Ebû Süleyman Dârânî anlatır: Hadis yazarken, şerefli isimlerini yazdıkça, “sallallahü aleyh” diye yazar “ve sellem” sözünü yazmazdım. Rüyada kendilerini gördüm. Bana buyurdular ki: Ey Ebâ Süleyman, hadîsde ismimi yazdığın zaman, salâtla beraber “ve sellem”i de yaz. O dört harfdir. Her harfine on sevab vardır. Yazmazsan kırk sevabı bırakıyorsun demektir.” Bizim de âdeti bu idi. Ona Resûlullah, rüyasında: “Sana ne oldu ki, bana salâtı tamam yazmazsın?” buyurdu. Ebû Bekr-i Sıddık buyurdu: “Unutmasından korkan, Resûlullah’a çok salâvat okusun.”
Peygamber efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) yemeğin dibinde kalanını yemeyi sever. *Her kim bir çanakta, kabta yemek yedikten sonra onu sıyırırsa o onun için istiğfar eder* buyururdu.
“Allâhümme’ğfirli hezlî ve ciddî ve hatâî ve amdî ve küllü zâlike indî. Allâhümme’ğfirli mâ kaddemtü vemâ ahhartü vemâ esrartü vemâ a’lentü vemâ ente a’lemü minnî ent-el mukaddemü ve ent-el mu’ahharu ve ente alâ külli şey’in kadîr.”
(Allâh’ım, şaka, ciddi, unutarak ve bilerek benim için yapılması mümkün bütün kusurlarımı mağfiret et. Allâh’ım! Takdim ve te’hir ettiğim, gizli ve âşikâre işlediğim, senin bildiğin her çeşit kusurlarımı bağışla. Mukaddem ve muahhar olan sensin. Her şeye kâdir olan sensin.)