...tam gülümseyecekti ki tuttu kendini. Işığın bile olmadığı bir derinlikten gelen endişeyle, eğer iyi hissettiğini belli ederse terk edilmekle cezalandırılacağını düşünüyordu...
İyileşmeye ihtiyacın var kalbim. Bunu en çok kendin için yapmalısın. Senin hastalıklı bir kalbe değil, başkalarına dokunan, merhametiyle saran bir kalbe dönüşmen gerek. Çünkü dünyanın gönlüyle dokunan insanlara çok ihtiyacı var.
Büyümeye ihtiyacın var kalbim. Kendini küçük bir çocuk gibi görüp, saatlerce acımak hiçbir yere varış sağlamıyor. Ne demişti Ene, hepimiz acı çekiyoruz ama bunları düşünüp durursak ilerleyemeyiz. Yola çıkmaya hazır olman gerek.
Değişmeye ihtiyacın var kalbim. Sınırlarını, keskin çizgilerini, kırmızı noktalarını kırmaya ve biraz da esnek olmaya. Sabit olmadan bazen gerçekten umursamamaya.
Öğrenmen gereken şeyler var kalbim. Saatlerce ağlamanın duygu yükünü sağaltmaktan başka hiçbir işe yaramadığını defalarca deneyimledin.
Otogarda, yolda, balkonda, gecenin bir yarısı kalktığında, köşe başlarında defalarca hem de.
Ben biliyorum kalbim, kalplerini kurumuş çöle çevirenlerin arasında sen vaha bulmuş gibi gönlünü suluyorsun gözyaşlarınla.
Bilsem de eklemeden geçmek istemedim.
Fazla su her çiçeği soldurur kalbim unutma.
Teslim olmaya ihtiyacın var kalbim. İmkansızlıkları, olmayanı oldurana bırakmaya. Ona güvenmeye. Senden gelen başımla gözüm üstüne demeye. Hayr ve şerrin senden geldiğini bilerek hem de. Hayr gelse şükre, şer gelse sabır etmeye ihtiyacın var kalbim.
El-hamd demeye.
Verdiklerine vermediklerine.
Daha çok şeye ihtiyacın var kalbim, sakin ol ben sana tek tek hatırlatacağım bunları. Telaşlanma sakın, onlar çoktan doymuş olsunlar, her şeyi mükemmel bilen bir dünyada sen öğrenmeye, bilgiye en çok da sevgiye açlığınla doyacaksın...