“Kendi kendisine konuşuyordu ; darmadağınık,ama yine de akıllıca , açıkça , insan önemli bir işini en candan bir arkadaşıyla nasıl konuşursa , kendisiyle öyle konuşuyordu .”
Birbirlerine delicesine düşkün iki kardeşin,Pembe ile Yusuf’un sızılı ve çarpıcı öyküsü. Pembe ve Yusuf nerede bu karakterler diye arayarak okudum. Her doğan çocukla ha şimdi Pembe doğdu, şimdi Yusuf doğdu diye düşünerek karakterler üzerinde tahminlerde bulundum ve 170 sayfa sonra karakterlere kavuştum.Ezenler ve ezilenlerin amansız savaşını.Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın değişmez kaderini okudum…Törenin kara gölgesi renklerin üzerine çökerken, içlerinde en gariban gördüğü “pembe”ye vermişti önceliği. Keder çocuk gelin, psikolojik, fiziksel her türlü şiddete boğun eğen, gülüşleri soldurulan, çocuk yaşta kadın olmak zorunda bırakılan küçümen gelin. Kadının- kız çocuğunun hiç bir değeri olmadığını töre adı altında cehaletin çirkin yüzünü görüyoruz. Keder'e bazen çok kızdım çoğu zaman üzüldüm. Kızdım çünkü; insan ne olursa olsun bu kadar kendisini aşağılatmamalı.
Canan Tan ‘ın okuduğum 4. Kitabı yine ilk sayfasından itibaren sizi içine çekiyor asla sıkılmıyorsunuz inanılmaz akıcı,dili çok yalın hiçbir kopukluk yok. Karakterler arasındaki geçişler muhteşem. Okumuyor sanki karakterlerin arasında yaşıyorsunuz hissi doğuran bir kitap daha bitti …!
Güzel Pembe; boşuna dememişler annenin kaderi kızının çeyizidir.
Tıpkı yaşamın içinde gerçek PEMBELER GİBİ …!
Pembe ve YusufCanan Tan · Doğan Kitap · 20147,8bin okunma