İşte böyle olmak zorundayız. Keder, sanki bize giydirilmiş ikinci bir elbise gibi. Bütün vücudumuzu sarmış da bize nefes aldırmıyor. Bu övünülecek bir durum değil ama ders çıkarmamız gerekiyor. Sıkıntıyı, acıyı göze alacak kadar sağlam olmalı herkes.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsanlar yenilenmeli, her zaman yenilenmeli, ben buna inanıyorum. Uyuz olunca ne yaparız? Banyoya girer, yıkanırız ve hastalığımız gider değil mi? Hastalık vücutta ise, deriyi her ne olursa olsun çıkartmalı, temizlemeli ve yerine tekrar yerleştirmeli... Bu da doğru değil mi? Ama insan içini nasıl temizleyebilir ki?
Açlık, insanları bir gölge gibi izler. Bütün dert günde bir tane ekmeğe uzanabilmektir ama devlet, halkın elindeki ekmeğe de göz dikmiştir yani onu bile bile açlığa itmiştir. Köylerde durum böyle... Hatta köylünün elindeki ekmeği alırken bir de tokat vuruyor ensesine.
Halk, itilip kakılıyor. Kendi dillerince kendilerini tarif etmeye kalkıyor ama anlaşılmıyor. Anlaşılmadıkça da zavallılaşıyor. Her şeyi böyle bolken neden yokluk çektiğini sorgulamak istiyor halk ama düşünceye ipotek konduğu için konuşamıyor. Fakir ve zengini eşit kıldığını söyleyen Tanrı'yı arıyor halk...
Bizi aldatmak için Tanrı'yı bile kullanıyorlar. Manevi dünyamıza leke sürmek istedikleri anlarda onu yalanlarla, dolanlarla ve iftiralarla kullanıyorlar!