Napolyon Mısır seferini en büyük kahramanları olarak addettiği Büyük İskender ve Julius Caesar'ın adımlarını takip etme fırsatı olarak görüyor, Mısır'ı Hindistan'a giden yolda bir sıçrama tahtası olarak kullanma ihtimalini düşünüyordu. Mısır'ı işgal etme fikri Fransız ihtilalinin ardından hem yabancı tiranların baskısı altında ezilen halklara özgürlük götürme vaadinde bulunan ihtilalin tutkulu savunucularına, hem de Doğu Akdeniz'de Britanya nüfuzuna darbe indirmek isteyen Carnot ve Talleyrand gibi ölçülü stratejistlere cazip geldi. Napolyon Mısır'ı "Dünyanın Coğrafi Anahtarı" olarak tanımlıyordu, gayesi bölgedeki Britanya ticaretine darbe indirip onun yerine Fransız ticaretini ihya etmekti. Genç general sefere çıkarken kaptan Cook'un "Seyahatleri" Montesquieu'nun "Kanunların Ruhu" ve Goethe'nin "Genç Werther'in Acıları" eserleri de dahil olmak üzere Tarih, Coğrafya, Felsefe ve Yunan Mitolojisini konu alan çalışmaları içeren özel olarak derlenmiş 125 kitaplık bir kütüphaneyi de yanında götürecekti. Napolyon tüm bunların yanında Ermeni ve Dürzilerin inancını anlayabilmek için "Kitab ı Mukaddes'i" Müslümanları anlayabilmek için "Kuran'ı Kerimi" ve Hintlilerin inancına vakıf olabilmek için "Vedaları" edindi. Napolyon Büyük İskender' in Mısır, İran ve Hindistan seferlerine çıkarken yanına bilginleri ve filozofları aldığını pekala biliyordu. Genç General de benzer bir dürtüyle bu seferin yalnızca fetih gayesi taşımamasını aynı zamanda kültürel ve bilimsel bir etkinlik haline gelmesini istiyordu. Bu doğrultuda coğrafyacılar, botanikçiler, kimyagerler, antika meraklıları, mühendisler, tarihçiler, yazıcılar, astronomlar, zoologlar, ressamlar, müzisyenler, heykeltıraşlar, mimarlar, şarkiyatçılar, matematikçiler, ekonomistler, gazeteciler, inşaat mühendisleri ve balon