Bir zamanlar Hasenan aşiretinde, yıllardır birbirine düşman olan iki kabile varmış. Aralarında çok kan dökülmüş; belki elli can bu kavgaların kurbanı olmuş. İki kabile de, birbiriyle konuşmayı bırak, yan yana bile gelmeyi istemez hale gelmiş. Derken, bir gün bu aşiretin karşısına güçlü bir düşman, dışarıdan gelen büyük bir tehlike çıkmış. İşte tam o anda, bu iki düşman kabile, eski kinlerini bir kenara bırakıp omuz omuza vererek dış düşmana karşı birlikte savaşmaya karar vermiş. Birbirlerine baktıklarında, belki kalplerinde eski yaralar acımış ama dışarıdan gelen tehdidin kendi iç meselelerinden daha büyük olduğunu bilmişler. O düşmanı defedene kadar birbirlerine kenetlenmişler.
Bu hikâyeden çıkarılacak o kadar ders var ki! En basit topluluklar bile zor günlerde iç kavgalarını bırakıp birbirlerine destek olmayı bilirken, bugün bazılarımız küçük dargınlıkları unutmuyor ve böylece dışarıdan gelen tehditlere karşı zayıf düşüyoruz. Oysa Müslümanlar olarak, harici düşmanlara karşı birleşmek, aramızdaki kırgınlıkları unutmak, kardeşçe omuz omuza vermek gerekmez mi?
Bu halimiz, İslam toplumunun sosyal hayatına zarar veriyor. Oysa bizim, birbirimize destek olmamız, el ele verip aynı hedefe yönelmemiz gerekiyor. Çünkü dışarıdan gelen fırtınalar karşısında ancak birlik olursak ayakta kalabiliriz.