Düşe Kalka, okuyucuyu sessiz bir yolculuğa çıkarıyor. Gürültüsüz ama sarsıcı.
Kimi kitaplar gözyaşı döktürür, bu kitap ise sessizce içini sızlatır.
Her bölüm, insanın içinde bir yerlere temas ediyor. Hüzünle örülmüş, ama umuttan da kopmamış bir dil var.
Melankoliyi süslememiş, olduğu gibi bırakmış yazar. Belki de bu yüzden bu kadar sahici geliyor.
Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan tek şey şuydu: “Ben de düşe kalka buraya geldim.”
Bu kitap düşenin utanmaması, kalkmaya cesaret edenin de yalnız hissetmemesi için yazılmış gibi.
10/10