Josephino – Vallahi Râkım, zevk sahibi bir çocuksun! İnsansın! Bahtiyarsın! Mesutsun!
Râkım – Hamdolsun bahtiyarım, mesudum. Ama insanlığımı böyle övünerek ortaya koyacak kadar bulamıyorum.
Josephino – Mutluluğundan, insanlığın daha büyüktür, daha çoktur! Özellikle mutluluk insan içindir, zevk sahibi olan içindir.
Râkım – iltifat yine çoğaldı. Lakin sebebi?
Josephino – Sebebi şu ki böyle bir seyahat lezzetinin, Avrupa'nın hiçbir tarafında bilinmediğini iddia edebilirim. İstanbul ahalisinin içinde de yüzde biri bu seyahati düşünmemiştir zannederim.
Râkım – Pek doğrudur. Ama bunda bizi bu kadar övmeye değer bir şey göremiyorum. Sabahı Allah şekillendiriyor. Bu denizi, bu mevkii de o yaratmış. İnsanların medeni gelişmeleri de seyahatimiz için şöyle bir kayık vücuda getirmiş. Bunların hepsi kadri bilinecek nimetlerdir. Bundan sonra kendimizi düşünelim... Bana senin gibi bir dost, Canan gibi bir arkadaş, dadı kalfa gibi bir de anne vermiş. Bu nimetlere de ilave olarak bugün şu âlemi, şu seyahati, şu sefayı yapmak neyi gerektiriyorsa onu iki saatte kazanabilecek kuvvet verdi. Artık bu kadar nimet elde olup zevkini çıkarmazsa beni adam yerine bile koymamalıdır.