Başkalarının verdiği imkânla ışık saçan biri olma, başkalarının yardımıyla elde edilecek sükûnete ihtiyaç duyma. Özetle bir adamın kendi başına dik durması gerekir, dik tutulması değil..
Sonuç olarak her yerde, olup biten herşeyi kavrayacak hissiyata ve derin bir anlayışa sahip bir insan , sonuçların sonucundan kaynaklanan herhangi bir şeyi bile hoş bulur, hemen hemen hiç birşey ona faydasız görünmez . Vahşi hayvanların kocaman açılmış ağızlarına bakmayı , büyük ressam ve heykeltıraşların hayvanları tasvir ettikleri eserlerinden daha az hoş görmez.
İncirler de olgunlaşınca ağızları çatlar; zeytin agaclarinda da fazla olgunlaşma , çürümeye yaklaşma , zeytinlere kendine özgü bazı güzellikler katar. Ve başını eğmiş başaklar, aslanın sarkık kasları , yabandomuzlarinin ağızlarında ki köpük ve başka pek çok şey ayrıca incelendiğinde güzel görünmekten çok uzaktırlar , ama doğanın işleyişine uygun olduklarindan , onun daha güzel , daha büyüleyici görünmesini sağlarlar...
Hayatının kalan kısmını, başkaları hakkında düşüncelerle yıpratma. Çünkü bir başkasının işlerine, ne düşündüğüne, neyi yapıp ettiğine, neyi ne amaçla söylediğine, neyi aklından geçirdiğine, neyi planladığına ve bunun gibi şeylere kulak asarsan kendine özgü yönetici ilkesiyle ilgilenmekten uzaklaşırsın.