... ben, kendi dışımda kalan birçok şeyi bilmediğim gibi, ne yazık ki insanın aradığını hiçbir zaman, hiçbir yerde bulamayacağını da
bilmiyormuşum. Bulamazmış oysa... Ona benzer birtakım
şeylerle karşılaşabilirmiş belki, çoğu kez bunlardan bazılarını
aradığı şeyin ta kendisi sanabilir, hatta onlara bir an için
sımsıkı, hiç kopmamacasına sarılabilir ve işte böylece,
insanın algılama zayıflığından doğan tatlı bir yalanın içinde
bir süre de olsa oyuncağına kavuşmuş bir çocuk gibi
avunabilmiş ama, nedense aranan asıl şey hep insanın içinde
kalırmış.