Bu kitap beni resmen köyün ortasına, o toprak kokusunun içine götürdü.
Hasret’in hikâyesi hem duygusal hem de yürekten bir yaşam mücadelesi… Annesiyle verdiği o savaş, o düğünde başlayan bakışmalar ve sonrasında gelen fırtına… Her sayfası içime dokundu.
Yazarın dili öyle akıcı, betimlemeleri öyle içten ki; okurken sanki o köyde, o evde, o pencerede ben vardım.
Hasret’in güçlü duruşunu, gururlu ama bir o kadar da kırılgan hâlini çok sevdim. Erkek karakterin gizemi ve karizması ise hikâyeye ayrı bir tat katmış. Aralarındaki çekim, ne fazla ne eksik tam kıvamındaydı.
Bu kitap sadece bir aşk hikâyesi değil; içinde köy yaşamının sıcaklığı, geleneklerin ağırlığı ve insanın içini ısıtan duygular var.
Okurken hem gülümsedim hem de kalbim biraz burkuldu.