Bunun yanında, dünyada Kâinatın Efendisini kendilerine her hususta mutlak imam ve rehber kabul edip, sünnet-i seniyyesine ittiba etmekten şeref duyan gerçek mü'minlere, ebedi âlemde ne büyük ikram ve İlâhi ihsanların hazırlanmış olduğu düşünülsün!
Ebû Leheb, "Neyim olacak? Susuzluk beni ateşten kavuruyor! Hayatımda hiçbir hayır görmedim. Sadece bir tek hayır buldum: Muhammed'i emziren Süveybe'yi azat ettiğim için, bana da şuradan emip sulanmak imkånı bağışlandı" diyerek şehâdet parmağını gösterdi.
Dünya buna da şahit oldu: O Resûl-i Zişan, kısa zamanda Kabe’yi cansız putlardan temizlediği gibi, gönüllerdeki putları da İslam imanıyla yok ediverdi.
Abdülmuttalib, aynıca Ebrehe ordusunun şerrinden ve zulmünden korunmak için Mekke'yi boşaltmalarını, halka tavsiye etti.
Kendisi de birkaç kişiyle birlikte Kabe’nin yanına vardı ve kapısının halkasına yapışarak, "Allahım! Bir kul dahi evini barkımı korur. Sen de Kendi evini koru! Ta ki yanın onların salibleri ve kuvvetleri, Senin kuvvetine galebe çalmasın'' diye dua etti.
Mekke boşaltıldı. Halk, dağ başlarına ve kuytu yerlere sığınarak, Ebrehe ordusunun yapacaklarını beklemeye koyuldu.
Mekke mahzun, Kabe mahzun, Kureyş mahzundu.