Adı:
Üç İstanbul
Baskı tarihi:
Mart 2009
Sayfa sayısı:
558
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753297202
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oğlak Yayıncılık
Baskılar:
Üç İstanbul
Üç İstanbul
Üç İstanbul
Türk romanının kilometre taşlarından biri daha Oğlak Yayınları'nda...
Yirmiyi aşkın, önde gelen roman kahramanı, bir romanı roman yapan bütün ruh çözümlemeleriyle karşınızda. Bir o kadar sayıda gerçek tarihi kişilikler ile başka yardımcı unutulmaz tipler romana ustaca yedirilmiş...
Simsimyah ve 33 yıl sürmüş Abdülhamit dönemi baskısıyla "istibdat İstanbul'u"... Özgürlük adına iktidara gelenlerin yönetimde olduğu ama Abdülhamit'e rahmet okutturan "Meşrutiyet İstanbul"u... Batan bir imparatorluğun bütün sefaleti ile ülkeyi işgal edenlere yaltaklanmada birinci olanların "işgal İstanbul"u...
... ve bütün bu İstanbul'ları dikey olarak kesen bir yazar hayatı: Muharrir Adnan Bey.
Bugüne kadar yapılmış bütün sıralamalarda daima ilk 10'a girmiş efsanevi roman Üç İstanbul'u okumuş olanlara katılın.
(Arka Kapak)

Mithat Cemal Kuntay'ın Üç İstanbul'u yazarın sağlığındaki ilk ve tek özgün baskıdan (1938, Suhulet Kitabevi - Semih Lütfi Yayınları [ayrıca Rauf Mutluay'ın baskıya hazırladığı 1976 ve 1983 Sander Yayınları baskıları da vardır]) yazım ve noktalama standartlaştırmalarının dışında, hiçbir sözcük değiştirilmesi ya da sadeleştirilmesi yapılmadan, Raşit Çavaş tarafından yayına hazırlanmıştır. Mithat Cemal Kuntay'ın kitaba kendisinin eklediği dipnotlar aynen korunmuştur.
(Kitabın İçinden)
575 syf.
·15 günde
Keşke daha önce okusaymışım. Mutlaka okunması gereken bir kitap. Konusundan başlayayım. Yakın tarihimizden uzunca bir dönemi, insanların gündelik hayatının içinden anlatıyor. II. Abdülhamit, Meşrutiyet ve işgal yıllarını konu edinmiş. Tarih bilmediğim ve ilgimi de çekmediği için olaylar tarihî gerçeklerle ne kadar örtüşüyor bilmiyorum. Kişilerin de tamamı gerçek mi, yazarın kurgusu mu emin değilim. Ancak roman olarak kesinlikle çok iyi bir eser. Bir kere çok uzun olmasına ve konu çok insana sıkıcı gelebilecek olmasına rağmen kesinlikle sıkıcı değil ve kendini ilgiyle okutuyor. Bir bu kadar daha olsa okurdum. Dönem tarihini yaşanan hayatlar ve olayların insanlarda yol açtığı trajik durumlar üzerinden anlatmış. Kitapta çok karakter var. Ancak olaylar çok iyi bir kurguyla örüldüğü için kafa karıştırmıyor ve takibi güç değil. Bu kitap hakkında yapılan olumsuz eleştirilerden biri tüm karakterlerin kötü olması. Evet öyle görünüyor. Ancak ben insanları kötü olarak almadım. Sadece kötü şeyler yapıyorlar. Evet herkes çok kötü şeyler yapıyor. Lakin bunları dönem şartlarının getirdiği zorunluluklarla, hayatta kalabilmek için, durum gerektirdiği için, başka türlüsü olamayacak hadiseler yaşandığı için yapıyorlar gibi verilmiş. Ve bence başarıyla yapılmış. Tüm yaşananlara kızamadım. Evet maddi ya da kişisel çıkarı için haince davrananlar da var ancak bir şekilde düzen yol açıyor. Ayrıca gayri meşru kadın-erkek ilişkileri bana bazı klasik Rus ve Fransız romanlarını hatırlattı. Bilirsiniz, kimin kiminle ne yaptığı belli değildir. Herkes birinden ayrılıp biriyle olur, karılar- kocalar değişik eşleşmelerle birbirlerini aldatırlar, ihanet ederler. Hikâyede bu durum da çok. Ama sanki bunlar da başka türlüsü olamazmış gibi. Tüm bu olumsuzluklar olayların ve yaşananların içine öyle yedirilmiş ki okurken neden bilmem yadırgamadım.

Gelelim dil ve üsluba. Kesinlikle sanatsal bir üslupla ve çok güzel cümlelerle yazılmış. Kitabı beğenmeme asıl sebep dili. Türkçenin doruklarında dolaşıyor. Dilimizin ne kadar sanatsal olabileceğinin, ne kadar zengin ve güçlü olduğunun bir ispatı daha. Ne anlattığına bakmadan, nasıl yazıldığına bakarak bile okurum. Okuduğum basımı yazarın yazdığı orijinal hâline dokunulmadan hazırlanmış. İlk basım yılına bakılırsa 1930' larda yazılmış olmalı. Buna rağmen, her ne kadar arada sözlüğe bakmayı gerektirecek kelimeler çıksa da, hiçbir güçlük çıkarmıyor. Öyle güzel ve etkili cümleler var ki, ne dediğine bakmadan sırf söyleyiş şekliyle sanat eseri oluyor. Ayrıca içeriğiyle de çerçeveletilip duvara asılacak sözler var. Başta alıntılayacak cümleler seçmeye başladım. Sonra bunların sayısı o kadar arttı ki başa çıkılamaz hâle geldi. Eğer alıntı yapmaya başlasaydım kitabın epey bir kısmını buraya yazmam gerekecekti. Seçsem almadıklarıma yazık olacaktı. Ben de alıntı yapmaktan vazgeçtim. Çoğu ne söylediğiyle değil, nasıl söylediğiyle ilgimi çekti. Öyle benzetmeler var, öyle cümle kurguları kullanılmış ki daha önce hiçbir yazarda görmedim. Çok yaratıcı bir yazar olduğunu düşünüyorum Kuntay' ın. Durup tekrar okuduğum çok cümle oldu. Türkçenin inceliklerini görmek için olsun okuyabilirsiniz.
576 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Okuması inanılmaz bir haz verdi. İnce ince işlenen güzel ayrıntıları, betimlemeleri, karakter tahlilleri ve kendi karakterlerinin de imada bulundukları “tesadüf”leri... Her şeyine bayıldım. İyi ki okudum. Tadı damağımda kaldı. Hüznüyle.
558 syf.
·14 günde·Beğendi·8/10
Yazı kitabın içeriği hakkında bilgi içerir.
Bu kitap hakkında karışık hislerim var. Niye okudum, okumasam daha mı iyi olurdu acaba dediğim kitaplar oluyor bazen. Bu kitap da onların arasına girdi. Kitap bazı şeyler açısından çok iyi, bazı yönler açısından da çok kötü. Daha doğrusu rahatsız edici. Okumasam daha mı iyi olurdu dememe sebep de bu rahatsız ediciliği aslında.

Yirmiye yakın karakteri olmasına rağmen her karakterin iyi bir hikayesi var ve bir şekilde hepsinin hayatı bir yere bağlanıp sonuca ulaştırılıyor. Bu yazarın ne kadar kaliteli olduğunun en iyi göstergelerinden biri bence. Bu yirmiye yakın karakterden en öne çıkan karakter ise şüphesiz Adnan karakteri. Adnan kendi sessiz köşesinde romanını yazmaya, hasta annesine bakmaya çalışan bir adamken hayatı hem dönemin siyasi olaylarıyla, hem bu yirmiye yakın karakterin onun hayatına girip çıkmalarıyla sürekli olarak değişir.

Kitap Abdülhamit'in istibdat dönemini, İttihatçı'ların dönemini ve işgal yıllarını kapsayan çok geniş bir zaman dilimini ve bu zaman dilimindeki İstanbul'u anlatıyor. İstanbul'un mekanları, İstanbul'un insanları, İstanbul'un konakları, İstanbul'un eğlenceleri... Roman bize İstanbul kadar eğlenceli ve ilginç, İstanbul kadar da karışık ve kötü karakterler sunuyor bize. Romandaki karakterlerin %90'ının namussuz ve alçak olduğu başka bir roman daha okumadım herhalde :)

Kitapta özellikle fazilet ve tesadüf kavramları üzerinde durulduğunu fark ettim. Bu kelimelerin yazarın hayatında önemli bir yere sahip olduğunu düşünmeden edemedim. Kitapta fazilet denen şeyin örneklerini çok nadir görebilsek de tesadüflerin çokluğuna bakıyoruz sürekli. Adnan'ın hayatı sürekli tesadüflerle şekillendiğini görüyoruz. Özellikle kitabın sürpriz sonu düşünüldüğünde...
Dikkatimi çeken bir diğer nokta ise 30 küsur senelik bir zaman dilinin anlatıldığı romanda Adnan'ın hayatının sürekli değişmesine rağmen romanını asla bitirememesi, hayallerini bir türlü gerçekleştirememesi ve Adnan'ın onlarca kadınla beraber olmasına rağmen asla istediği kadını bulamaması... Bence yazar insanın hayatında zirveye de çıksa, yerlerde de sürünse her daim yarım kalan bir şeyler olduğunu anlatmak istemiş.

Romanın ana konusunu oluşturmasa da karakterlere etki ettiği için devrin siyasi olaylarına da küçük bir ışık tutuluyor. Abdülhamit'e de İttihatçı'lara da birçok kötü şey söylense de bunun yazarın değil de karakterlerin fikri olduğu hissediliyor.
Olay örgüsü sizi sıkmıyor ama bir yere de götürmüyor açıkçası. Kitabı okurken heyecanlanmıyorsunuz. Kitabın en sevdiğim yönü bana yaşattığı muhteşem edebiyat ziyafeti oldu. Kitapta öyle bir dil kullanılıyor ki yemeyip yanında yatarsınız, o derece :) Bir romanın dilinden nadiren bu kadar etkilenirim. "Çalınmış paranın altın tahtında bir peygamberin sakalıyla oturmak..." gibi ifadeler var ki gerçekten unutulmayacak ve bir kenara not alınacak türden cümleler. Karakter tahlilleri ve verilen hayat dersleri de oldukça derin.

Gelelim kitabın sevmediğim kısmına. Fazla sayıda karakter olduğu ve bütün karakterlerin birbiriyle ilişkisi olduğu için kimin eli kimin cebinde belli değil. Gerçekten böyle. Ve karakterler o kadar kötü, o kadar alçak ki resmen insanın yaşam enerjisini sömürüyor. Kitapta birbirini seven iki kişi yok desek yeridir. Herkes birbirini aldatıyor, herkes birbirinin arkasından konuşuyor. İyiler varsa bile başlarına hep kötü şeyler geliyor. Kitabı okudukça insanın yaşama, aşka, insana dair bütün güzel düşünceleri eriyip gidiyor. Buna hazır değilseniz okumayın derim.

Abdülhamit'in, İttihatçı'ların ve işgal yıllarının İstanbul'u... İstanbul'un üç farklı hali... Üç farklı İstanbul'da üç farklı hayat yaşayan yirmiye yakın karakter ve bütün bunların ortasında ne aradığını bir türlü bulamayan bir İttihatçı, bir tarih hocası: Adnan. Eğer okursanız Üç İstanbul kesinlikle sizi farklı bir kafaya sokan bir roman olacak. Keyifli okumalar...
558 syf.
·52 günde·7/10
Bir İstanbul aşığı olarak, İstanbul’u anlatan kitapları okumaya karar verip de başladığım roman oldu “Üç İstanbul”. Mithat Cemal Kuntay’ın tek romanı. İstanbul’un üç farklı dönemini, halkın üzerinden yansıtmaya çalışmış yazar. Maalesef beklentimi karşılamadı. Meşrutiyet, İstibdat ve İşgal dönemlerinin etkisini -ya uzun sürede okuduğumdan ya da öyleydi ki- belirgin şekilde hissedemedim. Çoğunlukla halkın yaşantısından yola çıkarak, seçtiği karakterlerle bunu göstermeye çalışmış. Ana karakterimiz İttihat ve Terakki yanlısı yazar Adnan, bunun en belirgin örneğiydi. Adnan’ın sefaletten zenginliğe çıkışı, zenginlikten tekrar sefalete düşüşü…

Kitapta onlarca karakter vardı. Bir kısmının adı değişikti misal: Sakallı Vasfi. Bu nedenle isimleri aklımda tutmakta -ayrıca kim kimin neyiydi, nesiydi- zorlandım. Dili bakımından ağır olup bir sürü anlamını bilmediğim eski sözcük vardı. Sık sık googledan anlamlarına bakmak durumunda kaldım. Kitabın bir kısmı halkın birbiri hakkındaki dedikodulardan oluşuyor desem yeridir. Sanırım daha çok o dönemin halkını tanımak açısından faydalı bir kitap oldu. Sürükleyici değildi. Merak duygumu güdülemediğinden uzun sürede anca okuyabildim.

Benim gibi İstanbul’u sevenlere ve o dönemleri merak edenlere önerebileceğim bir kitap. Aksi takdirde sıkılıp bırakabilirsiniz. ;)
558 syf.
·22 günde·Beğendi·10/10
Uzun zamandan sonra daha bitirir bitirmez tekrar okumak isteği duyduğum , fakat bu keyfi ötelemeye karar verdiğim bir roman oldu Üç İstanbul. Yazarın başkaca romanı var mı diye baktığımda üzülerek tek romanı olduğunu gördüm. Üç İstanbul ; Abdülhamit'in istibdat dönemi , Meşrutiyet ve işgal yıllarında İstanbul ' da İttihat ve Terakki mensubu avukat Adnan'ın hikayesi merkezinde birbirine tesadüflerle dolaşık hayatların hikayelerini anlatıyor. Hırs, menfaat, zaaf gibi duygularla insanların sürüklenebileceği hayat hikayelerinin belki de en uç örneklerini yazar mükemmel bir örgü ile ilmek ilmek örmüş romanında. Hiçbir sadeleştirme yapılmadan okura ulaşan romanın dili zaman zaman sözlük desteği istese de bu haliyle bile fazlasıyla anlaşılır. Tekrar okumak için sabırsızlanıyorum.
558 syf.
·35 günde·Beğendi·10/10
Mithat Cemal Kuntay'ın tek ve efsanevi romanı; Üç İstanbul...
Üç İstanbul adından da anlaşılacağı üzere İstanbul'un üç dönemini anlatıyor.

Bunlardan ilki Sultan Abdülhamid'in 33 yıl süren simsiyah istibdat dönemidir. Bu dönemde İstanbul'un içinde bulunduğu hali vaziyetini çok güzel betimliyor.

İkinci İstanbul ise 10 Temmuz inkılabı ile başlayan Hürriyet'in hakim olduğu Meşrutiyet İstanbul'u. Bu kısım da oldukça güzel anlatılmakla birlikte kitabın ana karakteri olan Adnan'ın bu dönemde ki faaliyetleri hayal ürünüdür. Çünkü kitapta anlatıldığı gibi Merkez-i Umumî azası olan bir Adnan bulunmamaktadır. Kitapta ki olayların büyük çoğunluğu gerçeklere paraleldir.

Üçüncü İstanbul'umuz ise İşgal İstanbul'udur. Bu dönemde İstanbul'da ne gibi bir yaşantının hüküm sürdüğünü görüyoruz.

Mithat Cemal Kuntay'ın Üç İstanbul romanı bu üç devri bir romanda toplayan ve layığıyla anlatan en nadir eserlerin başında gelmektedir. Tarihi roman sevenlere tavsiyem mutlaka okumalarıdır.
558 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Bu kadar kötü olamaz. Şartlar kötü olabilir, olaylar kötü olabilir, insanların içinde de yine kötülük olabilir. Ama bütün karakterler bu kadar kötü ve midesiz olamaz. Olmamalıydı. Bir iki insan haricinde kitapta elle tutulur mert diyeceğimiz karakter yoktu. Herkes mi aldatır? Herkes mi iki yüzlü olur? En azından ufak bir sevecenlik görmek isterdim. Yani vardır belki ama yazar yansıtmayı tercih etmemiş sanırım. Kısacası bu kitap benim insanlara karşı umutlarımı söndürdü. Bu sitemimi dile getirmeden başlamak istemedim. Yoksa içimde kalırdı. Duygusallığı bir tarafa bırakırsam edebi yönü güçlü bir eser. Betimlemelerine, anlatım gücüne bayıldım. İnsan ruhunu yansıtması da aynı şekilde. Yazar kendi içindeki hislerini okuyucuya oldukça güzel aktarmış. O dönemi yazarın gözünden hissedebiliyorsunuz. Başarılı bir eser ama hemen bitirmeye kalktığınızda sizi sıkabilir. Çünkü bir karakterin ömrünün belli bir kısmını ayrıntılarıyla anlatıyor ve ben bazı bölümleri olmasa da olurmuş gözüyle okudum. O yüzden geniş bir zamanda keyfine vara vara (ki ne kadar keyifle olacağı şüpheli. Malum neşeyle okunacak bir eser sayılmaz) okumanızı tavsiye ederim.
558 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Üç Istanbul 'u okurken, bu kadar çok kitap okuyup, böyle bir kitabı bunca zaman nasıl okumadigima hayıflanıp durdum.
Kitap 1930 lu yıllarda basılmasına rağmen, diliyle asla yormayan, okurken alıp giden bir dille yazılmış. Edebî yönden zirve yapmış bir eser.
Osmanlı zamanının Istanbul'unun üç ayrı dönemini anlatıyor. Istihdam, Ittihat ve Terakki, Mütareke. Ve yazar, bunu kitabın ana karakteri olan Adnan üzerinden yapıyor. Adnan'in fakirlik, zenginlik ve hastalık dönemleri Istanbul'a uyarlanmış. Ah o ne hayat ne insanlar geldi geçti bir bilseniz.
Ilk 150 sayfasına kadar bana, Dostoyevski'nin Budala'sini, Karamazov Kardeşlerini anımsattı. Bir çok isim, bir sürü karakter, bir curcuna ki sormayın. 150 den sonra nasıl akıp gitti anlamadım.
Kitabın arka kapağında, "bugüne kadar yapılmış bütün sıralamalarda daima ilk 10'a girmiş efsanevi roman Üç Istanbul'u okumuş olanlara katılın " diyor. Eee ne duruyorsunuz? O vakit okuyun :)
706 syf.
·13 günde·Beğendi·Puan vermedi
Karakterizasyonu son derece geniş olmasına, olayların dağınık olmasına rağmen kitap güzeldi. Adnan'ın Yıkılan Vatan adlı romanı daha güzel ifadeler içeriyordu bana göre.

Kitapta Son derece ilginç ve orijinal benzetmeler var. Tasvirler de oldukça canlıydı.
558 syf.
·Puan vermedi
Üç dönem istanbulunu anlatan muhteşem bir eser tarihin içinde edebiyat zarifligi ile kayboluyor insan. Mithat cemal akici bir dil kullanmis kesinlikle tavsiye ederim
576 syf.
Değerlendirmesine ne yazacağımı tam olarak kestiremediğim bir roman oldu. Hayatımda ilk defa bir kitabı yarıda bırakmaya ramak kalmıştı. Çok ağır işleyen bir romandı, dahası haddinden fazla karakter vardı. Bir türlü içine çekemedi beni. Buna rağmen hakkında duyduğum övgülerin etkisiyle, bir kaç bırakma teşebbüsüne rağmen devam ettim.

Roman İstanbul'un üç dönemindeki insan ve toplum portrelerini sunuyor. Bunlar Abdülhamid dönemi, İttihatçılar dönemi ve nihayetinde Cumhuriyetin ilk yılları...

Ruhu çürük, ahlaksız bir toplum var romanda. Yakup Kadri'nin Sodom ve Gomorre, Kiralık Konak, Peyami Safa'nın Sözde Kızlar romanlarıyla paralellik arz eden bir roman.

Dediğim gibi, çok zor okudum, ilerlemedi bir türlü. Ancak çok esaslı birkaç aforizma buldum ve altlarını çizdim.
576 syf.
·19 günde·10/10
Mithat Cemal Kuntay tarafından yazılan Üç İstanbul'u ilk defa Celal Şengör'den duyduğumda, işgal altındaki İstanbul hakkında yazılan çok fazla roman olmadığına şaşırmıştım. Abdülhamit, Savaş ve Mütareke şeklinde üç farklı dönemde işlenen bu roman, Muharrir Adnan Bey'in yaşamından kesitler sunmakla birlikte, basit gözüken kararların ne kadar acı sonuçları olabileceğini gözler önüne seriyor.

Türklerin Balkanları terk etmek zorunda kalmaları, adım adım parçalanan Osmanlı Devleti ve gerçek memleket sevdalıları ile çıkar peşinde koşanların hikayeleriyle harmanlanan roman, günümüz Türkiyesi için de bir özet niteliği taşıyor.

En son ne zaman ciğerlerimi bu denli nefessiz bırakan bir roman okuduğumu hatırlamamakla birlikte, tüm kitap boyunca tek bir ismi okumak için heyecanlandığımı anımsıyorum; Mustafa Kemal! Atatürk adına çok az bir yerde değinilmesine rağmen, Ankara'dan yürütülen Kurtuluş Mücadelesi'nin, dönemin şartları içerisinde ne kadar zor bir iş olduğu harika bir şekilde okuyucuya aktarılıyor.

Tüm bunların yanında ise yüreğindeki acıyı yakinen hissettiğiniz Şair Raif'in varlığı ve muhalifliği...
Adnan Süheyla`nın bu haline "tesadüf " diyemiyordu. Güzel yüzler ancak onlar, tesadüf tü. Bu derin kalp, bu gösterişşiz zeka tesadüf olamazdı.
Mithat Cemal Kuntay
Sayfa 121 - Oğlak yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Üç İstanbul
Baskı tarihi:
Mart 2009
Sayfa sayısı:
558
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753297202
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Oğlak Yayıncılık
Baskılar:
Üç İstanbul
Üç İstanbul
Üç İstanbul
Türk romanının kilometre taşlarından biri daha Oğlak Yayınları'nda...
Yirmiyi aşkın, önde gelen roman kahramanı, bir romanı roman yapan bütün ruh çözümlemeleriyle karşınızda. Bir o kadar sayıda gerçek tarihi kişilikler ile başka yardımcı unutulmaz tipler romana ustaca yedirilmiş...
Simsimyah ve 33 yıl sürmüş Abdülhamit dönemi baskısıyla "istibdat İstanbul'u"... Özgürlük adına iktidara gelenlerin yönetimde olduğu ama Abdülhamit'e rahmet okutturan "Meşrutiyet İstanbul"u... Batan bir imparatorluğun bütün sefaleti ile ülkeyi işgal edenlere yaltaklanmada birinci olanların "işgal İstanbul"u...
... ve bütün bu İstanbul'ları dikey olarak kesen bir yazar hayatı: Muharrir Adnan Bey.
Bugüne kadar yapılmış bütün sıralamalarda daima ilk 10'a girmiş efsanevi roman Üç İstanbul'u okumuş olanlara katılın.
(Arka Kapak)

Mithat Cemal Kuntay'ın Üç İstanbul'u yazarın sağlığındaki ilk ve tek özgün baskıdan (1938, Suhulet Kitabevi - Semih Lütfi Yayınları [ayrıca Rauf Mutluay'ın baskıya hazırladığı 1976 ve 1983 Sander Yayınları baskıları da vardır]) yazım ve noktalama standartlaştırmalarının dışında, hiçbir sözcük değiştirilmesi ya da sadeleştirilmesi yapılmadan, Raşit Çavaş tarafından yayına hazırlanmıştır. Mithat Cemal Kuntay'ın kitaba kendisinin eklediği dipnotlar aynen korunmuştur.
(Kitabın İçinden)

Kitabı okuyanlar 288 okur

  • Birkan Şen
  • Eren Mestan
  • Ozi cevik
  • Zeynep Tuğçe
  • Rumeysa Köktaş
  • Cahit
  • Çağla
  • İrem Alatlı
  • Anna Karenina
  • Betül Özdemir

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8
14-17 Yaş
%4
18-24 Yaş
%22
25-34 Yaş
%34
35-44 Yaş
%18
45-54 Yaş
%6
55-64 Yaş
%2
65+ Yaş
%6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%46.9
Erkek
%53.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%22.8 (23)
9
%14.9 (15)
8
%20.8 (21)
7
%5 (5)
6
%6.9 (7)
5
%1 (1)
4
%3 (3)
3
%1 (1)
2
%0
1
%1 (1)