Bakışlarımı gözlerine kilitledim. "Hiçbir şey senin unutman kadar ağır değildi," dedim, boğuk bir sesle. "Sen hatırladığına göre ben de kendi payıma düşeni yapmalı ve o borcu ödemeliyim. Kendi zihnimin efendisi olmadan Arkana'nın efendisi olamam."
"Anlayacaklardır," dedim, onu teselli etmek istercesine. "Ve anlamak, affetmenin yarısıdır. “Zaman, en keskin öfkeyi bile törpüler. Ve bizim bu sürede bir hayli zamanımız olacak, Hisar."
"Hayır," dedi, kararılıkla. Bakışları uzaklara, belki de çocukluğunun o karanlık odalarına gitti. "Beni eksik bir kız çocuğu olarak büyüten, ruhumu eksik bırakan o kadına değil. Beni kendi elleriyle, acıyla, hırsla bir Imparatoriçe olarak büyüten kadına, Rozå'ya çalacağım. Bu resital, bu mirası hak eden tek kişiye, onun anısına olacak."
"Senin yüzünden, demezdim," diyerek onu nazikçe düzelttim. "Sen olmadan olmaz, derdim." Ona bir adım daha yaklaşıp, aramızdaki mesafeyi yok ederek, "Anlasana Hisar.." dedim. "Roza'yı bana anlatan, onun varlığını o karanlıktan çekip çıkartan sendin. Bu düzen, tek bir kişiyle kurulmadı, tek bir kişiyle de değişemez."