New York Sinir Bilimleri Merkezi’nde çalışan Joseph LeDoux adlı bir nörolog, araştırmasında; düşünen beyin yani neokorteks henüz karar aşamasındayken, amigdalanın yaptığımız şeyi nasıl denetim altına aldığını açıklıyor. Duygusal zekânın merkezinde, amigdalanın işleyişi ve neokorteksle olan ilişkisi yatmaktadır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Böylesi duygusal patlamalar sinirlerin korsanlığıdır. Bulgulara göre, o anlarda limbik beyindeki bir merkez acil durum mesajı verip beynin geri kalan kısımlarını da o duruma odaklar. Korsanlık bir anda oluşan bir durumdur ve düşünen beyin, yani neokorteks, yapılanın doğru bir hareket olup olmadığı bir yana, daha ne olup bittiğini kestiremeden bir dizi tepkilerin başlaması demektir. Bu korsanlık anlarının en önemli özelliği, kişinin o anı atlattıktan sonra kendisinin de neye uğradığını bilememesidir.
Neokorteks düşüncenin beşiğidir; duyular aracılığıyla algılananları bir araya getirip anlaşılır kılan merkezlerden oluşur. Hissettiklerimize düşünceyi katar ve fikirler, sanat, simgeler, hayaller hakkında bir şeyler hissetmemizi sağlar.
Beyin sapı denilen ilkel kökten, duygu merkezleri gelişmiştir. Evrim süresince, milyonlarca yıl sonra, bu duygu alanlarından, üst katmanları meydana getiren karmaşık kıvrımlı dokuların soğan şeklindeki oluşumuyla ‘’düşünen beyin’’ yani “neokorteks” evrilmiştir. Düşünen beynin, duygu merkezlerinden gelişmiş olması, ikisi arasındaki ilişkiyi aydınlatmaktadır. Duygusal beyin, akılcı beyinden çok daha önce var olmuştur.