Pozan

Pozan
@Kitapozan
Eleman
İstanbul
İstanbul
197 okur puanı
Ocak 2018 tarihinde katıldı
9/10
·280 syf.··
2021 28. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2021 14:28
Kan Ter ve Pikseller |4.5/5| Oyunlarla yakından alakalı biri olsam da oyun yapımına dair eser tüketmişliğim ne yazık ki pek yoktur. Neden olarak benim meraksızlığım bir yana ülkedeki kaynak eksikliği de gösterilebilir. Yabancı ülkelerde oyunlara dair yazılan onca kitap olmasına rağmen neredeyse hiçbiri ülkemize gelmedi. Kan, Ter ve Pikseller ise İthaki’nin bu eksikliği gidermek için attığı adımlardan biri. Kitap, oyun yapmanın aslında ne kadar akıl dışı bir uğraş olduğunu anlatmayı amaçlıyor. Bu akıl dışı uğraşın ya zafere ya da hüsrana doğru giden uzun mesaili, uykusuz ve kahır dolu yollarını, yaşanmış hikayeler üzerinden bize aktarıyor. Kitap 2017’de çıktığı için o döneme yakın tarihte çıkmış oyunlar kitapta kendine yer bulmuş. Pillars of Eternity, Stardew Valley ve Destiny gibi farklı oyunların yapım süreçlerine yer verilmiş kitapta. Şahsen okumaktan fazlasıyla keyif aldım. Yazar, anlatılanları bir hikayeye oturtmayı ve gerçekten yaşanmış bir süreci, maceralı bir yolculuk gibi sayfalara dökmeyi iyi becermiş. Oyunlarla alakası olan herkese bu kitabı tavsiye ederim. İlla ki oyun yapımcılığına ilgili olmak şart değil bence. Çünkü işin yalnızca oynama kısmıyla ilgilenseniz bile bu kitap size oyunculuğunuz anlamında bir şeyler katacaktır. Oynadığınız oyunlarda neyin neden yapıldığı, neden yapılmadığı ya da neden yapılamadığı hakkında tahmin yürütebilmeniz açısından iyi bir kaynak, bu kitap. Bu kitabın ülkemizde yakaladığı başarının başka kitaplar için bir kapı aralamış olacağını ümit ediyorum. Oyun sektörü şu an dünyadaki en çok para kazandıran sektör olmuş durumda ve bence bu durum ülkemizde yayınlanan kitaplara da yansımalı. Kitap hakkında söylenebilecek daha fazla bir şey yok bence. Hem sürükleyici hem de ilgi alanınıza dair size yeni bakış açıları
Kan, Ter ve PiksellerJason Schreier · İthaki Yayınları · 2021619 okunma
Reklam
6/10
·264 syf.··
2021 27. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2021 14:24
Salgın |3/5| Acaba kitabın yazarı, bu korona virüsünün yayıldığı zamanlarda ne düşünmüştür. Daha önemlisi, arkadaşları ya da çevresi onun hakkında ne düşünmüştür. Kitabınızın yayınlanmasının yalnızca birkaç yıl ertesinde, yazdığınıza benzer bir hastalığın tüm dünyayı sarmış olduğunu fark ettiğinizde ne denilebilir ki? Yazarı bilemem ama yayınevleri için bu, kitaplarını pazarlamak için iyi bir fırsat. İthaki yayınları da kitabı piyasaya sürdüğü sırada bu fırsatı kullandı ve ülkemizde kitaba rağbet edildi diyebilirim. Kitap, Shen Humması isimli bir hastalığın tüm dünyayı sardığı sırada kendi hayatıyla cebelleşmekte olan Candace Chen’in hikayesini anlatıyor. Kitabı okumadan önce birkaç yoruma baktığım için kendimi doğru bir beklentiyle kitabı karşıladığıma inanıyorum. Çünkü, Salgın, hikayesindeki Humma kısmını neredeyse bir arka plan olayı olarak kullanmaktan öteye gitmiyor. Bu kitap, bir salgın hikayesinden daha çok salgın felaketi ortasındaki kadının hikayesi. Bunu bilerek okumanız kitaptan alacağınız keyfi değiştirecektir. Ben yine de kitabı sıkılmadan okuduğumu söyleyebilirim. Evet, bir felaket hikayesi bekleyenler ya da post apokaliptik bir hikaye bekleyenler için hayal kırıklığı olabilir. Kitabın post apokaliptik tavrı oldukça pasif. Hikayedeki gerginlik oluşturacak unsurların çoğu karakterin salgın felaketinden önceki hayatını anlatan kısımlarda gerçekleşen olaylar. Temposu yavaş ve diğer felaket kitaplarına göre daha sakin olsa da ben farklı bir felaket hikayesi olduğundan ötürü beğendim. Farklı derken bu pasiflikten bahsediyorum. Salgından sonra internetin çalışmaya devam ettiği bir hikayeden bahsediyoruz. Eğer yoğun karakter odaklı bir felaket kitabı okumak istiyorsanız ve felaket kitaplarındaki yüksek tansiyonla sürekli gerilim hali sizi yıprattıysa bu
SalgınLing Ma · İthaki Yayınları · 2020437 okunma
2/10
·136 syf.··
2021 26. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2021 14:20
Mezarlarınıza Tüküreceğim |2/5| İnsanların bu kitabı okurken tiksindiklerini ve iğrendiklerini anlatan yorumlar okuyunca sanmıştım ki kitapta olağanüstü bir fiziksel şiddet var. Meğer insanların iğrenmesinin nedeni pedofiliymiş ve ben de her ne kadar bunun bir hikaye olduğunu hatırlayarak okuyup bitirsem de pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Öncelikle, bu kitap bir villian, kötü karakterin mercek altına alındığı bir kitap. Bunu kabul etsek dahi kitabın pedofiiye kayan tarafını kabullenemiyor insan, evet, ama karakterin eylemlerini anlatmaktan sakınıldığı zaman geriye hikayeden bir şey kalmayacağı için kitapta buna yer veriliyor ama her şey bir kenara, ben karakterin kötülüğüne inanamadım. Ana karakterimizin ne motivasyonunu ne de amacını, değerli bulmadım. Değerliden kastım, hatırlanabilir, ayrı, farklı. İnandırıcı gelmedi, bir nevi. Denilebilir ki; karakter o kadar ayrık ve sapık biri ki inanılabilir bir motivasyonu olmadan bu eylemleri gerçekleştirmesi karakterin asıl olayı… yazarın bunu verebildiğini düşünmüyorum. Giriş ve sonuç kısmı, gelişmede yaşanan olayların havada kalmasına neden olacak kadar yetersiz. Vian, hikayeyi bir gizeme bağlamış ve karakterin yaptığı tüm iğrençliklerin nedenini son kısımda öğrenmemizi istemiş. Durum böyle olunca, kitapta olandan daha çarpıcı ya da daha farklı bir şey bekliyorsunuz. Şahsen ben onu bulamadım. “Kitabı okumayın, çok iğrenç,” yorumları bir kenara, oldu da kitapta yaşananları okumayı etseniz dahi sizi güzel ya da sürükleyici bir hikaye karşılamıyor ne yazık ki. Bu yüzden bu kitabı beğenmedim ve Vian’ın elinden böyle bir iş çıkmış olmasından dolayı üzüldüm. Öykülerine bakınca yazarın bundan çok daha iyi bir iş ortaya koyabileceğini düşünüyordu insan ki yazarı öldüren de bu kitap olmuş zaten. Kitabın film uyarlamasını
Mezarlarınıza TüküreceğimBoris Vian · İthaki Yayınları · 20181,933 okunma
8/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2021 25. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2021 14:18
Kurtadam |4/5| Boris Vian’ın bir diğer öykü kitabı olan Kurt Adam, İthaki yayınlarının Modern serisinde yayınlandı ve gidişata göre diğer Vian eserleri de Modern çatısı altında okurla buluşacak. Bunun pek bir önemi yok, evet, asıl önemli olan benim bu kitabı bir roman zannetmem. Halbuki arkasında basbayağı ‘öykü’ yazıyor ama ben kitabın ilk öyküsü olan Kurtadamı bir roman sanmıştım kitabı kitapçıda incelerken. Aslında bu bilinçsizlikten ziyade bir umuttu çünkü kitabın ilk öyküsü olan Kurtadamı bir hayli beğenmiştim, uzun uzun okuyabileceğimi düşündüğüm bir hikayeydi. Ne yazık ki bir öyküymüş. Neyse ki kitapta başka güzel öyküler vardı da üzüntümün üzerine iyi bir teselli oldular. Her ne kadar ‘Karıncalar’ isimli kitaptaki öyküleri daha çok beğenmiş olsam da bu kitaptaki öykülerin de fena bulmadım. Karıncalar kitabındaki öykülerde olduğu gibi bu kitaptaki öykülerde de bir sınır yok. Her an her şey olabiliyor ve öykü herhangi bir şekilde bitebiliyor. Vian’ın bu özelliğini seviyorum çünkü birçok anlatının artık klişeleştiği ve birçok kurgunun tahmin edilebilir olmaya başladığı günümüz dünyasında Vian’ın eserleri oldukça anlamlı kalıyor. Herkese direkt tavsiye edebileceğim bir yazar değil Boris Vian. Öncesinde bazı şeyleri kabullenmeniz gerek, orta yerde biten hikayeler gibi, ansızın araya giren absürt birtakım dinamikler gibi ya da bir öykünün diğerinden apayrı bir atmosfere sahip olması gibi. Bunları kabullenip de öykülerine giriş yaparsanız keyif alacağınızı düşünüyorum. Şu ana kadar Vian’ın iki öykü ve bir romanını okudum, şu anlık benim için başarılı bir öykücü ama pek iyi bir romancı değil. Öyküler arasından en çok Kurtadam öyküsünü, Aşkın Gözü Kördür öyküsünü ve Düşünür öyküsünü beğendim. Güzel öykülerin gelmeye devam edeceği güzel günler dileğiyle. Kendinize
KurtadamBoris Vian · İthaki Yayınları · 202091 okunma
6/10
·320 syf.··
2021 24. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2021 14:15
Malorie |3/5| Hatırladığım kadarıyla, bu kitabın ve çok satan Kafes kitabının yazarı olan Josh Malerman her yazdığı kitabın farklı bir hikaye anlatmasını istediği için devam kitabı yazmayı düşünmediğini söylemişti. Sonrasında ise Kafes kitabı çok tutunca devamını yazmaya niyetlenmiş ve akabinde de bu kitap yayınlanmıştı. Bu kitabı okuyunca anladım ki zorla yazılan kitaplardan gerçekten de pek hayır gelmiyor. Kafes hikayesinin bence bir devama ihtiyacı yoktu. Yazar da böyle düşünmüş olacak ki hikayemiz Kafes kitabının tam on iki yıl sonrasında geçiyor. Bu kadar ileriye giden bir zaman atlaması yapılması gerekiyorsa keşke biraz daha ileriye gidip çocukların hikayesini okusaymışız. İlk kitapta yazarın size vaat ettiği gerilim aynı şekilde bu kitapta da var. O yüzden, devam kitabını şiddetle bekleyenlerin kitaptan tatminkar bir şekilde ayrılacağını düşünüyorum. Kitabın, önceki kitabın üzerine bir şeyler katmasını ve dünyasını genişletmesini bekleyen okurların ise pek tatminkar olamayacağı kanaatindeyim. Yazar bu konuda birkaç adım atsa da bu konuda kitabın havada kaldığını düşünüyorum. Karakterlerimiz yine bir noktadan diğer noktaya, görmeden ulaşmaya çalışıyor. Görme dışındaki diğer duyuları sayesinde yollarını bulmaya çalışıyorlar. Yaratıklar etraflarında geziniyor ve onlara bakmadan etraflarından geçiyorlar. Hala anlamadığım bir şekilde bu yaratıklar insanlara saldırmıyor. Eğer yazar üçüncü kitabı yazarsa sırf bu yaratıkların neyin nesi olup olmadığını anlamak için okuyacağım. Ne yazık ki bu kitap da o konuya pek değinmiyor. Üçüncü kitap bu konuda daha açıklayıcı olabilir diye umuyorum. Evet, muhtemelen yazar bunu bilerek gizli tutuyor ki bilinmeyenin yarattığı korku duygusu karakterlerle beraber okura geçsin. Yine de bence bazı şeylerin bilinmesi, yaratıkların
MalorieJosh Malerman · Del Rey Books Publishing · 20201,138 okunma
Reklam