Erkekleri koruyucu ve kollayıcı olarak gören gelenek ortadan kaybolmuştu. Bu gözü pek bakirelerin korkacakları bir erkek yoktu ve dolayısıyla korunmaya ihtiyaçları da yoktu.
Ölülerini gömmek yerine yakıyorlardı.
Bizim ölüleri hâlâ gömdüğümüzü duyduklarında çok şaşırdılar; bunun nedenini sordular onlara imanımız icabı bedenin dirileceğine inandığımızı anlattık; onlar da yıllar yılı çürüyen bedeni dirilten Tanrımızın küllerden de diriltip diriltemeyeceğini sordular. İnsanların sevdiklerini yakma fikrinin itici bulduğunu söylediğimizdeyse, çürümeleri fikrinin de bir o kadar itici olup olmadığını sordular. Bu kadınlar rahatsız edici derecede mantıklıydı.
Bir devlette başa geçenler, başa geçmeyi en az isteyenler oldu mu, dirliğin de, düzenin de en iyisi olarak var demektir. Baştakilerin böyle olmadığı yerdeyse, tam tersine, ne dirlik vardır ne düzen.
Kanunların kaygısı bir takım yurttaşlara ötekilerden üstün bir mutluluk sağlamak değil, yurttaşları ya inandırarak, ya zorlayarak birleştirmek, her birine toplum içinde görebileceği iş payını aldırmak, böylece bütün toplumu birden mutluluğa götürmektir. Devlet seçkin yurttaşlar yetiştirmeye uğraşıyorsa, bu onların keyiflerince yaşayıp, dilediklerini yapmaları için değil, devlet düzenini sağlamlaştırmaya yardım etmeleri içindir.