Doğru, ya bütün olur, ya hiç olmaz... Dostum, sizin bahsettiğiniz sağlam kıymetler ancak bir lokma, bir hırka yaşamağa razı olanlar içindir. Sizin gibi her şeyi ve hepsini birden isteyenler için değil! Bütün ve halis(saf) şahsiyet her şeyden evvel kendisiyle yetinmeyi icap ettirir.
Fazilet pazarlık götürür mesele değildir. Onun içindir ki eskiler insan tabiatını olduğu gibi kabul ederek söze başlarlardı. Hani şu: “Cümlenin malümudur ki tabiatı-i beşeriyye..."
Her şekilde memnun ettiğime kani olduğum bu adamın sonradan aleyhimde bulunması hakikaten şaşılacak şeydir. Fakat, “Düşenin dostu olmaz!” sözü Van Humbert’ten ve benden çok evvel söylenmiş sözdür. Onun için kendisine karşı hiçbir hiddet ve kin duymadım. Sadece olmasa daha iyi olurdu, diye düşündüm
Kimi bir parça ekmek için hayatını,
Kimi bir parça altın için ruhunu satar.
Kimileri nehir yatağını,
Kimileri ise düşkünler evinin çöpünü arar. Böyledir onurlu memleketin yaşamı,
Para her zaman istediğini yapar.
İnsan eti ucuzdur. İnsan ruhu ise çok daha ucuzdur.
-FANTASIA-
..Yok efendim, kendi personelimizi kendimiz yetiştireceğiz. Viyanalara kadar ecnebi mütehassıslarla mı gittik? O zamanlar herkes mütehassıstı. Çünkü kendimize güveniyorduk.
Ah bu büyük kelimeler ve büyük benzetmeler... Belediye reisi Kanunî Sultan Süleyman’ın topu, tüfeği, mızrak ve zırhıyla ortaya atılan kim bilir kaç yüz bin kişilik ordusuna karşı ne yapabilirdi; tek çaresi şöyle haysiyetli bir ricatti.
-Evet, meselenin başı bu.
-Esasen çok insan var. Hayri Bey şimdi listeyi tanzim etti.
Belediye reisinin tereddüdü başka yerden geliyordu: Yalnız, malüm ya, böyle meselelerde... Bu kadar personeli birden bulmak... Dedikodu, filândan bahsediyorum. Tavsiyeli, tavsiyesiz...
Halit Bey bir el işaretiyle bütün bu vehimlere son verdi:
Biz bu meseleyi hallettik. Müessesemize tam referansı olmayan, iyi tanımadığımız kimse giremez. Bunun için de prensipimiz gayet sağlam. Memurlarımızın yarısı, kendi akraba ve yakınlarımız olacak. Yarısı da dışardan güvendiğimiz yüksek insanların tavsiyelileri. Böylelikle her nevi dedikoduyu önlemiş olacağız... Herkes kefaleti umumiye altında çalışacak.
Belediye reisi bunu çok beğendi.
Hiç hatırıma gelmemişti, bu. Hakikaten kestirme yollar buluyorsunuz, Halit Bey. Bu prensip bir yığın güçlüğü ortadan kaldırır. Demek imtihan yapmayacaksınız?
-Hayır, asla...
-Şahadetname, fılân?..
-Hayır efendim, hayır... Onlar alelade memuriyetler için lazım gelen şeylerdir. Halbuki bu hayatın bizatihî kendisi olan bir iş. Memur değil, mütehassıs ister... Hem böylece barem müşkülâtından kurtuluruz.
ikisi de mânalı şekilde bakıştılar.