Yalakalık, dalkavukluk, yıkama yağlama, boş övgü uzmanlık alanlarıydı. Onları yalakalık yaparken seyrettiğimde hayretten bayılacak olurdum, kullandıkları övgü kelimelerinden ördükleri zincir dünyanın çevresini üç kere dolaşırdı. Son on yılda sayıları katlanarak artıyordu. Üniversite denen kurumun ahşaplarını yiyen kurttular, temellerini çürüten pastılar.
Edebiyatı küçümserler, doğru dürüst kitap okumazlar, sinema için bu kadar koşturmayı gereksiz bulurlardı. Hem kendilerinin de entelektüel olduklarından emindiler hem de entelektüellere ağızlarını doldura doldura entel demekten aldıkları zevk yüzlerinden okunurdu.
Babaları bilemem ama annelerin bilinçdışında sakladıkları, hayatlarında bir etkisi olmadığını, travmasının çoktan geçmiş gitmiş, tedavi edilmiş olduğuna kesinkes inandıkları ve unuttuklarını sandıkları şeyler bir şekilde kızlarına devroluyor. Belki oğullarına da devrolan bir şeyler vardır, belki onlar da babalarından bu kötü mirası alıyorlardır, bilmiyorum, benim babam olmadı.