Tevhid davasını omuzladığı gün inanç ve fikirlerini paylaşacak tek bir kişi bile yeryüzünde yoktu. Vefatından az önce Arafat dağında irad buyurdukları Veda Hutbesi esnasında ise etrafinda altından halkalar halinde yüz bini aşkın sahabe bulunuyordu. 1400 küsur sene sonra bugün ise, onun getirdiği nurun etrafinda renkleri ayrı, dilleri farklı ve fakat inanç ve gönül birliği içinde bulunan bir buçuk milyarı aşkın ümmeti mevcuttur. Dillerinde onun ismi vardır. Hayatlarında onun getirdiği ebedi nizam hâkimdir.
Aklı yaratan da onun önüne dini koyan da Allah’tır. Allah’ın aklın kavrayamayacağı bir konuyu onun önüne koyarak onu imtihan etmesi, imtihanın doğasına aykırıdır.
Bugün anlamadığımız bir şeyi yarın anlayabiliriz. Çünkü akıl durağan değil, gelişen bir yetenektir. İnsanlık tarihi, dün ‘anlaşılmaz’ denilen şeylerin bugün nasıl anlaşıldığının örnekleri ile doludur.