Oturduğu yerde derin derin içini çekerek hep aynı şeyi düşünüyordu: "Belki çeker giderim, başka yerlere yerleşirim ama derdimi unutabilir miyim? Hem niçin unutmak zorunda kalayım? Ne olacak bu işin sonu?"
Herhalde kendi işini en iyi yine kendin bilirsin ama bana öyle geliyor ki sen ne istediğini pek bilmiyorsun. Diyelim ki buradan gittin. Gitmekle kendinden kaçıp kurtulacağını mı sanıyorsun? Nereye gidersen git, üzüntülerin de seninle beraber gelecektir.
Havaya temas edince belli belirsiz bir sürtünme sesi çıkaran milyonlarca ve milyonlarca kar tanesinin her biri ona hep aynı şeyi, onun bu ayrılık yükünü kaldıramayacağını, sevdiği kadından ve onun nice babaların sevemeyeceği kadar çok sevdiği çocuklarından ayrı kalarak yaşamasının hiçbir anlamı olmadığını söylüyordu sanki. Orada ölüp kalmak istedi... Ölmek ve karlara gömülüp kalmak istedi.