Düşe Kalka, okuyucuyu sessiz bir yolculuğa çıkarıyor. Gürültüsüz ama sarsıcı.
Kimi kitaplar gözyaşı döktürür, bu kitap ise sessizce içini sızlatır.
Her bölüm, insanın içinde bir yerlere temas ediyor. Hüzünle örülmüş, ama umuttan da kopmamış bir dil var.
Melankoliyi süslememiş, olduğu gibi bırakmış yazar. Belki de bu yüzden bu kadar sahici geliyor.
Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan tek şey şuydu: “Ben de düşe kalka buraya geldim.”
Bu kitap düşenin utanmaması, kalkmaya cesaret edenin de yalnız hissetmemesi için yazılmış gibi.
10/10
Kaybolup gidiyoruz
Hayatımıza eklediğimiz yeni yenilgilerimizle.
Çaresizlik ise yenilgilerimizin bonusu…
Prangalarımız gittikçe ağırlaşmış,
Çırpındıkça yorulmalarımız da cabası…
Delik heybemize yüklenmiş birikimlerimiz,
Esir düşmüş gibi ümitlerimiz
Kaybolup gidiyoruz.
Yokluğumuz sessizlikle buluşmuş,
Yalnızlık yakamıza yapışmış.
Yorulmayan dalgalara,
Yıkılmayan duvarlara,
Unutulmayan anılara,
Mutlu olan insanlara
Baka baka,
Yavaş yavaş
Kaybolup gidiyoruz.