Şu kısa yaşamın dar sokaklarında dolaşırken elinde tuttuğun tutarlılık şemsiyesinin seni ıslanmaktan koruyacağına itimadın öyle tam ki paçalarının çamur içinde kaldığını fark etmiyorsun bile.
Hiçbir şeye şaşırmıyorsun ! Hiçbir şeye şaşırmayacak kadar kendini güvende hissediyorsun.
Başını çevir de lütfen kendine bir bak , bilgiyle sarmalanmış bir güvenin şiddetli bir kararlılıkla keskinleştirdiği bakışların yaşamın onca zenginliği karşında kamaş(a)mayacak denli nasıl da donuklaşmış ?
Sanma ki derdim güneşten ötürü;
Ne çıkar bahar geldiyse,
Bademler çiçek açtıysa ?
Ucunda ölüm yok ya.
Hoş, olsa da korkacak mıyım zaten
Güneşle gelecek ölümden ?
Ben ki her Nisan bir yaş daha genç; 🌸
Her bahar biraz daha aşığım;
Korkar mıyım?
Ah , dostum , derdim başka...
Okuduğum ikinci Nazan Bekiroğlu kitabı La. Akıcı , hızlı okunabilecek , şiirsel bir tad bırakan bir kitap. Konu itibari ile Adem ile Havva, Habil ile Kabil’i Nazanca dinledim. Fakat akıcı olduğu kadar kendini tekrar etmiş. Durumları , olayları çok fazla sıfatlandırmış. Her şeyi olduğu gibi vermiş , okuyucuya izin vermemiş düşünülecek bir şey bırakmamış. Zaman zaman sıkıldım fakat kısa sürede bitirdim. Çok zaman önce okunmayı bekleyen bir kitaptı.