Birincisi: Teveddüd-ü İlâhi denilen kendini mahlukàtına fiilen sevdirdiği gibi, kavlen ve huzûren ve sohbeten dahi sevdirmek, Vedûdiyetin ve Rahmâniyetin muktezâsıdır.
Yüzme bilmediğimden deniz beni çoğu zaman ürkütürdü ama ne zaman canım sıkkın olsa denizi izlerdim. Denizin üstümde bir büyüsü ya da buna benzer bir şey olmalıydı.