiş ve bir eleştiri göremedim.) Abdülhamid devrinin baskıcı yönü eleştirilirken İttihat ve Terakki'nin, Jön Türkler'in karanlık, yer yer mide bulandırıcı tarafları müthiş edebî bir dil ve kurguyla anlatılmış. Okunmaya değerliği asla su götürmez, kesinlikle okunmalı ama iffetsiz kadınlar, namussuz, dalkavuk adamlar, idealsiz ya da ideallerini satmaya hazır insanlar, çarpık ilişkiler ve müstehcen kelimeler okumaya hazırlayın kendinizi. İyi okumalar. Kitap Şuuru
Edebiyat
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20173,378 okunma

Yazar Hakkında

Mithat Cemal KuntayYazar · 10 kitap
Mithat Cemal Kuntay, (1885, İstanbul - 30 Mart 1956, İstanbul), Türk yazar, şair ve hukukçu. Yazdığı vatanseverlik şiirleri onu Türk edebiyatının en tanınmış hamaset şairlerinden birisi yaptı. Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış dönemini konu edinen, Üç İstanbul (1938) adlı ilk ve tek romanı ile ünlendi. Biyografi yazarlığı yönüyle de tanındı. Yaşamı 1885 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Mithat Cemal, İşkodra’dan gelen bir ailenin oğludur. Babası Selim Sırrı Bey, annesi Rumeli’nin Tırhala Kasabası’ndan Samiye Hanım’dır. Henüz çocukken annesinin okuduğu Cezmi romanı ona ilk edebiyat zevkini verdi. Orta öğrenimini Aksaray’daki Mekteb-i Osmaniye Rüştiye’sinde, Saint Joseph Lisesi’nde başladığı lise öğrenimini Vefa Lisesi’nde tamamladıktan sonra Mekteb-i Hukuk’tan birincilikle mezun oldu. 17 yaşındayken babasını kaybedince 10 kişilik ailesinin geçim yükünü üstüne aldı ve öğrencilik yıllarında gazetecilik, özel öğretmenlik, daha sonra avukatlık yaparak bu yükü taşımaya çalıştı. Aynı dönemde ilk şiirlerini dergi ve gazetelerde yayımladı. İleride yakın dost olacağı ve biyografisini yazacağı Mehmet Akif ile 1903 yılında tanıştı. Bu tanışma, onun sanatını ve düşüncelerini etkiledi. Padişaha jurnal edildiği için 1906’da bir süre tutuklu kaldı. Mehmet Akif’in II. Meşrutiyet’ten sonra yazdığı İstibdat adlı şiiri, bu olayın hatırasına Mithat Cemal’e ithaf edilmiştir.[3] Mehmet Akif ile birlikte yazdığı ‘Elhamra’ adlı şiiri ve ‘Acem Şahına’ adlı manzumeyi Resimli Kitap’ta yayımladı. Acem Şahı, şair olarak ününü arttırdı. 1908 yılında kazandığı imtihan sonucu doktoraya başlayarak, hukuk idaresi dersi vermekte olan İbrahim Hakkı Paşa’nın asistanı oldu. Eğitimini tamamladığında Türkiye’de ilk hukuk doktoru ünvanını aldı. Bir süre “hukukta hitabet” dersleri verdikten sonra sınav kazanarak Adliye Nezareti Özel Kalem’ine kâtiplik görevine başladı, zamanla müdür yardımcılığına yükseldi. Kısa bir süre Birinci Hukuk Mahkemesi üyesi olarak yargıçlık yaptı. I. Dünya Savaşı sırasında hükümetin Çanakkale Cephesi’ne gönderdiği 40 kadar şair arasında Mithat Cemal de yer aldı. Savaş yıllarında çıkartılan Harp Mecmuası’nda hamasi şiirlerini yayımladı. Milli Mücadele yıllarında da hamaset şiirleri yazmaya devam etti. 30 Ağustos Zaferi’nden sonra yazdığı ‘Vatan Hisleri’ adlı şiirinin son iki mısrası TBMM’de Mustafa Kemal tarafından okundu: Ölmez bu vatan farz-ı muhal ölse de hattâ / Çekmez kürenin sırtı bu tâbât-ı cesîmi (Ölmez bu vatan varsayalım ölse bile / Çekmez dünyanın bedeni bu kocaman tabutu). Bu olay, ününü birden arttırdı. Mithat Cemal, 1923 yılında noterliğe başladı. Beyoğlu 4. noterliğine tayin edildi ve 1956 yılında yaşamını yitirinceye kadar noterliği sürdürdü; Türkiye’nin en uzun süre noterlik yapan hukukçusu unvanını aldı. 1950 seçimlerinde CHP listesinden Çorum milletvekili adayı olduysa da seçilemedi. Hicaz Valisi Ahmet Ratip Paşa’nın torunlarından Naile Hanım ile evlenen Kuntay, çok sevdiği eşini genç yaşta yitirdikten sonra tekrar evlenmedi. Naile Hanım (1895-1945) ile evliliğinden Vedat (1918-2011) isimli tek bir oğlu ve fotograf sanatcisi Lale Tara tek torunudur. Kuntay akciğer kanseri nedeniyle 30 Mart 1956 günü İstanbul’da hayatını kaybetti. Kabri Karacaahmet Mezarlığı’ndadır. Edebi Yaşamı Mithat Cemal’in yayımlanan ilk şiiri, Çırçır Suyu’nda başlığını taşır. 1901 yılında Malumat Dergisi’nde çıkmıştır.[3] Sırat-ı_Müstakim Dergisi ve Tercüman-ı Hakikat gazetesi’nde yayımlanan şiirleri ile adını duyurdu. Tek şiir kitabı Türkün Sehnamesi'nde 82 şiiri yer aldı. Şiirlerinde aruzu ustaca kullandı. Ağır bir dille sahip olan şair, dilini zamanla sadeleştirmiştir. Vatan ve millet sevgisi temalı epik ve lirik şiirleri yazdı. Hiciv türünde de şiirler yazdı, aşk temasını hemen hemen hiç işlemedi. Hiçbir edebi topluluğa katılmadı. Çınaraltı dergisinde 1943-1944'te yayınlanan son dönem şiirlerinde Yahya Kemal Beyatlı'dan da etkilendiği görüldü. Oyunlarında yalın bir dil kullandı, yurt sevgisi konusunu işledi. Yazdığı tek roman olan Üç İstanbul, onun en önemli eseridir. Eser, II.Abdülhamit II. Meşrutiyet ve Mütareke yıllarının İstanbul'unu anlatır. Eserin, yazarın hayatını yansıttığı söylenir. Roman, 1983 yılında TRT tarafından televizyon dizisi olarak çekilmiştir. Monografileri, titizlikle düzenlenmiş birer belgeler kitabı gibidir. Kuntay, ayrıca edebiyat araştırmaları yapmış, Fransız yazarlardan tercüme eserler vermiş bir sanatçıdır.