Gizem Akyol

Gizem Akyol
@KitapSahnesi
10/10
·166 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mart 2026 02:40
Herkesin tutsak düşebileceği, bizleri kilitleyip daha ötesine geçmemize izin vermeyeceği an’ları ve zihinsel acıları olabilir. Mesela; Sağ çıkılması mümkün bile olmayan toplama kampındaki tutsak hayatından, Viktor Frankl nasıl olmuştu da sağ çıkabilmişti? Kendinizi bir toplama kampında tutsak olarak hayal edin (ya da fikirlerinizin, beklentilerinizin, dış etkenlerin baskıları altında ezilen bir tutsak…) Bu zor şartlar altında dahi hayatı anlamlı kılabilecek bir yaşam amacınız var mı? Her gün ama her gün fiziksel ve de ruhsal eziyet gördüğünüz bir ortamda, yaşama istencinizi besleyebilecek bir yaşam amacı…! ….Var mı?…. Kitabında, Frankl’ın kendi tutsaklık öyküsü yer almaktadır. İnsanı değersizleştiren, sıfırlayan seviyedeki o ortamda Frankl yaşama gücünü, kavuşmayı hayal ettiği eşine olan sevgisinde ve bitirmeyi hayal ettiği kitabının heyecanı ile ayakta tutabilmiştir; o tutsaklığının içinde bunlarla bir anlam bulabilmiştir. Üstüne bir de bu deneyimlerinin bir sonucu olan Logoterapi’nin temellerini atmıştır. Ona göre insan böylesine korkunç şartlar altında bile özgürlüğünü, zihinsel bağımsızlığını ve onurunu koruyabilir çünkü insandan bir şeyin dışında her şey alınabilir; o da kitapta yer verdiği şu satırlarla açıklanabilir “İnsan özgürlüklerinin sonuncusu; yani belli koşullar altında insanın kendi tutumunu belirlemesi, kendi yolunu seçmesi.”
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,2bin okunma
Reklam
9/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2020 9. kitabı
“Stefan Zwieg iyi ki bu dünya gezegeninden geçmiş” dedirten kitaplarından birisi. Kitapta; vatan ile aşkı ve benliği ile gerçekler arasında sıkışmış kalan bir hayat öyküsü kaleme alınıyor. Okudukça da insanı satırlar arasına mıknatıs gibi çekiyor.
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
9/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2020 12. kitabı
Normal ile anormalliğin arasındaki farkı belirleyen çizgi nerede başlayıp nerede bitiyor? Yaşamı daha derin algılayan, sorgulama yetileri daha daha geniş ve kapsamlı olan insanların ; kendisi gibi düşünmeyen ya da daha yüzeysel yaşayan insanlar tarafından “normal kabul edilmemesinin” sebebi ; -sıradan düşünenler- sayısının daha fazla olmasının talihsiz ve toplumsal bir sonucu mudur? Bir şeyin doğru veya yanlış oluşuna çoğunlukta kalan görüşler mi karar vermektedir? diye için için düşündürttü çiğnemeden yutulan bu kısacık ama derincik kitap. . . Kitap, gerçek esaretin ne olduğunu sorgulatıyor bir yandan. Kendi zihninin içinde yaşamak mı yoksa fikirlerini özgür bırakarak deliler koğuşundan sayılıp orada tutsak kalmak mıdır gerçek esaret? Zihnindeki düşüncelerin etkisiyle kendini yalnızlığa mahkum eden insanın, kapalı kapılar ardına mahkum edilmiş bir insana neler hissettirebileceğini yaşamadan bilmenin de imkansızlığını gözler önüne seriyor Çehov’cuğum.
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma