Andre Comte-Sponville

Andre Comte-Sponville

Yazar
8.4/10
16 Kişi
·
37
Okunma
·
10
Beğeni
·
1.616
Gösterim
Adı:
Andre Comte-Sponville
Tam adı:
André Comte-Sponville
Unvan:
Filozof
Doğum:
Paris, 12 Mart 1952
12 Mart 1952 Paris doğumlu, Fransız eğitimci ve filozof. Ateizm ve Materyalizm'i savunur. Felsefe derecesi alarak École Normale Superieure'ü bitirdi. Halen Sorbonne Üniversitesinde profesör olarak ders vermektedir. Büyük Erdemler Risalesi adlı kitabı Türkçeye çevrilmiştir. Diğer eserleri: Traité du désespoir et de la béatitude (1984-1988), Une éducation philosophique (1989), L'amour la solitude (1992), Valeur et Vérité (Etudes cyniques, 1994), Impromptus (1996),L'être temps (1999), Présentation de la philosophie (2000), Le bonheur désespérément (2000), A-t-on encore besoin d'une religion? (2003), L'esprit de l'athéisme (2006), Le capitalism est-il moral? Sur quelques ridicules et tyrannies de notre temps (2004) [Kapitalizm Ahlaki midir? Zamanımızın Kimi Gülünçlükleri ve Zorbalıkları Üzerine, çev. Dilek Yankaya, İletişim Yayınları, 2012], Le Sexe ni la mort: Trois essais sur l'amour et la sexualité(2012) [Cinsellik, Aşk ve Ölüm, çev. Canan Özatalay, İletişim Yayınları, 2013].
Aşk, sert gerçeğe çok az, boş ve ateşli düşlere çok fazla karışan bir tutkudur; hem bedelini ödemek hem de tadını çıkarmak gerekir.
"Bir kadın aşık olmadığı bir erkekle karşılaştığında, onu anası babası nasıl yapmışsa öyle görür. Aşık olduğu erkeğe baktığında, Tanrı onu nasıl yapmışsa öyle görür. Artık aşık olmadığında, bir masa, bir sandalye görür..."*

*Marina Tsvetaeva
Kendini yargılamak, kendini ciddiye almaktır elbette. Sade kişi, kendi hakkında bunca soru sormaz. Kendini olduğu gibi kabul ettiği için mi? Bu bile çok şey söylemektir. Kendini ne kabul eder ne de reddeder. Kendini sorgulamaz, kendi üzerine düşünmez, kendini ele almaz. Kendini ne över ne küçümser.
Peki nedir o halde bağış­lamak? Kin beslemeye son vermektir ve gerçekten de, bağışlamanın tarifi budur: Haklı görülen hıncın, kinin, kızgınlığın, intikam ya da cezalandırma arzusunun üzerinde zafer kazanan erdemdir.
Sevgi arzudur; arzu yoksunluktur. Sadece şunu ekleyeceğim: İşte bu nedenle mutluluk genelde yakalanamaz. İşte bu nedenle şairin de dediği gibi "mutlu aşk yoktur"*.

*Louis Aragon, La Diane française.
"Sen güçsüzlüğünü gösterdiğinde, diğeri gücünü göstermek için bundan faydalanmıyorsa bil ki seviliyorsun"*

*Adorno, Minima Moralia
Bizler birbirimize karşı çok fazla hata işliyoruz, bir erdeme ihtiyaç duyacak kadar sefil, güçsüz ve değersiziz.
Sponville bu eserinde; erdem, ahlak gibi temel insani konuları felsefi açıdan oldukça detaylı bir şekilde incelemiştir. Eser, henüz başlangıç safhasında, erdem'in kitaplardan ziyade örneklerden öğrenilebileceğini belirtmiştir ki bence ilginçtir. Kitap, erdemler üzerine yazarın kendi derin birikiminin yansıtıldığı bir kaynaktır. Üzerine sayısız eser yazılmış bu konuda, Yunan felsefecilerinden günümüze kadar değişik fikir insanlarının görüşleri kıyaslamalı veya paralel olarak ifade edilmiştir. Buna rağmen, genel olarak yazarın kişisel tezleri ağır basmaktadır. Erdemler izah edilirken, hangi ahlaki unsurların erdem olup olmayacağı da belirtilerek, yazar kendisini bazı diğer filozoflardan ayrı bir yerde tutmakta fakat bunu yaparken de objektif bakış açısını korumaktadır.

Genel olarak bahsi geçen erdemleri konu başlıklarına göre şu şekilde sıralayabiliriz: Nezaket, Sadakat, Basiret, Ilımlılık (itidal), Yiğitlik (cesaret), Adalet, Cömertlik, Merhamet, Bağışlama, Minnet, Alçakgönüllülük, Sadelik, Hoşgörü, Saflık, Yumuşak Huyluluk, İyi Niyet, Mizah, Aşk / Sevgi.

Konular arasında 12. kısımda oldukça başarılı ve özgün bir biçimde incelenmiş olan "sadelik" bölümünü oldukça beğendiğimi belirtmeliyim. Aslen benim de hayat felsefemle paralellik göstermesi bir yana, "ideal insan mizacı" olarak nitelendirdiğim sade insan yapısı, kanaatimce okuyucuya çok şeyler katacaktır. Hatta bu bölümün biraz daha hacimlendirilerek ayrı bir eser olarak neşredilmesi de bence gayet yerinde olacaktır. Oldukça kıymetli ve öğretici olan bu eseri, konuya ilgi duyan herkesin okumasını ümit ederim.
Gayet kaliteli, keyifle okunabilecek, bilgi küpü bir eser. Kitap; aşk, sevgi, cinsellik, dostluk, çift olmak, mutluluk, erdem gibi konuları ele alıyor. Özellikle aşk ve sevgi konusunda çok detaylı analizler mevcut. Aşk ve sevginin her türlü tezahürü -ilahı aşk da dahil- ayrı ayrı başarıyla açıklanmıştır.

Yazar konulara özellikle felsefi açıdan değinmiş. Felsefi görüşleri sunarken de sık sık büyük filozoflardan alıntılar yaparak, hem alıntıladığı kişilerin ifade etmeye çalıştığı görüşleri açıklamış, hem de kendi görüşlerini ortaya koymuştur. Yazarın görüşlerine değindiği filozof ve yazarlar başlıca şu şekildedir: Platon ve Aristo, Spinoza, Montaigne, Schopenhauer, Rochefoucauld, Pascal...

Kanaatime göre kitap, seçmece bir eserdir. Kitap listelerinde mutlaka yer almayı haketmektedir. Keyifli okumalar dilerim.
"Felsefe yapma!"
Bu ucuz (O zamanlar ciddiye alıp susardık) uyarıyı duymayan var mı? Her hangi bir durum karşısında coşkuyla konuşmaya, sorular sormaya başladığımızda bu ucuz uyarıyla bütün hevesimiz kırılmadı mı? Bir de kardeşi olan "Edebiyat yapma!" var. Fakat şu an ilkiyle ilgilenmemiz gerek.
2018 senesi benim için kitaplar bakımından oldukça verimli geçti ve geçiyor. Şinka tavsiye ettiği kitaplar sayesinde bu verimlilik içimi haz ile dolduruyor. Soyut düşünce yolunda Kafka'nın tabiriyle balyoz gibi inen Mirdad'ın Kitabı Şinka sayesinde girdi hayatıma. Hissedebiliyordum o andan sonra kurgu kitaplar tatmin etmeyecekti beni*. Buraya kadar okuduysan şimdi incelemeye yavaştan başlayabilirim.
- Mirdad'ın Kitabı
- Cehenneme Övgü
- Ermiş
- Aforizmalar (Halil Cibran)
- Tanrı Yanılgısı
- Bay Tanrı
- Tanrıya Karşı Söylev
- Ilerlemenin Kısa Tarihi
Ve Felsefeyi Takdimimdir.
* Öyle de oldu. Felsefe yapmak değildi amacım. Sadece düşünmekti istediğim. Var olana, yok olana dair sorulardı istediğim. Cevapların mutlak olup olmaması önemli değildi. Baska bir pencereden bakmak yetecekti. Evet, yetmedi. Felsefe ve düşünce kitaplarını incelerken karşıma bu kitap cıktı. Ne yazarı ne de eseri duymuştum. Nitekim buradan baktığımda da sadece bir kişinin okumuş olduğunu görünce hem merak edip okumalıyım hem de kimse okumadığına göre bir nedeni vardır deyip bir süre erteledim. Bu erteleme bir hafta sürmedi ve okumaya başladım. Daha ilk sayfalarda şu cümleler benim için yeterli olmuştu.
"Felsefe, tam olarak bir mücadeledir. Silahı mı? Akıl. Düşmanları mı? Budalalık, fanatiklik, bağnazlık veya diğerlerinin felsefesi. Müttefikler mi? Bilimler. Konusu mu? İnsanı da içine alan bir bütün veya bütünün içinde olan insan. Amacı mı? Bilgelik: Mutluluk, ama hakikatin içindeki mutluluk."
Sabaha karşı bitirdikten sonra hala anlayamadığım bir şey var: Neden sadece bir kişi okumuş bu kitabı?
Oysa bence üniversite çağındaki herkesin okuması gereken bir başucu kitabı. Okuyup bir köşeye bırakılacak kitaplardan değil. Zaman zaman bulanan zihinleri temizlemek için kaynak kitap.
Popüler kültür kitaplarını, bilmem neyin tonları ya da vampir kitaplarıyla mesguluz diyerek ukalalık yapmayacağım. Doğruyu kendimiz bulabiliriz sadece. Kabul ediyorum. Lise yıllarımda Stephen King'in 2007 yılına kadar yazdığı ve Türkçeye çevrilmiş ne kadar kitabı varsa hepsini okudum. Burada sadece ülkesinde değil tüm dünyada türünün üstadı olarak kabul edilen bir yazarı küçümsemiyorum. Ama o yıllarda doğruyu ararken ufacık bir tavsiye ne çok işime yarardı. Küçük Prens veya Şeker Portakalı ile ben üniversitede tanıştım. En azından tanışabildim.
Buraya kadar okuduysan umarım ben de senin bu kitapla tanışmanı sağlarım.
Felsefeyi Takdimimdir, yazarın 15 dile çevrilen, 12 temel kavramı Spinoza, Kant, Aristo ve diğer büyük filozofların fikirleri ve kendi düşünceleriyle açıkladığı, okuması ve anlaması oldukça kolay olan eseri. Insan, sevgi, Tanrı, Sanat ve diğer ana başlıklar. Buraya hemen bakmak isteyenler için birkaç alıntı bırakalım:
#34842792
#34842672
#34842433
#34842003
#34843035
#34938192

Her incelememde söylediğim gibi; inceleme yazmayı pek beceremem. Ki yazdıklarım incelemeden ziyade eşe dosta anlatır gibi anlatmak sadece. Derinden etkileyen, balyoz gibi inen, bana bir şeyler katan kitaplara dair zaman zaman fikirlerimi inceleme adı altında paylaşıyorum. Bu kitapta bana bir şeyler degil çok şeyler kattığı için biter bitmez yazmaya koyuldum. Umarım bir gün okunma sayısı binleri bulur.
Ve "Felsefe yapma!" diyerek aslında düşünme, fikrini söyleme, mutlu olma demek istediklerini bu kitabı okuduktan sonra daha iyi anlayacaksın. O yüzden felsefe yap boş ver diğerlerini. Yazarın da dediği gibi:

"Mutluluk bir amaçtır, felsefe ise ona giden yol. Herkese iyi yolculuklar!"
Ahlak ve erdem kavramlarının felsefi bir bakış açısından derinlemesine sorgulayan bir kitap. Sunuş kısmında çevirmen kitabın Fransa'da çok satanlar listesine girmesini yakın zamanda ahlaka duyulan ilgideki artışa bağlıyor.Ve yazarın bu ilgiyi ve ahlakın büyüsünü yitiren politikanın yerine geçmeye aday oluşunu da sorgulayan bir felsefeci olduğunu belirtiyor.
Yazar kendini dışarıdan fundamentalizmin içeriden ise nihilizmin kemirdiği bir Avrupa'nın tanrıtanımaz, materyalist bir düşünürü olarak tanınlıyor ve değerler ve erdemler üzerine yazarak ne kadar zor bir işi üstlendiğinin farkında.
Eserde öncelikle değer, erdem, ahlak ve politika kavramları ve bu kavramların birbirleriyle ilişkilerine değiniliyor. Sonra yazar erdemleri nezaketten başlayıp sevgi/aşk ile bitirecek şekilde - ki bu sıralama kasıtlı - 18 başlık halinde açıklıyor. Her bir erdemi açıklarken Yunan'dan günümüze kadar pek çok filozof, bilge, erm,ş ve azizin görüşlerine ayrıntılı bir biçimde yer veriyor ama sonuçta mutlaka kendi görüşlerini ön plana çıkarıyor. Bilinçli olarak sıralamaya nezaketle başlamış ve nezaketin aslında bir erdem olmadığını ama erdemli olmanın bir ön koşulu olduğunu belirtmiştir. Aslında sırayla takip ettiği tüm erdemler birbirinin koşuludur ve son olarak hakikat diye nitelediği ve tüm erdemleri kapsayan sevgi/aşk ile bitirmiştir ki bu bölüm bence en güzeliydi.
Ayrıca her erdemi sorgularken yazarın okurun karşısına çaşitli paradokslar çıkararak, öne sürdüğü tezleri çürüterek ve hangi davranışın erdemli sayılabileceğini ya da hangi koşullarda erdemli sayılabileceğini uzun uzun tartışıyor. Bu da okurun zihnini sürekli canlı tutyor ve düşünmeye zorluyor.
Yazarın fikirlerine en çok katıldığı filozoflar Spinoza ve Aristotales. dolayısıyla bu iki filozofun görüşlrine çokça yer veriyor. Ayrıca Tanrıtanımaz olduğunu pek çok yerde vurguluyor ve bazı çıkarımlarıyla da bunu destekliyor. Benim inançalarımla çelişen bazı bölümlerde zihnimde kendi teorimi geliştirmem gerekti belki de okumam bu yüzden uzun sürdü. Ek olarak olumsuz olarak aktarması gereken her durumda Hitler ve Nazileri örnek vermesi rahatsız ediciydi bence. Dünya'da geçmişte günümüzde acıya, işkenceye, zulme, katliama maruz kalan bunca topluluk varken sadece bir yerde kısaca Avrupa'nın sömürgelerine yüzeysel olarak değinmiş.
Davranışlarının sebeplerini, doğruluğu ve yanlışlığını sorgulayan herkesin okuması gereken bir kitap ama sadece bir başangıç. Umarım bizim ülkemizde de günün birinde böyle değerli konuları işleyen kitaplar çok satanlar listesine girer.
Kitabı bir arkadaşım yaş günüm de hediye etti uzun süre o bana baktı ben ona baktım. Daha sonra sayfalarını karıştırırken aşağıdaki bölüm ilgimi çekti.

Bıçağın erdemi ! Daha sonra yavaş yavaş sayfalar akmaya başladı .

Erdem, Yunanca “arete” yani iyi nitelikler demektir Latinler ise mükemmellik
DE VİRTUS derler.

Harekete geçen ya da geçebilen bir güçtür.
Örneğin, bir bitkinin ya da ilacın erdemi iyileştirmektir.
Bıçağın ki kesmek, insanın ki insanca istemek ya da davranmaktır.

İyi bıçak iyi kesebilendir, iyi reçete tedavide başarılı olabilendir.
İyi zehir öldürmede başarılı olanadır.
Katilin elindeki bıçak aşçının elindeki bıçaktan daha az erdemli olmaz. Mükemmel bıçak kötü adamın eline düştü diye mükemmelliğinden yitirmez.

Bundan sonrasını paylaştığım alıntılarda göreceksiniz. Şaşırtıcı öğretici .....
Kitabın yayınevine bir not olarak! Son formada, son 2 sayfa başka bir kitaptan tab edilmiş. Bu nedenle bitiremediğimi belirteyim! İletişim gibi bir yayınevi için kabul edemeyeceğim bir defo, maalesef!
Biraz geçmiş için, en çok da gelecek için yaşarız. Böylece hiç yaşamaz, ama yaşamayı umut ederiz.. ve kendimizi daima mutlu olmaya hazırladığımızdan asla mutlu olamamamız kaçınılmazdır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Andre Comte-Sponville
Tam adı:
André Comte-Sponville
Unvan:
Filozof
Doğum:
Paris, 12 Mart 1952
12 Mart 1952 Paris doğumlu, Fransız eğitimci ve filozof. Ateizm ve Materyalizm'i savunur. Felsefe derecesi alarak École Normale Superieure'ü bitirdi. Halen Sorbonne Üniversitesinde profesör olarak ders vermektedir. Büyük Erdemler Risalesi adlı kitabı Türkçeye çevrilmiştir. Diğer eserleri: Traité du désespoir et de la béatitude (1984-1988), Une éducation philosophique (1989), L'amour la solitude (1992), Valeur et Vérité (Etudes cyniques, 1994), Impromptus (1996),L'être temps (1999), Présentation de la philosophie (2000), Le bonheur désespérément (2000), A-t-on encore besoin d'une religion? (2003), L'esprit de l'athéisme (2006), Le capitalism est-il moral? Sur quelques ridicules et tyrannies de notre temps (2004) [Kapitalizm Ahlaki midir? Zamanımızın Kimi Gülünçlükleri ve Zorbalıkları Üzerine, çev. Dilek Yankaya, İletişim Yayınları, 2012], Le Sexe ni la mort: Trois essais sur l'amour et la sexualité(2012) [Cinsellik, Aşk ve Ölüm, çev. Canan Özatalay, İletişim Yayınları, 2013].

Yazar istatistikleri

  • 10 okur beğendi.
  • 37 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 75 okur okuyacak.