Tülay Gündoğan

Çalışma ve performans toplumu özgür bir toplum değildir. Yeni zorlamalar üretir. En nihayetinde efendi ve köle diyalektiği, her bir insan tekinin hem özgür hem de boş zamana sahip olduğu o topluma yol açmaz. Daha ziyade, efendinin kendisinin de bir çalışan köle haline geldiği bir topluma doğru götürür. Bu zorlanma toplumunda herkes kendi çalışma kampını yanında taşır. Bu çalışma kampının özelliği, kişinin aynı anda hem mahkum, hem gardiyan, hem kurban, hem fail olmasıdır. Böylelikle kişi kendi kendini sömürür.
Sayfa 35·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Günümüz toplumu artık Foucault’nun kliniklerden, tımarhanelerden, hapishanelerden, kışlalardan ve fabrikalardan oluşan disiplin toplumu değil. Bunların yerine fitness salonları, ofis kuleleri, bankalar, havaalanları, alışveriş merkezleri ve gen laboratuvarlarından oluşan bambaşka bir toplum aldı. 21. yüzyıl toplumu artık bir disiplin toplumu değil, performans toplumudur. Sakinleri de artık “itaat özneleri” değil, performans özneleri olarak adlandırılıyor.
Sayfa 19·Kitabı okudu
Tanrı'ya boyun eğmeyi arzularlar. İstediklerini yapabilirler, yeter ki bizim özgürlüklerimizi çiğnemesinler. Bize boyun eğdirmeye çalışmasınlar!
Sayfa 33·Kitabı okudu
Samimiyetin yalandan, cesaretin kalleşlikten, cömertliğin bencillikten, yumuşaklık ve şefkatin şiddet ve acımasızlıktan, adaletin adaletsizlikten, sevginin nefretten daha değerli olduğunu düşünmek için gerçekten de Tanrıya inanmaya gereksinim duyar mısınız?
Her Tanrıcılık (teizm) dinseldir, ama her din Tanrıcı değildir.
Sayfa 15·Kitabı okudu