Hatice Aleyna Özpolat

Hatice Aleyna Özpolat
@Kitapdostuhatice
Üniversite Mezunu ve İkinci Üniversitesini Okuyor
Kıbrıs, Lefkoşa
Malatya, 6 Aralık 1999
570 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Kitap yorumum
10/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 22:36
Hayatımda okuduğum en ters köşe romanlardan biriydi. Işıl Işık gerçekten polisiye romanı yazmada çığır atlamış harika bir yazar. İnsanın aklına dahi gelemeyecek olaylar silsilesi okurken heyecandan sürekli gözlerinizin büyüdüğü bir roman okumak istiyorsanız bu kitaba şans verin derim. Romanın konusundan bahsedecek olursam emniyet teşkilatının deneyimli komiseri olan Devin, hayatının bir günde altüst olacağından habersiz. Çözmeye çalıştığı bir cinayet soruşturmasının üstü kapatılmış; hırslı, kolay kolay vazgeçmeyen genç kadının görev yeri değiştirilmiş. Devin'in yeni görevi hem daha zor hem de daha hassas: Peş peşe kaçırılan çocukları bulmak. Aylarca çözülmeyen bu vakalarda failin bıraktığı ilginç bir de ipucu var: Simli bir kardan adam kartpostalı. Dahası bu korkunç suçun yeni odağı bizzat Devin'in kendisi. Bir yandan kaçırılan çocukları aramaktan, bir yandan da kapatılan cinayet dosyasını canlandırıp aralarındaki olası bağlantıları çözmekten başka çaresi yok. Üstelik bunu yaparken soruşturmadan sorumlu olan, soğuk ve ketum Esmer Başkomiser'le uzlaşmanın bir yolunu da bulmalı. İpuçlarının adım adım peşinde, soluksuz bir kovalamaca sonunda Devin'i hayatının en sarsıcı şoku beklemekte. Düğümler çözülecek, sırlar açığa çıkacak ve herkesin hayatı sonsuza dek değişecek.
Polisiye
Kardan Adamın KülleriIşıl Işık · Artemis Yayınları · 2025588 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
KİTAP İNCELEMEM
8/10
·632 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 10:40
Uzun zamandır okumayı ertelediğim ama bitirdiğim andan itibaren "Keşke daha önce okusaydım" dediğim muazzam bir başyapıtla karşınızdayım. Bu dev eseri bitirmem biraz uzun sürdü; ama amacım hızlıca sayfaları tüketmek değil, her bir cümleyi, o dönemin atmosferini ve felsefesini sindire sindire okumaktır. İyi ki de öyle yapmışım.Kemal Tahir’in güçlü kalemiyle hayat bulan Devlet Ana, sadece bir tarihi roman değil; bir milletin köklerine, adalet anlayışına ve yönetim felsefesine tutulmuş devasa bir aynadır. Kitabı tek kelimeyle hayranlıkla okudum. Kitap, 13. yüzyılın sonlarında, Ertuğrul Gazi’nin yaşlandığı ve Osman Gazi’nin yavaş yavaş tarih sahnesine çıkmaya başladığı bir dönemi anlatıyor. Anadolu’nun Moğol baskısıyla sarsıldığı, Bizans’ın çökmeye yüz tuttuğu ve feodalite (derebeylik) kıskacında kıvrandığı bir kaos ortamında; Söğüt ve çevresinde küçük bir uç beyi olarak filizlenen Osmanlı’nın, "cihanşümul" bir devlete dönüşmesinin ilk adımlarına şahit oluyoruz. Kemal Tahir, Osmanlı’nın kuruluşunu savaş meydanlarından ziyade, o dönemin toplumsal yapısı, insan ilişkileri, inançları ve ekonomik dengeleri üzerinden işliyor. Roman, Batı'nın köleci/feodal sistemine karşı Doğu'nun (Türklerin) insani, adil ve korumacı "Kerim Devlet" (Devlet Ana) anlayışını harika bir tezatla ortaya koyuyor. Kemal Tahir’in kullandığı dil ilk başta yoğun gelebilir ancak sayfalar ilerledikçe o dönemin ruhunu yansıtan destansı ve yerli anlatım sizi tamamen içine çekiyor. Halk dilini, deyimleri ve tarihi terimleri kullanıştaki ustalığı büyüleyici. Devlet Ana, tarihimizin hangi zorluklardan, nasıl bir adalet ve hoşgörü temeliyle yükseldiğini anlamak isteyen herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap. Sayfa sayısının gözünüzü korkutmasına izin vermeyin; sunduğu edebi tat ve tarihi derinlik her bir
Tarihi Roman
Devlet AnaKemal Tahir · İthaki Yayınları · 20198,9bin okunma
Kitap yorumum
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2026 12:01
Reşat Nuri yine şaşırtmadı ve harika bir eseri daha okumamız için, okuduktan sonra "vay be" dememiz için yazdı. Çalıkuşu romanından sonra bu roman da ilaç gibi geldi. Zehra, bir kasabada başmuallimeyken babasının ölüm döşeğinde olduğunu öğrenir, fakat önce gitmek istemez, gitmeye karar verdiğinde de daha Zehra yoldayken babasını kaybetmiştir. Bir-iki gece babasının evinde kalıp geri öğretmenlik yaptığı kasabaya dönecektir. Babasının tanıdıklarından biri babasının kişisel eşyalarının olduğu sandığı Zehra'ya emanet eder. Zehra da bu sandıkta babasının hatıra defterini bulur ve okumaya başlar. Ama şunu söylemeyi atladım, Zehra'nın tek bir kusuru vardır o da acıma duygusunun olmaması. Zehra babasına ölesiye kinli ve nefret dolu bir evlattır ama hatıra defterini okuduktan sonra bakalım sizleri neleri bekliyor? Reşat Nuri yine harikalar yaratmış dedim bitirdiğimde. İki günde bitebilecek bir romandı. Sizi eğer okuyamama durumunuz varsa kesinlikle ondan kurtaracak bir roman.
Edebiyat
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 202451,6bin okunma
Kitap yorumum
8/10
·308 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2026 13:01
Hüseyin Nihal Atsız ile tanışma kitabım oldu. Açıkçası yazarın dilini çok beğendim. Açık, anlaşılır, yer yer nükteli bir dili var. Son elli sayfasında sıkılmadım dersem yalan olur ama yinede iyiki okumuşum dediğim hatta keşke daha önce okusaydım dediğim bir yazar ve romanı oldu. Yüzbaşı Selim Pusat'ın askerlikten men edildikten sonra yaşadığı ruhsal çöküşü, bunalımı, depresif hallerini yazar çok güzel bir şekilde betimlemiş ve o ruhani çöküşü sanki okuyucu da yaşasın istemiş ve bizlere harmanlayarak sunmuş. Alıntıları paylaşmaktan ellerim ağrıdı diyebilirim. O kadar da verimli bir okuma oldu benim için. Her Türk gencinin okuması gereken bir roman ve yazar olduğunu düşünüyorum. Ama size tavsiye bu romanından başlamayın Deli Kurt romanından başlayın. Ya da Bozkurtlar romanından.
Türklük
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201934bin okunma
Kitap yorumum
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2026 20:35
Michael Ende’nin Momo adlı eseri, ilk bakışta bir çocuk kitabı gibi görünse de aslında her yaştan okura hitap eden, derin felsefi ve toplumsal katmanlar barındıran zamansız bir roman. Hikâye, kimsesiz ve gizemli bir kız çocuğu olan Momo’nun, eski bir amfitiyatroda yaşamaya başlamasıyla açılır. Momo’nun ne çok konuşan ne de gösterişli biri olması dikkat çeker; onun en büyük özelliği insanları gerçekten dinleyebilmesidir. İşte bu “dinleme” yetisi, kitabın kalbinde yatan en güçlü metaforlardan birini oluşturur. Roman ilerledikçe Ende, modern dünyanın en büyük problemlerinden biri olan zaman kavramını ustalıkla ele alır. “Duman Adamlar” aracılığıyla insanlara zaman kazandırma vaadi sunan sistem, aslında onların hayatlarını yavaş yavaş boşaltır. İnsanlar daha hızlı yaşadıkça daha az hisseder, daha az paylaşır ve giderek birbirlerinden uzaklaşırlar. Bu noktada Momo, sadece bireysel bir hikâye olmaktan çıkar; kapitalizm, tüketim kültürü ve verimlilik takıntısına yönelik güçlü bir eleştiriye dönüşür. Michael Ende’nin dili son derece sade ama aynı zamanda şiirseldir. Özellikle zamanın çiçekler şeklinde betimlenmesi, Usta Hora karakteri ve kaplumbağa Kassiopeia gibi figürler, kitabı masalsı bir atmosferle örer. Ancak bu masalsı yapı, gerçeklikten kopuk değildir; tam tersine, okuru kendi hayatını sorgulamaya davet eder. Günlük telaşlar içinde kaybolmuş yetişkinler için Momo, adeta bir durup nefes alma çağrısıdır. Kitabın en güçlü yanlarından biri, “yavaşlık” kavramını bir erdem olarak sunmasıdır. Momo’nun acele etmeden, plan yapmadan ama derin bir farkındalıkla hareket etmesi; modern dünyanın hız takıntısına karşı sessiz ama etkili bir direniş gibidir. Ende, mutluluğun daha fazla şeye sahip olmakta değil, anı yaşayabilmekte ve başkalarıyla gerçek bağlar kurabilmekte olduğunu
Çocuk Edebiyatı
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,3bin okunma