Elif Verim

Elif Verim
@Kitapseven_45
Ev hanımı
Lise mezunu
İstanbul
Zonguldak
119 okur puanı
Aralık 2024 tarihinde katıldı
Black Out
Puan vermedi·496 syf.··
2025 87. kitabı
Selamlar nasılsınız? Size serinin ikinci kitabı ile geldim. Bu kitap aşkın, dostluğun ve kayıpların iç içe geçtiği ve pilotların zorlu hayatını ele almış. Tevfik Tuğrul ve Ceyhan'ın hikayesi hem yaraladı hem iyileştirdi diyebilirim. Biliyorsunuz, ikili ilk kitapta bir mekânda tanışmış, Tevfik Tuğrul Ceyhan’a yardım etmişti ve o gece aralarında bir bağ oluşmuştu. Üstelik Ceyhan, Tevfik’in idolü olan komutanının kız kardeşi çıkınca işler iyice karışmıştı. Gelelim yeni kitaba… Tevfik Tuğrul Türkdoğan, uçuşu sırasında tehlikeli bir kaza atlatırken öyle bir psikolojiye giriyor ki, komutanının ve tüm filonun duyacağı şekilde aşık olduğu kadına aşkını itiraf ediyor. O an gerçekten yüreğimiz ağzımıza geldi. Neyse ki küçük yaralarla atlattı. Haberi alan Ceyhan, sevdiği adamın yanına koşuyor. Abisinin tepkisinden korksak da, o tepki bizi çok şaşırttı. İkilinin aşkını okumak o kadar güzeldi ki… Hele bir de Serdar vardı! Hani derler ya “candan öte dost” diye; onların dostluğunu imrenerek okudum. Ah bu 3T… Sen nasıl bir adamsın! O evlilik teklifi kaçıncı seviyedeydi öyle? Bir de o düğün yok mu… Harikaydı. Asuman Hanım’a ayrıca bayıldım; nasıl güzel bir kayınvalide, nasıl içten bir konuşma yaptı. Ama her güzel şeyin bir kırılma noktası vardır ya… İşte öyle bir an yaşandı Serdar gizli bir göreve gider ve… geri dönemez. Şehit haberi gelir. Tevfik adeta yıkılır; çocukluğunu kaybetmiştir çünkü. Ceyhan ise bir an bile eşini yalnız bırakmaz. Serdar’ın eşi Verda da hayata küsmüştür… ta ki o mucize gerçekleşene kadar. Timuçin… O da abisi gibi pilot olmak ister. Ama öyle olaylar yaşanır ki her şey altüst olur. Ondan sonrası hiç ama hiç kolay değildir. Tevfik’e bu bölümlerde çok kızdım; herkesin onun gibi olamayacağını bir türlü anlayamadı. Öyle ki kırıcı olmaya başladı. Bunu fark
Blackout 2Elif Kaplan · Pukka Yayınları · 2025135 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İnferno:kanto2
Puan vermedi·448 syf.··
2025 86. kitabı
Selam nasılsınız arkadaşlar? Uzun zamandır beklediğim serinin ikinci kitabı ile geldim ve çooook mutluyum! Çünkü üçüncü kitap da çıktı, yoksa nasıl beklerdim hiç bilemiyorum. İkinci kitap öyle bir yerde bitti ki… Offf, yazarın kalemine resmen aşığım. Her sayfa heyecan, her sayfa olay! Konuların işlenişi, karakterler… Muazzam! Zaten bir Demir Karadağ var ki… Eriyorum, bitiyorum adama. Adam bir “bebeğim” diyor, off off! Hadi gelelim konusuna. Biliyorsunuz, Helen kardeşini bulmak için #Inferno’ya gelmişti ve böylece cehennemin kralı olan Hades, yani Demir Karadağ ile yolları kesişmişti. İlk kitabın sonunda Demir vurulmuştu. İkinci kitap geçmiş bölümüyle açılıyor. Bu kitapta duygular daha da arşa çıkmıştı. Aralarındaki çekim o kadar güzeldi ki… Hele Demir’in Helen’e seslenişleri… Yer yer eridim resmen. Helen, hem kardeşiyle hem Demir ile arasında bir köprü gibiydi. Demir’i haklı bulsa da Alin’in yaptıklarını doğru bulmuyordu ama sonuçta kardeşiydi. Alin’in nelerin içine düştüğünü çözmek için yolları Yunanistan’a düşüyor. Ve düşer düşmez Helen’in annesi ve babasıyla karşılaşıyorlar. Ahhh o sahneler! Aile Demir’i öyle güzel ağırladı ki… Demir de yıllardır aradığı aile sıcaklığını onlarda buldu. Derken, Demir’in deyimiyle “minyatür şeytan” Alin’in meğer yıllardır görüşmedikleri dedesiyle bu işlere kalkıştığını öğreniyoruz. Alin’i sevmiyorum ama zekâsına da hayran kaldım doğrusu. Olaylar bir bir çözülmeye başlıyor. Sonra bir yer var ki… İçim acıdı. Demir’in neden kendinden iğrendiğini, neden başkasına dokunamadığını, geçmişinde yaşadığı o ağır olayı okumak… Kalbimi gerçekten sıkıştırdı. “Aman Allahım Demir neler yaşamış!” dedim. Yanımda olsa sarılmak isterdim. Bunları Helen’le paylaşması, Helen’in de sevdiği adamın yanından bir saniye bile ayrılmaması, aralarındaki o
1000Kitap
İnferno: Kanto IIAsena Nişikli · Pukka Yayınevi · 2025278 okunma
Yörünge
Puan vermedi·390 syf.··
2025 85. kitabı
Merhaba arkadaşlar, nasılsınız? Bugün sizlere öyle güzel bir kitap ile geldim ki… Nasıl bitti gerçekten anlamadım. #herayokuyanlarkulübü ile okumak ise ayrı bir keyifti. İçeriğinde ne mi var? Dostluk, kardeş bağları ve en önemlisi aşkkk. Her detay ve olay mükemmel işlenmiştir. Gelelim konusuna: Güneş, yıllar önce anne babasını kaybetmiş; abileri ve kardeşiyle birlikte babaannesi tarafından büyütülmüş. Çok zeki olduğu için öğretmenleri tarafından fark edilip üst sınıflarda okumuş. Şu anda Kore’de bir hastanede çalışan, çok yetenekli bir beyin cerrahisi profesörüdür. Aynı zamanda özel ve anlamlı bir sosyal projede görev almaktadır. “Gerçekten harikasın!” dedirten cinsten biri. Yanında da onu hiç yalnız bırakmayan iki dostu vardır: Kean ve Maxim. Onlara arkadaş demek az kalır; resmen can bağı… Bir gün hastanede bir çekim olacağı ve bir aktörün beyin cerrahı rolü için ona danışmanlık yapması istenir. Kalbi güzel Güneş bunu tek bir şartla kabul eder. Ve sahnede Han Min Jae belirir. Oynayacağı filmdeki rol için Güneş’le yolları kesişir—hem de ne kesişme! Daha ilk dakikadan birbirlerine nötrler ama aralarında görünmez bir bağ oluşur. Min Jae, karşı eve birilerinin taşındığını fark edip hayırlı olsuna gittiğinde kapıda Güneş, Maxim ve Kean’ı görünce şok olur. Birlikte çalıştıkça aralarındaki çekim artar. Ama Güneş’in duvarlarını yıkmak kolay değildir. Dostları bile artık ona “Kendine bir şans ver” der. Kalbine söz geçiremez… Yola birlikte çıkmaya başlarlar. Ahh bizim Koreli bey çok kıskanç çıkar! Özellikle Maxim’e karşı… Çünkü onların dostluğu çok farklıdır, aralarındaki samimiyet dikkat çekicidir. Buraları okurken yalan yok, Min’e hak verdim. “Hangi erkek kıskanmaz ki?” dedim ama bazı yerlerde abarttı, Güneş’e de kızdım. Sonra Güneş’in geçmişte yaşadığı acı olayı
1000Kitap
YörüngeBaşak Kırcelli · Sokak Kitapları Yayınları · 202527 okunma
Bir adım daha
Puan vermedi·162 syf.··
2025 84. kitabı
Merhabalar, nasılsınız? Bugün sizlere kalemiyle beni yine içine çeken #biradımdaha kitabı ile geldim. Akıcı ve sade bir kitaptı ama öyle kızdığım yerler oldu ki, sık sık “Ben olsaydım…” dedim. Hadi gelin konusuna geçelim. Maya, üniversiteye başladığında kendine bir söz vermişti: İlk iki yıl hayatında kimse olmayacaktı. Ama işte deriz ya, evdeki hesap çarşıya uymaz… Maya’nınki de öyle oldu. Ellerinde papatyayla karşısına çıkan Ozan’a kadar. Ozan aşkını itiraf eder ve Maya da bu aşka karşılık verir. Bir yıl boyunca her şey harikaydı. Ta ki Ozan yavaş yavaş gerçek yüzünü gösterene kadar… Hem mental hem de fiziksel şiddet başlar. Maya, buna daha fazla dayanamayınca onu terk eder. Fakat yaşadıkları kolay değildi; psikolojisi altüst olmuştu. Destek almaya başlar ve yavaş yavaş toparlanır. Neyse ki yanında Asya gibi mükemmel bir dost vardı. Bir gün okulda, birinin ona amfiyi sorduğunu görürüz. Kim mi? Tibet. Ve o andan sonra küçük karşılaşmalar başlar. Arkadaşı Aslan’ın partisinde yeniden denk gelirler. Aslan ile Tibet’in çocukluk arkadaşı olduğunu öğrenir. Aralarında güzel bir çekim oluşur fakat Tibet’in gizemli halleri Maya’nın kafasını kurcalamaya başlar. Derken Tibet bir gün hiçbir açıklama yapmadan ortadan kaybolur. Aramaz, mesajlara dönmez. Maya yıkılır… Arkadaşları ona sürpriz bir doğum günü hazırlar. Ve o partide birden karşısına çıkan Tibet… Benden bu kadar, sonrası kitapta. Ben açıkçası Tibet ve Maya’yı daha da ayrıntılı okumak isterdim. Tibet neden kayboldu? Tibet’in sırları neler? Maya onu affedecek mi? Ozan’a ne oldu dersiniz? Hepsinin cevabı kitapta.
1000Kitap
Bir Adım DahaMerve Yarar Akbulut · Kaktüs Sanat Yayınları · 202529 okunma
Şahika
Puan vermedi·416 syf.··
2025 80. kitabı
Selamlar, nasılsınız? Size öyle bir kitap ile geldim ki… nasıl anlatsam bilemiyorum. Ne söylesem eksik kalacak gibi hissediyorum. O kadar etkileyici bir konusu var ki, insanın hafızasından asla silinmeyecek bir eser. Kitap, iki kadının hayatını anlatıyor ve biz hikâyeyi geçmiş–şimdi zamanları arasında gidip gelerek okuyoruz. Okurken duygudan duyguya savruldum; hele o sonlar… beni benden aldı. O kadar derin o kadar unutulmaz ki kalbime dokundu resmen. Bazı yerlerde nefesimi tuttuğum yerler oldu. Gözyaşları içinde okudum. Karen, büyük bir aşk acısı yaşamış ve hâlâ bunun etkisini atlatamamıştır. Ailesini geride bırakıp Türkiye’ye döner. Bir gece katıldığı davette balkonda bir adam görür ve onu geçmişindeki kişiye benzetir. Ama kısa süre sonra o olmadığını anlar. İşte böylece iki yıl daha geçer… Karen’in çalıştığı ajansın sahibi, Şahika Giray adlı güçlü bir kadınla bir söyleşi yapacaktır. Ancak babasının ameliyatı nedeniyle gidemeyince görevi Karen’e devreder. Karen de bu işin çok uzamayacağını düşünerek kabul eder. Ve böylece habersizce Şahika Hanım’ın Isparta’daki evine doğru yola çıkar. Oraya vardığında, ister Şahika Hanım ister çalışanlar olsun, herkes tarafından öyle güzel karşılanır ki… Fakat akşam olduğunda hiç beklemediği biriyle karşılaşır. Kim mi? İki yıl önce o davette gördüğü adamdan başkası değildir. Adam onu hemen tanır ama Karen, onun o kişi olduğunu hemen fark etmez. Şahika Hanım herkes tarafından sevilen, sayılan, yardımsever… Adeta herkesin annesi olmuş bir kadın. Fakat artık sağlığı buna izin vermez; çağın hastalığına yakalanmıştır ve bazı şeyleri yavaş yavaş unutmaya başlamıştır. Karen’den, tavan arasında sakladığı acılarını, anılarını, mutlu günlerini yazdığı mektupları ve günlükleri bir araya getirmesini ister. İşte böylelikle biz de Karen’le
1000Kitap
ŞahikaFatma Erdek · Ephesus Yayınları · 202585 okunma