Evet sonunda kitaplığımda 2 senedir duran bu güzel kitabı bitirmiş bulunmaktayım. Genelde okuduğum kitaplar hakkında uzun uzun konuşabilirim ama yazma işini ilk kez yapıyorum. ️ Neyse. Ben bu kitabı hem klasik bir eser oluşundan hem türü aşk olduğu için almıştım. Ancak beni yanılttı. Çünkü Anna ve Wronsky'in yasak aşkından daha çok Levin'in iç dünyasını, köy hayatını, tarımla ve işçilerle ilgili sorunlara çözüm arayışını, özel hayatında yaşadığı bunalımları okudum. Bu beni ara ara sıktı. Ama Levin, Tolstoy'un kitaptaki en otobiyografik karakteriydi. Okuduğum ilk Tolstoy eseri olması nedeniyle okumadan önce biraz hayatı hakkında bilgi toplamıştım ve hayatı ilgimi çekmişti. Bu yüzden de Levin'le ilgili kısımları Tolstoy'un gerçek maceraları, ruh hali olarak düşünüp eğlenceli kılmaya çalıştım. Yaklaşık 3 haftamı aldı kitabı bitirmek. Önemli bir eser olarak gördüğüm için hiçbir şeyi atlamak istemedim. Sindire sindire okudum. Zaten bir kitaba başlayıp onunla uzun bir yolculuğa çıkmaya bayılıyorum. Bu kitap ayırdığım 3 haftaya değdi diye düşünüyorum. Çünkü sonlara doğru beni çok etkiledi. Özellikle 7. bölümün sonunda ben salya sümük ağladım. Zaten genel olarak kitapta sıkıntılı ve karamsar bir hava vardı. Anna'ya yapılan haksızlıklar, onun yaşadığı zorluklar, toplumun Anna'yı dışlayışı çok acıydı. Çünkü Anna'yı suçlayan toplum Anna'dan daha masum değildi. Belki de onun tek suçu bu işi basit bir zevk olarak görmeyip, diğerleri gibi yasak ilişkisini gizlice yürütmek yerine, açıkça her şeyi yaşamasıydı. Aşkı için her şeyden vazgeçmesi, her fedakarlığı yapmasıydı. Buda benim gibi duygusal birini kolayca etkisi altına aldı. İşin özü kitabı çok beğendim. Umarım duygularımı kelimelerime aktarabilmişimdir. ️ Bu güzel kitabı herkese öneriyorum.