Adı:
Göz İzi
Baskı tarihi:
Aralık 2017
Sayfa sayısı:
90
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054322084
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Göz İzi 

İsteseydin eğer, bir kere isteseydin, evet bir kez gerçekten isteseydin olan olurdu...

Sen hiç istemedin ki dostum! İstemek nedir bilmedin ki! Hiç tutulmadın sen! Tutkuların için ölmedin ki! İsteseydin ölürdün, ölseydin olurdun! Sen hiç olmadın ki! Evet, olmadın, çünkü sen hiç ölmedin! Ölecek kadar istemedin, ölümün pahasına istemedin, ölümüne istemedin! İsteseydin ölürdün, ölseydin olurdun. Oysa ne öldün, ne oldun. Çünkü sen istemedin; İsteğini, İstediğini aslında dile bile getirmedin. Öyle ya, bir kere dile getirseydin, olurdun, bir kez adam gibi aklından geçirseydin hemen orda olmuş ve ölmüş idin.

Sen hiç istemedin ki dostum! İstemesini bilemedin, istemek nedir bilemedin! Çünkü sen ol deyince olduranı hiç tanımadın!
90 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Hayran kaldım, hayret kaldım, şaşa kaldım.
Felsefe mi artık bunun adına her ne diyorsanız
Bu adam bu işi güzel yapıyor. Hayatınızda bu adamın en az bir kitabını okumak zorundasınız. Felsefeyi, düşünmeyi, icabında tefekkür etmeyi istiyorsanız bu adamı okuduğunuzda elinizde olmadan bu şeyleri yapmanızı sağlayacaktır. Farklı bir tarz farklı bir biçim. Ben bu yazarımıza kelimelerle dans eden adam diyorum. Hiçbir kelime basit değildir. Her kelime bir hazinedir. Kelimelere farklı bir anlam getirmiyor, olan anlamını söylüyor sizlere. Ilk kez bu yazarimizın adını duyduğumda ilgimi çekmemişti, adı bana tuhaf gelmişti "Cündioğlu" yani ne diyebilir ki ne yazabilir ki bir "Cündioğlu" bu da diğerleri gibidir kessin dedim kendime işte bildiğimiz şeyleri anlatıyorlar. Ne hikmetse bir gün denk geldi ve bir kitabına başlamamla bu adamı iyiki tanımış ve okumuşum dedim. Eğer kitaplarını okumaya başlarsaniz belkide ilk kitabında bile fark edeceksiniz ki o bir kelime dehası, dediğim gibi kelimelerle dans eden adam diyeceksiniz.
Kitaplarında yer yer farklı kitap isimleri ve özellikle film isimleri söylemesi ilgimi çok çekti. Bir kelime tutar ve sizi farklı diyarlara götürür. Onu içinize işler, düğüm atar kaybolmasın diye, kessin bu adamı okuyun bak sana diyorum bana teşekkür edeceksin aha buraya yazıyorum. Size bir tavsiyem tarafsız bir okuyucu olun ve kimin ne dediği önemli değil senin ne hissettiğin önemlidir.
Her ne ise öve öve bitiremedim kısaca kitaptan bahsedeyim ve bitireceğim.

Göz izi, görmekle bakmak farklı şeylerdir. Şaşiran kişiyi siz nasil tanımlarsınız, ya dalgın olan birinin "Dalgınlik" kelimesi size hangi imajı veriyor ya da başka baska kavramlar
Bu kitapla artık çok saşıracaksiniz...
Okudugun için teşekkür ederim.
90 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Eveeet Dücane Cündioğlu okumaya bu kitapla başlamış bulunmaktayım. Eminim onunla uzun bir maceram olacak. Çünkü sevdiğim türün ne olduğunu sonunda buldum. Roman okumak bana iyi gelmemeye başladı ve ben beni zorlayan, düşünmemi isteyen kitapları okumaya başladım. İlk olarak Çürümenin Kitabı nı okumaya başladım ve hâlâ bitmedi 4 ay geçti :) Bu kitapta tam bu tarzdaydı. Kelimelerin önce özüne inip sonra onlarla oyunlar oynadı yazar ve bu tam da benim sevdiğim şeydi. Romanlarda koşuyordum fakat bu kitaplarda hızlı tempoda yürümek bile zor benim için. Ki zaten koşmayı sevmiyorum hatta yürümeyi de sevmiyorum. Benim gibi olanlar bu kitapları okuyabilirler, keyifli okumalar :)
90 syf.
Dücane Cündioğlu ile kıymetli bir hocam sayesinde tanıştım kitabını da hediye etti . Bugün okuma fırsatım oldu bir kaç saatte bitirilebilecek harika bir deneme kitabıydı ; lakin bir kez daha okunmak suretiyle ...

Kitabı okurken kendime çok kızdım bunca zamandır neden bu yazarı keşfetmemiş ve kitaplarından istifade edememişim diye . İlerledikçe olsun , ya hiç tanımamış olsaydın diye düşünmekten de alıkoyamadım kendimi vesile olana teşekkürler...

Gözümüzü kapattığımız , dilimizi lal ettiğimiz , gerçeklik arayışındaki gerçeklere , kendi gerçeklerimiz gözüyle bakıp bizden istenen asıl hakikat gerçeğinden nasılda uzaklaştığımızı gördüm . Okuduklarım gördüklerimin , hissettiklerimin de ötesinde. Kitabında ana teması şaşakalmanın şaşkınlığı içerisindeyim !

“ isteseydin eğer, bir kere isteseydin , evet bir kez gerçekten isteseydin olan olurdu ...

Sen hiç istemedin ki dostum ! İstemek nedir bilmedin ki ! Hiç tutulmadın sen ! Tutkuların için ölmedin ki ! İsteseydin ölürdün , ölseydin olurdun ! Sen hiç olmadın ki ! Evet , olmadın , çünkü sen hiç ölmedin! Ölecek kadar istemedin , ölümün pahasına istemedin , ölümüne istemedin...

Sen hiç istemedin ki dostum ! İstemesini bilemedin , istemek nedir bilemedin ! Çünkü sen ol deyince olduranı hiç tanımadın ! “


Deneme türünde; edebiyat-felsefe alanında çalışmaları seviyorsanız Dücane hocadan istifade edeniz derim .

Keyifli okumalar ...
90 syf.
Kitabın arka kapağındaki ilk cümle insanın içine oturuyor…

“İsteseydin eğer, bir kere isteseydin olan olurdu.”

Beyhude geçen ömrün acısı fena oturuyor içime ve kitaba mağlup başlıyorum…

Dücane Cündioğlu sözün ustalarından. Artık köşelere sığamıyor. Evladı ıyal derdiyle yazdığı köşe yazılarını bırakalı, kitaplarından istifade etmeye çalışıyoruz kabımızca.

Kitabın önsözü gülümsetiyor acıyı. Zaman zaman uğradığım vehimlere başkalarının da uğruyor olması hafifletiyor zihnimi. Gülüp geçiyorum kendime…

“Çevremizdeki insanlar ne kadar da hallerinden memnun görünüyorlar. Bir şey bildikleri, okuyup öğrendikleri yok ama kendi hallerince ne kadar da mutlular! Oysa biz güya deliler gibi okuyoruz, sabahtan akşama tartışıp duruyoruz, bu arada birçok şey öğrendiğimizi de sanıyoruz ama buna karşın halimizden pek memnun olduğumuz söylenemez. Her şeyden evvel yalnızız bu dünyada neler olup bittiğini anlamak için çektiğimiz onca ızdırab da cabası. Hiçbir şey bilmesek daha iyiymiş aslında. Baksana, her şeyden habersiz bir halde öylesine aptalca yaşamak, akıllı olmaya çalışmaktan daha keyifli görünüyor…
Sanırım yanlış yoldayız…”

İncecik bir kitap, birkaç sayfa okuyorum, hazmetmek için ara verdiğimde gözüm tekrar okumuş olduğum sayfalara dalıyor. Bir ileri iki geri bitiriyorum kitabı, azalarak. Azalmayı dileyerek. İstemenin ne olduğunu bilmediğimi öğrenerek…( henüz sadece bilmediğimi öğreniyorum) Yenilginin, istemenin başlangıcı olduğunu…

“İstemek… Olmayı istediğin, olmasını istediğin şey için ölmeyi göze almak, ölecek kadar istemek, hatta olmak için, olması için ölmek demek…”

“Bile istemeye yaşamaya yenilmeden yaşamanın kendisini yenemeyiz. Yaşam düşkünlüğü yaşamı ıskalamanın ta kendisidir çünkü.”

Bazı kelimelerin aynı cümle içinde döne dolaşa tekrar tekrar kullanılması kafa karıştırıyor, kelime oyunu mu acaba dedirtiyorsa da yazarın üslubuna alışkın olanlar için sıkıntı oluşturmuyor. Bilakis düşündürüyor. Şaşırtıyor hatta.

“Bu dünyada şaşkınlığın bedeli ödenmedikçe sanatçı, dalgınlığın bedeli ödenmedikçe düşünür olunamaz, zira şaşkın şaşkın dolaşmak sanatçıların, dalgın dalgın dolaşmak düşünürlerin şanındandır. Doğrusu utanılacak bir tarafı yoktur bu zaafların.”

Mevzu “Göz İzi”ne geliyor nihayet; hayânın, iffetin var olduğu sadırlarda bulunan işaret… Dikkat çeken bir tavsiyesi talib olana…

“O halde Ey talib, yüzünde göz izi kalmasından utanma, başkalarının yüzünde iz bırakmaktan utan!

Son olarak aklımıza bir çentik atıyor usta: “aklından zoru olanın ödeyeceği bedel yanmaktır, aşkından zoru olanın ödeyeceği bedel ise yanmamaktır” söyleyin bakalım sizce hangisi daha büyük bir ceza?

Sahi hangisi?
90 syf.
Evin en sevdiğim duvarına yaslandım, göz izi yeni bitti, pencere açık, bir kuş ısrarla sesini duyurmaya çalışıyor, çabası takdir edilesi, gün batmak üzere, bizim burada gün sanki hep farklı bir güzellikle kayboluyor sanki her gün farklı bir tablo gibi... (durun durun fotoğrafını çekeyim hemen https://i.hizliresim.com/aY2YyO.jpg )
Bu aralar bir memnuniyetsizlik aldı başını gidiyor bende, sebebi de basit aslında hayat telaşı, çoğu şeyi fazla dert ettim kendime bu sebeple geçinemiyorum kendimle, tek kendimle de değil etrafımdaki herkesle, şımarıklık yaptığımı düşündüğüm oluyor ama yok yok bu şımarıklık değil, tanımlayamadım da neyse... Her gün birbirinin aynısı, hep öyle zaten dediğinizi duyar gibiyim ama bu sefer başka, bu zamana kadar hiç bu kadar aynı olduğu olmamıştı, çıkamıyorum bu sevimsiz döngünün içinden... Kuş hâlâ ötüyor, bir süreliğine o benim yerimde ben de onun yerinde olsam nolur sanki, bir süreliğine diyorum yani insan olmaktan, istemekten, düşlemekten, düşünmekten vazgeçemiyorum ama tüm bunların ağırlığını da bir süre olsun duymak istemiyorum... Doğru ağır geliyor düşünmek, istemeyi istemek, vazgeçmemek, çaba göstermek ve inanmak.
Aklı ve kalbi aynı bedende taşımak, zor işte...
Dur daha bitmedi, daha ne zor söyleyeyim; bilmek zor.
Hayrete düşmeden bilinmezmiş.
İlim için hayret gerekmiş.
Sonra; yaşamak zor, insan kalabilmek zor, utanmak zor...
Ah yeter artık!
Kuş gitmiş, hava çoktan kararmış. Oda kapkaranlık, işte şimdi tam zamanı dinlemenin https://youtu.be/zd6NeCMJ-ac özlemişim...

Kuşku duymadan isteyebilmek... Biraz bunu deneyeyim. Ama önce istemeyi bilmeliyim.

Kitap sorularla dolu onları düşünürken yazıldı bu satırlar. Kitabı okurken; kendi sorularım bana yetiyordu, diye bir sitem etsemde onların çoğunun cevabını bildiğimin farkındayım. Ne diyordu yazar; "Hakikaten çok yazık. zihninde cevabı olmayan bir tek soru bile yok!"

Not: Kitabın ne anlattığını, benim kitaptan ne anladığımı kendime saklayarak yazdığım bir inceleme oldu.

İyi okumalar herkese...
İsteseydin ölürdün, ölseydin olurdun! Sen hiç olmadın ki! Evet, olmadın, çünkü sen hiç ölmedin! Ölecek kadar istemedin, ölümün pahasına istemedin, ölümüne istemedin!
90 syf.
·4 günde
Kolay kolay her kitabi okumam Dücane hocamin kitabini da uzun araştırmalar sonucunda okuma listeme aldim iyi ki de almışım Modern Türk filozofu diyebileceğimiz sorgulamalarla dolu ve kitapta altini çizeceğim satir yerine altini çizmeyeceğim satirlar aradim .Beni gerçekten tatmin etti.Dücane Hocami okumaya devam.
İsteseydin eğer, bir kere isteseydin, evet bir kez gerçekten isteseydin olan olurdu...Sen hiç istemedin ki dostum! İstemek nedir bilmedin ki! Hiç tutulmadın sen! Tutkuların için ölmedin ki! İsteseydin ölürdün, ölseydin olurdun! Sen hiç olmadın ki! Evet, olmadın, çünkü sen hiç ölmedin! Ölecek kadar istemedin, ölümün pahasına istemedin, ölümüne istemedin! İsteseydin ölürdün, ölseydin olurdun. Oysa ne öldün, ne oldun. Çünkü sen istemedin; İsteğini, İstediğini aslında dile bile getirmedin. Öyle ya, bir kere dile getirseydin, olurdun, bir kez adam gibi aklından geçirseydin hemen orda olmuş ve ölmüş idin.Sen hiç istemedin ki dostum! İstemesini bilemedin, istemek nedir bilemedin! Çünkü sen ol deyince olduranı hiç tanımadın!
Dücane Cündioğlu
90 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Birbirinden bağımsız gibi görünen fakat birbirine bağlı denemelerden oluşan,günlük hayatımızda rastgele kullandığımız birçok kelimenin sandığımızdan ne de çok anlam yüklü olduğunu öğreten aynı zamanda sahip olduğumuz dilin değerini ve inceliklerini bilmediğimizi yüzümüze yüzümüze vuran bir kitap.
Öyle ince görüntüsüne aldanmayın.Bazen bir cümleyi anlayabilmek için defalarca okuduğum oldu.Yani böyle "çerezlik" diye tabir edilen kitaplardan değil.Sakin bir zamanda sindire sindire okunması gereken kitaplardan.Deneme türü yazıları seviyorsanız tavsiyemdir efendim.
düşünmek..dusekalmak...hayret etmek...kainata dalmak....her sey bir hayretle başlar...düşünmeyle devam eder ve iliklerine kadar hissetmeye son bulur..
90 syf.
·2 günde
Nasıl başlasam bilemedim. Öncelikle, Dücane Bey'in ilk olarak birkaç konuşmasını dinlemiştim, bu kitaba sonra başladım. Şöyle ki, güzel ve farklı bir bakış açısı, düşünce kavrayışı var. Bu düşüncelerine bir de bizleri düşünmeye çokça iten düşünceler olunca gayet yararlı şeyler söylüyor. Tabi içini doldurup, çıkarıp kendinize uydurmak size kalmış bir şey.

Kitaba gelince; bir deneme türü ve düşünebilmek, şaşırmak, istemek gibi konular ele alınmış genel olarak. Söylemeliyim ki gerçekten bazı şeylere hiç de bakmadığım yerlerden bakması çok benim için çok güzel bir şey oldu. Anlatım ise birkaç zor kavramın olması dışında gayet akıcı. Tek sıkıntım sayfa başlarında çok fazla kendini tekrar etme durumu var, hem anlatım hem de konu bakımından.

Bir şeyleri merak etmek gerekir o şey ile bilgi sahibi olmayı istemek için ve bu da şaşırmayla mümkün. Ben de Dücane Bey'in bakış açısına şaşırdığım için girdim bu yola, iyi de olmuş. Gayet güzel bir eser gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim; iyi okumalar efendim.
Baksana, her şeyden habersiz bir hâlde öylesine aptalca yaşamak, akıllı olmaya çalışmaktan daha keyifli görünüyor.
Çocuklar cevaplarını bildikleri soruları sormazlar; yetişkinlerse umumiyetle cevaplarını bildikleri soruları sormayı tercih ederler...
...
Bunun içindir ki çocuklar ikna edici cevabı alamadıklarında, yetişkinlerse bekledikleri cevabı alamadıklarında rahatsız olurlar.
"Çok istiyorum ama olmuyor" dedi genç delikanlı; "Ne yapsam olmuyor. İnanınız, elimden geleni yaptığım halde olmuyor."
"Sen istemek nedir hiç bilmiyorsun ki!" diye cevap verdi yaşlı adam hafifçe sesini kısarak... "Gerçekten isteseydin, olurdu. Evet, hiç boşuna yorma kendini, isteseydin, eğer gerçekten isteseydin, olmak istediğin, olmasını istediğin olurdun. Olmadığına göre sen henüz istememişsin demektir."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Göz İzi
Baskı tarihi:
Aralık 2017
Sayfa sayısı:
90
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054322084
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Göz İzi 

İsteseydin eğer, bir kere isteseydin, evet bir kez gerçekten isteseydin olan olurdu...

Sen hiç istemedin ki dostum! İstemek nedir bilmedin ki! Hiç tutulmadın sen! Tutkuların için ölmedin ki! İsteseydin ölürdün, ölseydin olurdun! Sen hiç olmadın ki! Evet, olmadın, çünkü sen hiç ölmedin! Ölecek kadar istemedin, ölümün pahasına istemedin, ölümüne istemedin! İsteseydin ölürdün, ölseydin olurdun. Oysa ne öldün, ne oldun. Çünkü sen istemedin; İsteğini, İstediğini aslında dile bile getirmedin. Öyle ya, bir kere dile getirseydin, olurdun, bir kez adam gibi aklından geçirseydin hemen orda olmuş ve ölmüş idin.

Sen hiç istemedin ki dostum! İstemesini bilemedin, istemek nedir bilemedin! Çünkü sen ol deyince olduranı hiç tanımadın!

Kitabı okuyanlar 337 okur

  • Emine Oğuzyiğit
  • sitare
  • zayazingo
  • Rabia Şanlı
  • İsa
  • Nesrin aslan
  • Hasan Tok
  • Mlkm
  • Merve
  • Hicran

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%12.2
14-17 Yaş
%4.1
18-24 Yaş
%24.5
25-34 Yaş
%40.8
35-44 Yaş
%16.3
45-54 Yaş
%2
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%64.7
Erkek
%35.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35.9 (33)
9
%21.7 (20)
8
%21.7 (20)
7
%13 (12)
6
%4.3 (4)
5
%3.3 (3)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0