Normalde çocuklar ağlar, yetişkinler değil. Hele anneler hiç, onlar ağlayan çocukları avutmak için gelmişlerdir dünyaya. Burada roller tersine çevrilmişti. Tersine bir dünyaydı.
Bir an kalkıp onu teselli etmeyi düşündüm. Cesaret edemedim. Üstüne çektiği yorganın altında sessizce ağlıyorsa, saklanıyor demekti. Ağladığı duyulsun istemiyordu. Bu bir kâbus değildi, bu sona erecek kötü bir rüya değildi. Hayatı kötü bir rüya olduğu için ağlıyordu o. Elimden bir şey gelmezdi
İnsanların yaşıyla her zaman sorunum olmuştur. Zamanın sadece geçtiğini, durmadığını unutuyorum, insan ancak sonradan, bıraktığı izlerden anlıyor zamanı.
Annem çok düzgün çalardı, ders almıştı. Altmış yıl sonra aklımda hâlâ onun en sevdiği parça var, Brahms'tan bir vals, opus 15 la majör vals. Onu buldum, tam bir dakika otuz altı saniye sürüyor.
Bir dakika otuz altı saniyelik bir mutluluk. Mutluluk asla daha uzun sürmüyor.