"...yalnızlık, yalnızlık, yalnızlık... Değer miydi, diye soruyorum kendime. Değerdi. Her şeye rağmen bir seyler değissin diye uğrasırken biraz biraz değistik. Yolculuğun kendisi bazen varılacak menzilden daha kıymetli olmaz mı? Yalnızca yolu sevdiğimiz icin yürümek istemez miyiz bazen?
Tarih, amaçlarına ulaşmak için insanları kullanan birine benzemez. Tarih insanların amaçlarını gerçekleştirmek için giriştiği eylemlerden başka bir şey değildir.
MARX, Kutsal Aile (1845)
Zamana dair o büyük insani yanılsamayı olduğu gibi görmüştü; yani zamanın gerçekliğinin bir yolunkine benzediği yanılsamasını -insanın gelmiş olduğu ve gideceği yerleri gördüğü bir yol- oysa zaman daha çok bir odaya benziyordu aslında: Yani bize çok yakın olduğu için genellikle görmeyi başaramadığımız bir şimdi.
Dünya neden bu kadar sert davranıyordu bazılarımıza? Yer mi dardı? Yeterince mahsul alınmıyor muydu topraktan? Saadet, neşe, haz çok mu sınırlı miktarda bahşedilmişti bu gezegene?
Korkulu rüyalarımız için bir isim var ya, "kâbus" deriz bunlara. Saadet dolu rüyaların bir ismi yok, farkında mısın? Güzel rüyalarımıza bir isim vermeye lüzum hissetmemişiz her nasilsa.