Eğer iyimserlik ve karamsarlık ölçülerimiz teknolojik medeniyetin hayatımızı etkilemesinin derecesine bağlı ise onmaz bir kötümserliğe mahkum etmiş oluruz kendimizi.
İslam'da sınırlar dıştan konulmuş yasaklar olmaktan çok içten benimsenen mükellefiyetler biçimindedir. Bu yüzden İslam'ın insana yükümlülük olarak sunduğu görevler, emir ve nehiyeler münkir ve münafıklar için bir yük, külfet, baskı unsuru olarak görünecektir. Ama aynı davranışlara muhatap olan mümin için bu sınırlar, kolaylığı kendi biçiminde saklı faaliyet alanlarıdır.
Olaylara sadece bakmak üstümüze düşeni yaptığımız hissi vererek bizleri rahatlatabilir. Oysa bizler bakmakla yetinmeyip aynı zamanda görmek zorundayız. Görmek ise meseleleri kavramakla başlıyor.