Söz ettiğim yatağa girerken oyuncak bebeğimi de hep yanıma alırdım. İnsanların bir şeyi sevmesi lazım ve böyle bir şeyın yoklugunda solmuş, minyatür bir korkuluk kadar dağınık, cansız bu oyuncağı sevmeye ve bağrıma basmaya karar vermiştim ben de. Şimdi bu küçük ahşap oyuncağa nasıl da saçma bir samimiyetle, neredeyse canlıymış ve hisleri varmış gibi bağlandığımı düşününce çok şaşırıyorum. Geceliğimin içine oyuncak bebeğimi sokmadan hiç uyuyamazdım; o orada güvende ve sıcakken, her zamankinden daha mutlu olur, mutluluğun böyle bir şey olduğunu düşünürdüm.