Canım istemiyordu okula gitmek. Paraya ihtiyacımız vardı bizim, okurken para kazanılmıyordu. Öğretmeni dinleyeceğime, sokaktan kâğıt toplarım diye düşünüyordum.
Böyle düşünmeye ve kendimi haklı görmeye ihtiyacım vardı.
“İyi ki doğdun Seliiiiim...”
İyi ki doğdum mu? Elli yaşındayım ben, bu ne neşe? Ben bir an önce ölüp gideyim diye doktora bile gitmiyorum. Ola ki bir hastalığımı bulurlar, iyileştirmeye kalkarlar.
Çöpte zaten hep vazgeçilen şeyler olurdu, işlerine yarayanı neden çöpe atsın insanlar? Onların işine yaramayanları ben alıp işe yarar hale getirmeye çalışıyordum.
Çöp karıştıranlardan doğal olarak kaçıyordu insanlar. Her an onların da ceplerini karıştırıverecekmişim, onları soyacakmışım, yanıma yaklaşana saldıracakmışım, taciz edecekmişim gibi kaçıyorlardı. Oysa karnımızı doyuracak parayı bulmaya çalışıyorduk.
Böyle böyle uzaklaştım insanlardan. İster istemez kokuyordum, kimseye yaklaşmıyordum.