Cenab-ı Aşk

·
Okunma
·
Beğeni
·
6,2bin
Gösterim
Adı:
Cenab-ı Aşk
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
142
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054322060
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Baskılar:
Cenab-ı Aşk
Cenab-ı Aşk
cenab-ı aşk
Var Eşref oğlu Rumî bil hakikat Vücûdu fâni etmektir adı aşk. Varlığa gelen her âdemin kendini varlığa getirene ihtiyacı iki cihettendir; ilki varlığa getirdiği için, ikincisi varlığını sürdürmesini sağladığı için. Evet, varlığa gelmenin bir sebebi olduğu gibi, var kalmanın, varlıklı olmanın da bir sebebi vardır. İki farklı sebepten değil, bir sebebin iki cihetinden sözediyoruz aslında. Varolabilmemiz için muhtaç olduğumuza varlığımızı sürdürmek için de muhtaç olmaktan... Böylelikle varolanların tümü iki sıfatla muttasıf olmak zorunda: vücûd ve beka. Demek ki aşk vücûdu baki kılmak için çırpınanların değil, vücûdu fâni kılmak için çabalayanların mesleği. O halde Cenab-ı Aşk yâriniz ve yardımcınız olsun efendim!
142 syf.
An itibari ile büyük bir zevk ile okumuş olduğum, Dücane Cündioğlu'nun Cenab-ı Aşk adlı kitabını bitirmiş bulunmaktayım. Sizlerle paylaşmış olduğum alıntılardan da fark etmiş olduğunuz üzere kitap son derece hassas konuları içeriyor. Sizleri bulunduğunuz ortamdan alıp bambaşka diyarlara, başkalarının penceresinden dünyaya bakış açısı kazandırıyor. İçeriği dolu dolu olan bu kitabı siz değerli bütün arkadaşlarıma okumalarını tavsiye ederim. Şimdiden iyi okumalarınız olsun.
142 syf.
Estağfirullah min külli mâ kerihallah

Evvela, Dücane Cündioğlu'nu şahsen hiç dinlemediğimi yalnızca kalemini dikkate aldığımı, kelimeleri ince ince işleyişine hayran kaldığımı, hakikat mevzuularına düşkünlüğü sebebiyle okuduğumu ve kitabı da Gelenek Yayınları'ndan okuduğumu belirtmek isterim.

Saniyen, Dücane Cündioğlu'ndan okuduğum ikinci kitap olan Cenab-ı Aşka Dair isimli kitabı, Ölümün Dört Rengi'nden zayıf bulsam da didiklediği mevzuuların derinliğini epey sevdiğimi de söylemek isterim.

Salisen, bu kitabı okumak isteyenler ve hakkında bilgi almak isteyenlere de; kitap, eğer tasavvufî öğeleri seviyorsanız, kendinizi dinlemek istiyorsanız biçilmiş kaftan. Boş verin, müellifi kimmiş, müellif muhalif miymiş dalkavuk muymuş... Müellifin ne kıymeti var Hakk'ı idrak ve ikrar etmedikten gayrı. Müellifini de ismen değil fikren inkar ediyorsanız bu da aynı zihnin ürünü olduğu için uzak da durabilirsiniz. Tasavvufa ilgi duyanların, gündelik dil içinde kullandığı kelimelerin altını doldurmak isteyenlerin, kimseyle konuşmak istemeyenlerin "bir mecnun gibi kendiyle konuştuğu ve dinlediği" bir dinginlik kitabı. Kitap çok sarsmıyor, bilinsin.
Söylemezsem olmaz; o nasıl bir dizgiciliktir hocalarım... Şey'ler ayrılmamış, terk edilmek, fark etmek gibi yardımcı fiille oluşturulan kelime öbekleri bitiştirilmiş. Bariz hatalar vardı, şu an ansıyamadım ancak dilerim ki bu yalnızca bu basımda böyle olmuştur.

Girişte, bir lafz-ı latif yazdım; ariflerin ışığı, velilerin önderi, İslam'ın bekçisi ve Müslümanların baştacı İmam Rabbânî'den ilham alarak (arak from İmam Rabbânî) bunun manası; yâ Rabbî, râzı olmadığın,beğenmediğin şeylerden, yapdıklarımızı afv et! yapmadıklarımı yapmaktan koru! -Kaynak eser ismi, Mektubat-ı Rabbani-

Çok kısa Mektubat-ı Rabbani için değinmek isterim; bu eser, Allah'ın kelamı Ku'ran-ı Kerim ve Efendimiz (s.a.v)'in sözlerinden sonra çok kıymetli ve tahrif edilmemiş olduğunu Abdülhakim efendi şöyle söylüyor;
"Büyük âlim, seyyid (Abdülhakîm Efendi),
(Allah'ın kitâbından ve Resûlullahın hadîslerinden sonra, islâm kitâblarının en üstünü, en fâidelisi, İmâm-ı Rabbânînin Mektûbât kitâbıdır. Mektûbâtda bildirilen tesavvufdan, tarîkatden ve hakîkî mürşidlerden şimdi hiç kalmadı. Bizler, Mektûbât'daki ince bilgileri, ma’rifetleri anlıyamayız)
buyurdu. [Abdülhakîm Efendinin Hâl Tercemesi (Eshâb-ı Kirâm)

Ve esasen kitaba gelecek olursam alıntılarla başlamak istiyorum. Bunun sebebi, hakikatli bir okuma olmasıdır. Okuduğum hemen hemen her eserde -çok önemli bulduklarım- böyle yaparım. Bu devirde, bir kaynak belirtmeden herkes, bir şahsın şiirini, sözünü gerçek sahibinden çekip alarak kafasında yakıştırdığı kişiye mâl ediyor. Bu sebeple birinin sözünü öyle yazınca, inanmam. Hatta çoğu zaman, fotoğrafını isterim. Kimseye güvenim kalmamış gerçekten. Kitap okurken bile büyük bir güvensizlik...
Ha, alıntılar diyordum. buyursunlar;

"Ne garip değil mi, Kur'an'da "ilim" sözcüğünün çoğulu bulunmaz. İlim, Kur'an'ın nüzûlundan sonraki yıllarda çoğaldı. peki böylellikle artmış mı oldu? Hayır! Kur'an'a göre ilmin Sadece artması makbuldür, çoğalması değil. ( Efendimiz s.a ilmini arttırması için Rabbine dua ettiği Kur'an'la sabittir.)
...
Şaşkınlığımız artıyor, artsın, keşke hep artsa! Kur'an'da tıpkı ilim gibi, nur sözcüğünün de, din sözcüğünün de hak sözcüğünün de çoğulu yoktur, olamazdı da zaten!"

Şimdi bu satırları okurken, aklıma evdeki yeşil kaplı Kur'an-ı kerim geldi, Bahaeddin Sağlam çevirisi ile Tebliğ Yayınlarından çıkan bu eserde Dücane Cündioğlu'nun da büyük emekleri vardır. Aynı zamanda Bahaeddin sağlam, İşaret'ül İcaz isimli Bediüzzaman Said Nursi'nin eserini nazar-ı dikkate alarak kaleme almıştı ve bu eserler üzerindeki emeğini düşününce ve diğer ilgili kitapları da ansıyınca* Dücane Cündioğlu'nu fiilen sevmek gibi bir işe kalkışıyorum: Okuyorum.

Ve üzerine hiçbir şahsî yorumumu eklemeksizin paylaşacağım bir alıntı var;
Cenab-ı Aşk isimli başlıktan;
"Bilmek (bilgi) bilinene uygun olmalıdır; bilinen, ne ise o şekilde, yani nesnel olarak bilinmelidir. Bilgi, bilene değil, bilinene dayanmalı bileni değil, bilineni temsil etmelidir; ilkine subjektiv, ikincisine objektiv denilmesi de bu nedenle değil mi zaten?
Obje... Yani karşı(m)da duran şey... Nesne kılabildiğim şey... Karşıma alabildiğim şey... Yani sen objektiv bilgi - hiç tereddüt etmeden söyleyelim o halde- senin bilgisi... Karşıma alabildiğim şeyin bilgisi... Karşımda duranın karşımda durduğu şekildeki bilgisi... Çünkü nesnenin bilgisi... Ötekinin bilgisi... başkasının bilgisi... Nesnel bilgi... Nesneden elde edilen, nesneyi izleyen, nesneye tâbi olan bilgi...

Suje... Yani altı(m)da duran şey... Sahip olduğum her şeyi kendisine yüklediğim/yükleyebildiğim cevher... Eskilerin tabiriyle cevher-i basit... Cevher-i nefsanî... "Benim elim" "benim ayağım" derken kendisine işaret ettiğim ben... Mülkiyetin mercii... Kendisiyle kâim çünkü... Değişmeyen, sabit duran, sabit kalan kendilik... Yaşlanmayan ve fakat olgunlaşabilen, yani kemale eren erebilen nefis... Sen'in bilgisinde bilgi'nin kendisinde hâsıl olduğu şey... Bilen... yorumlayan... Açıklayan... Sen'in bilgisinde sene karışması yasak olan... Bu durumda ve her hâl u kârda nesnede gözümemesi gereken... Kendisinden nesneyi kendi halinde ve kendi haline bırakması istenen... Karışırsa, gözükürse ve nesneyi kendi haline bırakmazsa nesnenin bilgisini (seni) bulandırdığı düşünülen. Evet, sadece bilen, açıklayan, yorumlayan değil, bundan böyle bulandıran, karıştıran, saptıran, yamultan, kendine asla güvenilmeyen.
...
Yani kendisine işaret edilen ben, bu durumda hem bilen hemde bilinen! Bilen de o, bilinen de. Ben'in bilgisinde kendisine dayanılan, kendisiyle bilinen, kendisi bilinen... Değişmeyen sabit olan, eskimeyen, yaşlanmayan... Her hâl u kârda muteber olan... Bilinen olduğu için değil sadece aynı zamanda bilen olduğu için itibar gören... "

"Fetih'ten sonra hicret yoktur!" buyurmuş Efendimiz (s.a.v.) fethetmeli o halde ve oradan ayrılmamalı, orada ikâmet etmeli, orada ikamet ettikçe ancak fütuhatın süreceği bilinmeli. Evet, asla ama asla mevziyi terk etmemeli. Çünkü mevzi terk edilirse mevzu da terk edilmiş olur, iyiyeden iyiye yersiz yurtsuz kalınır."

"Mûsikî ilmi'nin telifinden maksad, bugün zannedildiği gibi salt eğlenip coşmak, hoşça vakit geçirmek değil; bilakis alem-i kuds ile ünsiyet peyda edip insan ruhu içinde tutuklu bulunduğu bu maddi alemin bağlarından kurtularak özgürleşmesini sağlamaktır. İnsanın özgürleşmesi daha doğrusu: kemal-i hürriyeti ise o'na dönmekle, yani ölmekle mümkün olacağına göre; ruhun bağlarından kurtulup alem-i kuds ile irtibat ve ünnsiyet kurmaya çalışması her hâl u kârda geçicilikle ma'lul olacak; alem-i kudsa çıkan ruh tekrar geriye dönmek zorunda kalacaktır. Oysa hüsn-i edanın kemaliyle dinleyebilen, eylemeli güzelliği kemaliyle temaşa edebilen ruh, asla bedene geri dönmek istemeyecek terki kaçınılmaz olarak kemal-i terk hüviyetine bürünecektir."

Dücane Cündioğlu bu kitapla birlikte bize bazı kavram yanılgılarını ve mana yanılgılarını anlatıyor. Aslında Dücane Hoca, hep anladığım o ki kitaplarında bunu yapıyor. Onda, "Hadi, uyan; bakma öyle, o sandığın gibi değil. Gör!" ihtarını dinliyorum. İnsana ölümü, Allah'ı hatırlatan kitaplar lazım. Çokça. Hayır, artarak! Evet, artarak çünkü çoğalması değil artması manayı sağlayan, sağlamlaştıran bir şey. Ve şimdi yeri gelmişken Abdurrahim Karakoç'tan Allah'a yazdığı şiiri de - Ben Hep Seni Düşünürüm; ki bu şiiri "Vur Emri" isimli kitabında geçer- bırakıp incelememi sonlandırmak istiyorum.

Aşktan yana söz duyunca,
Ben hep seni düşünürüm.
Uçsuz hayaller boyunca,
Ben hep seni düşünürüm.

Yıldızlar kayar yüceden;
Renkler sıyrılır geceden;
Yüreğim sızlar inceden;
Ben hep seni düşünürüm.

Aklın ucu değer hiçe;
Yol ararım içten içe.
Kâinat uyur sessizce,
Ben hep seni düşünürüm.

Korkunun bittiği yerde,
Haz duyarım perde perde.
Bir mezar görsem bir yerde,
Ben hep seni düşünürüm.

Zaman hep sonsuza akar
Meyve dökülür, dal kalkar.
Çiçeklere bakar bakar,
Ben hep seni düşünürüm.

Rüzgâr eser ilden ile
Sağlıkta bitmez bu çile.
Vardan öte, yokta bile
Ben hep seni düşünürüm.
142 syf.
·Puan vermedi
Var Eşrefoğlu Rumi bil hakikat
Vücudu fâni etmektir adı aşk

Varın gidin siz de öyleyse, düşün yollara hakikati bilmek için hakikat adına, aşk adına, aşkın adına. Mecali kalmamış ellerinizi hiç değilse son bir defa kaldırın da kapı yüzünüze kapanmadan evvel o kapıyı siz kendiniz kendi yüzünüze kapamayı deneyin!
Varlığa gelen her âdemin kendini varlığa getirene ihtiyacı iki cihettendir; ilki varlığa getirdiği için, ikincisi varlığını sürdürmesini sağladığı için. Evet varlığa gelmenin bir sebebi olduğu gibi, var kalmanın, varlıklı olmanın da bir sebebi vardır. İki farklı sebepten değil,bir sebebin iki cihetinden sözediyoruz aslında. Varolabilmemiz için muhtaç olduğumuza varlığımızı sürdürmek için de muhtaç olmaktan... Böylelikle varolanların tümü îki sıfatla mutassıf olmak zorunda: vücûd ve beka.
Demek ki aşk vücûdu bâki kılmak için çırpınanların değil, vücûdu fani kılmak için çabalayanların mesleği.
O halde Cenab–ı Aşk yâriniz ve yardımcınız olsun efendim!
142 syf.
·14 günde·8/10 puan
Seni Senden Uzaklaştıran Ne Varsa Ondan Uzaklaş..
Kimse Sana Sende Olmayanı Veremez; Bu Nedenle Sen Sende Olanı Bulmalı, Bulman Gerekeni Sen Kendinde Aramalısın..
142 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
"Sen" aramak için elime aldığım kitabın daha ilk sayfalarında "sen kimsin?" sordu Cündioğlu.. "Sen" aramakla meşgul iken, meşgul olduğumu sanır iken "ben" ile tanıştırdı..Ürperdim, kitabı kapattım.. Ama Cündioğlunun soruları aklımdan çıkmadı.. Silbaştan kitaba yeniden başladım, bu kez tanıştırdığı "ben"i aramak, bulmak, tanımak için yola çıktım.. Yola çıkmakla birlikte yoldan çıktım.. Şimdi yola dönme zamanı.. Yola dönebilirsem aradığım "ben"e gidebileceğim.. Göz İzi'nden kavradığım sokak aralarına dalma ile Cenab-ı Aşk'ta "ben"i arıyorum.. "Ben" bulununca, "Ben" ile Söz'ün Özü'nü anlamaya çalışacağım... Dücane Cündioğlu'nu herkes okumalı.. Tabir-i caiz ise, "ben"i benden aldı ve bana "ben"i aratıyor..
142 syf.
·Puan vermedi
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Aynı zamanda felsefi olarak okuduğum ilk kitap. Ve gayet güzeldi. Bazı yerlerde öyle cümleler kurmuş ki, üzerinde uzun uzun düşünülecek cinsten. Okuduğum cümlelerde bilmediğim kelime olmadığı halde anlamakta zorlandığım yerler oldu. Ama düşünüp anlayınca nasıl yazmış bu cümleyi diye de düşünmedim değil:) kaliteli cümleler kurmuş yazar, okunması gereken bi kitap.
142 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
Felsefe ve tasavvuf doğrudan ilişkilendirilemez gibi görünse de aslında birbirini tamamlar niteliktedirler. Dücane hoca da kitabında bunu çok güzel göstermiş. Deneme yazılarının derlemesi olan kitabın ilk bir kaç bölümü kelimelerin ağırlığı sebebiyle eyvah dedirtse de ilerledikçe akıcılaştı ve bu kez de kelimeler yükte hafif paha da ağır oldu. Tekrar tekrar okuttular kendilerini...
Bazı kitaplar vardır; sizi silkeler kendinize getirir. Öyle ki başkaları için yola koyulmayı bırak ve kendi içine yönel diyen Cündioğlu ile tanışmanızı isterim.
142 syf.
·Puan vermedi
Bir yazar tutulması ile karşınızdayım
Çok hassas içeriklerden oluşan konu başlıkları ve çok ince işlenmiş bir anlatım...
Rabb, Aşk, İnsan..
Mevzu bahis derin olunca ağır ağır ilerlemek gerekti.
Yazar tutulması diye tarif ettiğim şey ise #dücanecündioğlu ‘nu ilk defa okumaktan ve bu denli hassas bir eserden başlamış olmaktan kaynaklı olsa gerek beni epey yavaşlattı, düşündürdü, sakinleştirdi.
Yazarın diğer kitaplarında tutukluğumu atma temennisi ile..
142 syf.
Hassas noktalara, hassas kelimelerle hassasiyetle dokunuyor yazar. Kitabın ekserisi de hassas kalplere hasredilmiş. Aynı kelimeyi çokça kullanıp hislerimi ifade etmeye çalışmamın nedeni yazarın yazılarında sıkça bu tekrara girip sürekli başarıyla çıkması bu kelime girdabından. Tümcelere hissiyat öyle güzel işlenmiş ki sanki tasavvuf ve felsefe değil de şiir okuyor gibiydim.
Aşk, Cenab-ı Hakkın halk ettiği en kıymetli hazinelerden biridir. Zaman, sağlık, ömür, akıl... Aşkın kıymetine kıymet katan bu olgular sayesinde aşk daha farklı boyutlara ulaşıyor ahsen-i takvim olarak yaratılan insanda.
Dücane Cündioğlu hayat ekseninde aşka, aşk ekseninde aşka, uhrevi yaşam ekseninde aşka dem vurmuş. Felsefe, tasavvuf, edebiyat, psikoloji ile ilgilenen aşkın aşkınlığını merak eden her okurun mutlaka uğraması gereken bir kitap ve yazar...
142 syf.
·13 günde·Beğendi·Puan vermedi
Ödevini bilmelisin ..zira kendini bilmelisin.. Bilmek icin once bulmali, bulmak icinse aramalisin.. Nicin ve nasil arayayayim..kaybini bilsen, bilmedigni bilsen hayrete düşerdin..düşerdin bir kere evet sadece birkere bilirdin bilebilirdin... Kendini nicin ozlemiyorsun zira sen hep senden gayrisiyla oyalaniyorsun..
142 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan·Ne Okusam'dan
Düşünerek, tefekkür ederek okuduğum keyif aldığım bir kitap. Bazen kelimeler ile oyun bazen de cümlelerin engin denizlerine dalmak gibiydi. Bazı cümleleri okumak düşüncelere sevk ettiği için bir kaç kere okudum. Alıntılara bakıldığında zaten ne demek istediğim anlaşılacaktır. Okumanızı Tavsiye ederim.
Kafka 'ya sorulur:
"Niçin üzülüyorsun ki? Hiçbir eksiğin yok!" " Haklısın! " diye cevap verir, "Hiçbir eksiğim yok kendimden gayrı!"
Dücane Cündioğlu
Sayfa 55 - Kapı Yayınları
Bilmiyorum. Fakat Allah'tan gayrisina kulluk edenlerin peşlerinden koştukları tarafından sahiplenilmeyecegini, orada öylece hüsran içersinde kaliverecekelerini gayet iyi biliyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Cenab-ı Aşk
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
142
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054322060
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kapı Yayınları
Baskılar:
Cenab-ı Aşk
Cenab-ı Aşk
cenab-ı aşk
Var Eşref oğlu Rumî bil hakikat Vücûdu fâni etmektir adı aşk. Varlığa gelen her âdemin kendini varlığa getirene ihtiyacı iki cihettendir; ilki varlığa getirdiği için, ikincisi varlığını sürdürmesini sağladığı için. Evet, varlığa gelmenin bir sebebi olduğu gibi, var kalmanın, varlıklı olmanın da bir sebebi vardır. İki farklı sebepten değil, bir sebebin iki cihetinden sözediyoruz aslında. Varolabilmemiz için muhtaç olduğumuza varlığımızı sürdürmek için de muhtaç olmaktan... Böylelikle varolanların tümü iki sıfatla muttasıf olmak zorunda: vücûd ve beka. Demek ki aşk vücûdu baki kılmak için çırpınanların değil, vücûdu fâni kılmak için çabalayanların mesleği. O halde Cenab-ı Aşk yâriniz ve yardımcınız olsun efendim!

Kitabı okuyanlar 699 okur

  • Mátia Mou
  • Delal Emen
  • Murat Sak
  • Kaldırım Mühendisi
  • Nergis
  • Hakan YEL
  • Fatma Çakır
  • avar sıtav
  • Seher Çelik
  • Abdullah ADSIZ

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%2.2
13-17 Yaş
%2.2
18-24 Yaş
%17.8
25-34 Yaş
%37.8
35-44 Yaş
%33.3
45-54 Yaş
%6.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%57.9
Erkek
%42.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%34.5 (59)
9
%24 (41)
8
%13.5 (23)
7
%13.5 (23)
6
%5.3 (9)
5
%1.8 (3)
4
%0.6 (1)
3
%1.8 (3)
2
%0.6 (1)
1
%0.6 (1)