Cenab-ı Aşk

8,6/10  (34 Oy) · 
113 okunma  · 
47 beğeni  · 
1.723 gösterim
Var Eşref oğlu Rumî bil hakikat Vücûdu fâni etmektir adı aşk. Varlığa gelen her âdemin kendini varlığa getirene ihtiyacı iki cihettendir; ilki varlığa getirdiği için, ikincisi varlığını sürdürmesini sağladığı için. Evet, varlığa gelmenin bir sebebi olduğu gibi, var kalmanın, varlıklı olmanın da bir sebebi vardır. İki farklı sebepten değil, bir sebebin iki cihetinden sözediyoruz aslında. Varolabilmemiz için muhtaç olduğumuza varlığımızı sürdürmek için de muhtaç olmaktan... Böylelikle varolanların tümü iki sıfatla muttasıf olmak zorunda: vücûd ve beka. Demek ki aşk vücûdu baki kılmak için çırpınanların değil, vücûdu fâni kılmak için çabalayanların mesleği. O halde Cenab-ı Aşk yâriniz ve yardımcınız olsun efendim!
  • Baskı Tarihi:
    2016
  • Sayfa Sayısı:
    142
  • ISBN:
    9786054322060
  • Yayınevi:
    Kapı Yayınları
  • Kitabın Türü:
Meryem Yılmaz 
 12 Ara 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Cenab-ı Aşk ile 6 yıl önce karşılaştık :) çok severek, altı çizilmiş satırları durup durup tekrar okuyarak, okudukça başka başka kapıları zorlayarak ve okunmasını çokça tavsiye ederek geçirdim bu vakti. Geçenlerde yine Cündioğlu'nun Göz İzini okuyup incelemesini (#25319289) yazınca aklıma geldi Cenab-ı Aşk, aslında niyetim ona da bir inceleme yazmaktı, denedim olmadı ben de tekrar okurum dedim, iyiki öyle yapmışım.
Dücane Cündioğlu hakkında birşeyler yazabilirim evet ama bunun kesinlikle yetersiz olacağını baştan belirteyim çünkü ben kendisine de eserlerine de orta düzeyde bile hakim miyim bilemiyorum ve acayip bir adam kendisi, çok yönlü, çok dilli, bazen ibretlik bazen hayretlik sözler sahibi, olmayacak! kapıları çokça kurcalayan, yer yer bunları buyurgan bir tavırla dile getiren ama çok okuyan, çok yazan, çok düşünen, müzik, sanat, felsefe, tarih, edebiyat, psikoloji, sosyoloji, dilbilim gibi sıralanabilecek birçok dalda yetkin bir şekilde konuşmayı başaran acayip bir adam. Seveni çok severken, yere vuranı da aynı ölçüde aşırıya kaçabiliyor bence. Her kesimden diş bileyeni çok yani. :) Tehlikelidir böyle yazarlar, körü körüne sevmemek, şiddetle nefret etmemek gerekir kanaatimce ve elbette kıyısından köşesinden de olsa mutlaka okumak.
93'te notlandırarak hazırladığı Elmalılı Hamdi Yazır'ın Hak Dili Kur'an Dili meal çalışmasından tutun, İmam-ı Gazali, Mehmed Akif, Cemil Meriç gibi kıymetli isimlere dair yazdıklarının yanında, Sanat ve Felsefe, Mimarlık ve Felsefe gibi eserleri de kaleme almıştır.

Cenab-ı Aşk ise 3 temel bölümden oluşan bir arayış kitabıdır sanırım; aslında arananın ne olduğunu, arayanın kim olduğunu her birimizin fazlasıyla bildiği fakat zaman zaman bilmeye yanaşmadığımız, bilmediğimizi sandığımız, bildiğimizi reddettiğimiz yahut kusur bulduğumuz "KENDİNİ BİLME, TANIMA" yolculuğunda zihnimizi zorlayan, kendimize olan sabrımızı yoklayan bir eser bu. Kendini(nefsini) bilen Rabbini bilir, ifadesiyle bir yol alış.
-Her ne kadar "Kendini bilen Rabbini bilir.” anlamına gelen rivayetin hadis olup olmadığı konusunda tartışma var olsa da İbn Teymiye bunun mevzû olduğunu söylerken, İbn Arabî bunun hadis olduğunu ve keşfen bunun sahih olduğunu gördüğünü söylemiştir. 'Edebu’d-din ve’d-dünya' kitabında benzer bir hadise yer verilmiştir. (bk. Aclunî, 2/262) -
("Nevevî dedi ki: Nebi’den (s.a.v.) sabit değildir. Fakat, manası sabittir. Denildi ki: Kendi cehaletini bilen, Rabbinin ilmini; kendisinin fâni olduğunu bilen, Rabbinin baki olduğunu; kendisinin âciz ve zayıf olduğunu bilen, Rabbinin kudret ve kuvvetini bilir.")

Cündioğlu da "Kimse sana sende olmayanı veremez; bu nedenle sen sende olanı bulmalı, bulman gerekeni sen kendinde aramalısın." derken 'Cenab-ı Aşk yardımcın olsun' diye bitiriyor bu sözünü.
Yardıma çokça muhtaç olduğumuz o kapıda, hakkıyla durmadıkça bulacağımız nedir ki zaten?

Israrla üzerinde durduğu bir mesele var kitapta; hayret makamına varmak, bunu kimi sayfalarda açıkça ifade ederken kalanlarda başka meseleleri alıp bu noktaya getiriyor, nefsini bilip, kendini tanıyıp mertebeni yükselt-ebil-me noktasına ulaşmanın ehemmiyetinden bahsediyor defaatle.
Bu mesele aslında hiç yabancı olduğumuz bir konu değil. Tasavvufî gelenekte "Hak yolunda kulun en büyük engeli kendi nefsidir. Manevi kirlerden temizlenmeyen nefis Yüce Allah'tan perdelidir, ilahî sevgiden mahrumdur." ifadelerinin üzerine bina edilir nefis terbiyesi. Nefis terbiyesi de aslında kendini bilmek yani en nihayetinde haddini bilmektir. Nefis mertebelerini, gayesi kul olma olan dünya yolculuğunun mihenk taşları diye tanımlayabiliriz bu durumda.
(https://sorularlaislamiyet.com/...e-nefsin-mertebeleri)
Cündioğlu da "yani önce devran, sonra seyran ve en nihayetinde hayran olmalı, olabilmeli" derken bunu kastediyor sanırım.
Kitap boyunca Niyazi Mısrî'lerden, Molla Camî'lerden, Eşrefoğlu Rumî'lerden dem vuruyor, beyitlerin üzerinden anlam yolculuklarına çıkarıyor bizi ve "acaba bir kez olsun kendimize tâlib olamaz mıyız?" diyor sonra geri adım atıyor, hem 'matlûb' hem 'tâlib' olmanın bedelinin oldukça ağır olduğu gerçeğini koyarak önümüze.

Varıp sona doğru geldiğimizde "bir kafes bir kuş aramaya çıktı" isimli bölümde ölüme kapı aralanıyor. Bu seferki okumamda defalarca kurcaladığım denemeler bu son kısımda. 'Ölmeden önce ölmek' mümkün olmalı ki "..ölümün üstesinden gelmeyenin üstesinden gelir ölüm" le karşı karşıya kalmayalım. Derde derman aramakla geçirdiğimiz ömürlerimizin bir kıymeti olsun ve aslında "derdimizin dermanımız olduğunu bilip ıstırabından zevkyâb olmaya çalışalım."

Ölümden bahsedilir de yalnızlık bahsi es mi geçilir, dünyada yalnız olmak ise yaman bir haldir. "Dünya insana kendisinin unutturur; insan kendisini fark ettiğinde ise dünyayı unutur." O halde yalnızlık dünya gurbetinde dünyaya fazla dalmışlığın ödenen en ağır bedeli.

Bunlar anlatılırken gözüme takılan ve pek sevdiğim bir ifade var; dünyaya gelmiş olmayı *bu-ara-ya* gelmek olarak ifade ediyor. Ara'da olmak, *bu-ara-da* yaşamak.
"Kısacası 'olmak' arada-olmak bu-ara-da, bu-an-da olmak; ölmek aradan, bu-ara-dan, bu-an-dan çıkmaktır!" "Olmak ölmektir çünkü."
Bir de 'öldükçe yaşamak' başlığı altında Masallar'a getirir sözü, hani şu vakti zamanında büyük bir dikkatle dinlediğimiz, okuduğumuz masallara, halihazırda çocuklarımızın da hala okuyor oldukları.
"Peyniri kaptırmamayı, şarkı söylemeye yeğledik hayatımız boyunca. Bilemedik ki o bed sesimizle şarkı söylemeyi göze almadıkça/alamadıkça, peynire sahip olmanın bir anlamı kalmayacaktı hayatımızda."
Bazen hayata baş aşağı bakabilmeliyiz o halde, sahip olduğumuz 'peynirler'in anlamını idrak etmeliyiz ucunda kaybetmek bile olsa, ya da bunu başarabilmiş soluklara ulaşmalıyız, bunca yazılmış boşa yazılmamış elbet, bir tür ufuk genişlemesine kapı aramalıyız.. Ne kadar erken olursa o kadar iyi.. Vesselam..
Keyifli okumalar..

ismail sali 
 17 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

"Sen" aramak için elime aldığım kitabın daha ilk sayfalarında "sen kimsin?" sordu Cündioğlu.. "Sen" aramakla meşgul iken, meşgul olduğumu sanır iken "ben" ile tanıştırdı..Ürperdim, kitabı kapattım.. Ama Cündioğlunun soruları aklımdan çıkmadı.. Silbaştan kitaba yeniden başladım, bu kez tanıştırdığı "ben"i aramak, bulmak, tanımak için yola çıktım.. Yola çıkmakla birlikte yoldan çıktım.. Şimdi yola dönme zamanı.. Yola dönebilirsem aradığım "ben"e gidebileceğim.. Göz İzi'nden kavradığım sokak aralarına dalma ile Cenab-ı Aşk'ta "ben"i arıyorum.. "Ben" bulununca, "Ben" ile Söz'ün Özü'nü anlamaya çalışacağım... Dücane Cündioğlu'nu herkes okumalı.. Tabir-i caiz ise, "ben"i benden aldı ve bana "ben"i aratıyor..

Fatmanur Atay 
17 Eki 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Aynı zamanda felsefi olarak okuduğum ilk kitap. Ve gayet güzeldi. Bazı yerlerde öyle cümleler kurmuş ki, üzerinde uzun uzun düşünülecek cinsten. Okuduğum cümlelerde bilmediğim kelime olmadığı halde anlamakta zorlandığım yerler oldu. Ama düşünüp anlayınca nasıl yazmış bu cümleyi diye de düşünmedim değil:) kaliteli cümleler kurmuş yazar, okunması gereken bi kitap.

انيسه 
08 Şub 10:09 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Dücane Cündioğlu -Hocam-Kendimizi tanıma yolculuğunda beynimizi oldukça zorlayan, kendimize olan dirayetimizi, sabrımızı yoklayan yazar... Beni benden alıp, yarı yolda bıraktığım beni, bana hatırlattığı için Hocama teşekkür ederim. Yazdığı her cümle derin anlamlar ve gerçeklik taşımakla birlikte, hemen hemen her sayfasında yazarında yaptığını yaparak cümleler üzerinde tefekkür etmeye, iç sesimi dinlemeye başladım. Kalemini ağır bulmadım aksine kelimeler ahenk içerisindeydi. Mutlaka okunması gereken enfes bir yapıt(!)
Kendinizi bulmanız ümidi ile Cenab-ı Aşk yardımcınız olsun(!)

Hatice 
27 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Aslında kitapla alakası olmayan bir girişle başlıyormuşum gibi olacak ama affola. :) Yarın mezun olduktan sonra ki ilk ciddili iş hayatına adım atışım. Ve ne yapmam ne hissetmem gerektiğini bilmediğim bir zamanda sevgili Dücane abi, bu kadar duygu karmaşası yaşarken hani kalbin pır pır attığını hissettiren yeni ufuklar yeni kapılar açan tabiri caizse ilaç gibi gelen güzellikler vardır ya hani hah tamda öyle oldu benim için tekrardan ona teşekkür ediyorum. Kitap o kadar güzel mükemmel özellikle hayata dair mükemmel nokta atışları yapmış. . Ve kitabı merak edenlere tavsiyem alın ve okuyun şimdiden keyifli okumalar :) Sözlerimi bir alıntı ile bitirmek istiyorum "sürü içinde sürü gibi yaşamak denildi ve fakat sürü içinde, sürü gibi yaşamak denilmedi. çünkü sürü içinde yaşamak kaçınılmaz ve fakat sürü gibi yaşamak'tan kaçınmak -azmedilirse- pekâlâ mümkün."

samet kara 
09 Oca 09:52 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 6/10 puan

Dücane Hoca'yı ilk defa okudum. Çok ilimli birisi. Konuları bu kitapta çok güzel seçmiş. Kalemi ağırdı diyemem hafif bir yazısı var. Ancak konular derin olunca, kitapta derin oluyor haliylen.Özenle okunması gereken bir kitap.

Numan KARA 
 14 Kas 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kesinlikle okunması gereken mükemmel bir kitap. Dücane hoca öyle kelimeler kurmuş ki insan bayran kalıyor. Bu yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve okumaya devam edeceğim. Kesinlikle okuyun.

Elzem Çelik 
09 Şub 21:55 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · Puan vermedi

Kitap bazı benzer kavramlar arasındaki ince lakin bir o kadar önemli farklar hakkında farkındalık oluşturdu. Mevzusu olanın Mevzisi olacağı gibi.. Ufkumu aşan bir eserdi.. Herkesin okuması gereken tadı damağımda kalmış bu kitap yazarın diğer kitaplarını da alma refleksi oluşturdu bende..

Özge Köse 
29 May 2017 · Kitabı okudu · 9 günde · Puan vermedi

"Kendi" olmayı anlatan, ne olduğundan çok "ne olmalı" ile ilgilenen, dış seslere kapılmış hayatlara fener tutmaya çalışıyor. Sorgulatan bir deneme olmuş. İç sesiyle yaşadıkları arasında çelişenlere tavsiye edilebilir.

Kitaptan 117 Alıntı

Kimse sana sende olmayani veremez; bu nedenle sen sende olani bulmali, bulman gerekeni sen kendinde aramalisin.

Cenab-ı Aşk, Dücane Cündioğlu (Sayfa 12 - Kapi)Cenab-ı Aşk, Dücane Cündioğlu (Sayfa 12 - Kapi)
Ahmet 
16 Kas 2017 · Kitabı okudu · 8/10 puan

" Kişinin kendini bilmesi, biraz da haddini bilmesi demektir. "

Cenab-ı Aşk, Dücane Cündioğlu (Sayfa 8)Cenab-ı Aşk, Dücane Cündioğlu (Sayfa 8)
Ahmet 
16 Kas 2017 · Kitabı okudu · 8/10 puan

" Kendini niçin özlemiyorsun?
Özlemiyorsun; zira sen hep senden gayrısıyla oyalanıyorsun. "

Cenab-ı Aşk, Dücane Cündioğlu (Sayfa 80)Cenab-ı Aşk, Dücane Cündioğlu (Sayfa 80)
Ahmet 
 14 Kas 2017 · Kitabı okudu · 8/10 puan

" Bilgi, bilene değil, bilinene dayanmalı,
bileni değil, bilineni temsil etmelidir. "

Cenab-ı Aşk, Dücane Cündioğlu (Sayfa 9)Cenab-ı Aşk, Dücane Cündioğlu (Sayfa 9)
Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
09 Oca 08:27 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Ne diyordu Yunus?
Şahne kendisi olmuş kendi zindan içinde.
Yani hem gardiyan, hem mahkum. Tutan da kendisi, tutulanda. Hem zindanın dışında hem de içinde. Sadece parmaklıklarının önünde değil, aynı zamanda da arkasında da.

Cenab-ı Aşk, Dücane Cündioğlu (Sayfa 95 - Kapı Yayınları)Cenab-ı Aşk, Dücane Cündioğlu (Sayfa 95 - Kapı Yayınları)

Bir bak bakalim, nerede o elinde fener cadde cadde, sokak sokak dolasan, "neyi ariyorsun?" diye sorduklarinda "kendimi ariyorum" cevabini veren mecnunlarin?

Cenab-ı Aşk, Dücane Cündioğlu (Sayfa 12 - Kapi)Cenab-ı Aşk, Dücane Cündioğlu (Sayfa 12 - Kapi)
Meryem Yılmaz 
25 Nis 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

"Ayrılmak terk etmek demek. Terk etmekse unutmak. Terk edilen şeyler unutulur, unutulan şeyler ise terk edilir. Ölüm ise hatrlamadır; ölüm kavuşmadır; ayrılmak değil, birleşmektir. Vuslatın diğer adı​ ölüm. Hatırlamak yani. Kendini hatırlamak, kendinle kalmak, kendini bulmak, kendinin olmaktır ölüm. Yaşamak da bu yüzden beterdir ölümden."

Cenab-ı Aşk, Dücane Cündioğlu (Sayfa 107 - Kapı Yayınları)Cenab-ı Aşk, Dücane Cündioğlu (Sayfa 107 - Kapı Yayınları)