Bir gün hayatının içine işleyen desenleri karardığında ve renkleri solduğunda, içindeki her şey dışarı çıkmak ister gibi seni sıktığında; bir bahar mevsimi toprağa hafifçe düşen yağmuru seyret, ölümü değil, dünyanın bir yerinde yeniden ve yeniden doğan yaşamı hatırla.
Sanki yarım bir insan olarak yola devam et demişti ona Şifacı. Yarım bir insan ol, ol ki tamama er, demek istemişti. Peki ama bunca vakittir yarım bir insan değil miydi?
O, eşsiz; o, emsalsizdi. Yüreğini kor gibi yakan, ona namütenahi tarifsiz hisler katan bir düştü o; o, üçüncü defa kendini kendine yenik düşüren, benliğinin özünden parıldayan bir katreydi.