Andre Comte-Sponville

Andre Comte-Sponville

Yazar
8.5/10
26 Kişi
·
83
Okunma
·
15
Beğeni
·
2039
Gösterim
Adı:
Andre Comte-Sponville
Tam adı:
André Comte-Sponville
Unvan:
Filozof
Doğum:
Paris, 12 Mart 1952
12 Mart 1952 Paris doğumlu, Fransız eğitimci ve filozof. Ateizm ve Materyalizm'i savunur. Felsefe derecesi alarak École Normale Superieure'ü bitirdi. Halen Sorbonne Üniversitesinde profesör olarak ders vermektedir. Büyük Erdemler Risalesi adlı kitabı Türkçeye çevrilmiştir. Diğer eserleri: Traité du désespoir et de la béatitude (1984-1988), Une éducation philosophique (1989), L'amour la solitude (1992), Valeur et Vérité (Etudes cyniques, 1994), Impromptus (1996),L'être temps (1999), Présentation de la philosophie (2000), Le bonheur désespérément (2000), A-t-on encore besoin d'une religion? (2003), L'esprit de l'athéisme (2006), Le capitalism est-il moral? Sur quelques ridicules et tyrannies de notre temps (2004) [Kapitalizm Ahlaki midir? Zamanımızın Kimi Gülünçlükleri ve Zorbalıkları Üzerine, çev. Dilek Yankaya, İletişim Yayınları, 2012], Le Sexe ni la mort: Trois essais sur l'amour et la sexualité(2012) [Cinsellik, Aşk ve Ölüm, çev. Canan Özatalay, İletişim Yayınları, 2013].
Aşk, sert gerçeğe çok az, boş ve ateşli düşlere çok fazla karışan bir tutkudur; hem bedelini ödemek hem de tadını çıkarmak gerekir.
Ahlak, "Ne yapmalıyım?" sorusuna, etik ise, "Nasıl yaşamalıyım?" sorusuna yanıt arar. Ahlak erdemde ya da kutsallıkta; etik, bilgelikte ya da mutlulukta doruk noktasına varır.
Andre Comte-Sponville
Sayfa 140 - Altın Kitaplar
Ahlak varlığını korusaydı polise, kanunlara, mahkemelere, orduya gereksinimimiz olmayacaktı: Ne Devlet'e gereksinim olacaktı nede siyasete!
Andre Comte-Sponville
Sayfa 31 - Altın Kitaplar
156 syf.
·4 günde
Orijinal adıyla “Présentation de la philosophie” kitabı dilimizdeki adıyla “Felsefeyi Takdimimdir “ kitabı felsefeye dair bulunan önyargıları bertaraf etmeye çalışan bir felsefeye ısındırma kitabı. Isındırma kitabı dediysem basit konulara değindiğini zannetmeyin. Unutmayın ki felsefede yüzyıllardır sorular aynı olmasına rağmen cevaplar değişir.

Yazarı “Cinsellik, Aşk ve Ölüm “ ile “Kapitalizm Ahlaki midir? “ kitaplarından tanığım için bir sahafta karşılaştığım kitabı alamadan edemedim bitirdikten sonrada iyiki de almışım diyorum.

Kitaba gelirsek yazar öne çıkardığı 12 kavrama dair kendi fikirleri ve felsefe tarihinin bakış açısını ifade etmeye çalışmıştır. Ahlak, siyaset, sevgi, ölüm, bilgi, özgürlük, tanrı, ateizm, sanat, zaman, insan ve bilgelik olan 12 kavramı nakış işler gibi ince ince işlemiş adeta yazar. Burada çevirmenide tebrik etmek gerek cümleler o kadar bütünsel ki hiç kopma yaşamadan okuyorsunuz unutmayın ki herhalükarda elinizdeki bir felsefe kitabı. Yazarın bu kavramlar seçmesindeki amaç bence sürekli konuşulan lakin sürekli bir kavram ve anlam karmaşışıyla karşı karşıya kalınan ifadeler olmasıdır. Misal doğru-gerçek, etik-ahlak, zaman-süre, bilge-bilgin gibi kavramların aynı anlama denk geldiği yanılgısından dolayı yazar bu karmaşanın önüne geçmek istediğini düşünüyorum. Bu kavramların ayrımı tartışmalarda büyük ayrılıklara sebep olmaktadır. Oysaki Sokrates’in “ …nedir? “ sorusuna denk gelir. Daha nitelikli ve daha verimli tartışmalar için bu kavramların farklılık ve aynılıklarını bilmek gerekir diye düşünüyorum.

Felsefenin aslında hayatla eşdeğer olduğu ve her an bizim yaptığımız şeyin felsefe olduğu gerçeğiyle karşılaşmamızı sağlıyor kitap. İnsanoğlu ne kadar farketmesede aslında birçok kavrama dair gün içerisinde çözümler ve fikirler sunmaktadır. Bilinçli olması bunun çok daha büyük farkındalıklar yaratacaktır.
Non scholae, sed vitae discimus.

Kitapla kalın.
156 syf.
·5 günde
"Felsefe yapma!"
Bu ucuz (O zamanlar ciddiye alıp susardık) uyarıyı duymayan var mı? Her hangi bir durum karşısında coşkuyla konuşmaya, sorular sormaya başladığımızda bu ucuz uyarıyla bütün hevesimiz kırılmadı mı? Bir de kardeşi olan "Edebiyat yapma!" var. Fakat şu an ilkiyle ilgilenmemiz gerek.
2018 senesi benim için kitaplar bakımından oldukça verimli geçti ve geçiyor. Şinka tavsiye ettiği kitaplar sayesinde bu verimlilik içimi haz ile dolduruyor. Soyut düşünce yolunda Kafka'nın tabiriyle balyoz gibi inen Mirdad'ın Kitabı Şinka sayesinde girdi hayatıma. Hissedebiliyordum o andan sonra kurgu kitaplar tatmin etmeyecekti beni*. Buraya kadar okuduysan şimdi incelemeye yavaştan başlayabilirim.
- Mirdad'ın Kitabı
- Cehenneme Övgü
- Ermiş
- Aforizmalar (Halil Cibran)
- Tanrı Yanılgısı
- Bay Tanrı
- Tanrıya Karşı Söylev
- Ilerlemenin Kısa Tarihi
Ve Felsefeyi Takdimimdir.
* Öyle de oldu. Felsefe yapmak değildi amacım. Sadece düşünmekti istediğim. Var olana, yok olana dair sorulardı istediğim. Cevapların mutlak olup olmaması önemli değildi. Baska bir pencereden bakmak yetecekti. Evet, yetmedi. Felsefe ve düşünce kitaplarını incelerken karşıma bu kitap cıktı. Ne yazarı ne de eseri duymuştum. Nitekim buradan baktığımda da sadece bir kişinin okumuş olduğunu görünce hem merak edip okumalıyım hem de kimse okumadığına göre bir nedeni vardır deyip bir süre erteledim. Bu erteleme bir hafta sürmedi ve okumaya başladım. Daha ilk sayfalarda şu cümleler benim için yeterli olmuştu.
"Felsefe, tam olarak bir mücadeledir. Silahı mı? Akıl. Düşmanları mı? Budalalık, fanatiklik, bağnazlık veya diğerlerinin felsefesi. Müttefikler mi? Bilimler. Konusu mu? İnsanı da içine alan bir bütün veya bütünün içinde olan insan. Amacı mı? Bilgelik: Mutluluk, ama hakikatin içindeki mutluluk."
Sabaha karşı bitirdikten sonra hala anlayamadığım bir şey var: Neden sadece bir kişi okumuş bu kitabı?
Oysa bence üniversite çağındaki herkesin okuması gereken bir başucu kitabı. Okuyup bir köşeye bırakılacak kitaplardan değil. Zaman zaman bulanan zihinleri temizlemek için kaynak kitap.
Popüler kültür kitaplarını, bilmem neyin tonları ya da vampir kitaplarıyla mesguluz diyerek ukalalık yapmayacağım. Doğruyu kendimiz bulabiliriz sadece. Kabul ediyorum. Lise yıllarımda Stephen King'in 2007 yılına kadar yazdığı ve Türkçeye çevrilmiş ne kadar kitabı varsa hepsini okudum. Burada sadece ülkesinde değil tüm dünyada türünün üstadı olarak kabul edilen bir yazarı küçümsemiyorum. Ama o yıllarda doğruyu ararken ufacık bir tavsiye ne çok işime yarardı. Küçük Prens veya Şeker Portakalı ile ben üniversitede tanıştım. En azından tanışabildim.
Buraya kadar okuduysan umarım ben de senin bu kitapla tanışmanı sağlarım.
Felsefeyi Takdimimdir, yazarın 15 dile çevrilen, 12 temel kavramı Spinoza, Kant, Aristo ve diğer büyük filozofların fikirleri ve kendi düşünceleriyle açıkladığı, okuması ve anlaması oldukça kolay olan eseri. Insan, sevgi, Tanrı, Sanat ve diğer ana başlıklar. Buraya hemen bakmak isteyenler için birkaç alıntı bırakalım:
#34842792
#34842672
#34842433
#34842003
#34843035
#34938192

Her incelememde söylediğim gibi; inceleme yazmayı pek beceremem. Ki yazdıklarım incelemeden ziyade eşe dosta anlatır gibi anlatmak sadece. Derinden etkileyen, balyoz gibi inen, bana bir şeyler katan kitaplara dair zaman zaman fikirlerimi inceleme adı altında paylaşıyorum. Bu kitapta bana bir şeyler degil çok şeyler kattığı için biter bitmez yazmaya koyuldum. Umarım bir gün okunma sayısı binleri bulur.
Ve "Felsefe yapma!" diyerek aslında düşünme, fikrini söyleme, mutlu olma demek istediklerini bu kitabı okuduktan sonra daha iyi anlayacaksın. O yüzden felsefe yap boş ver diğerlerini. Yazarın da dediği gibi:

"Mutluluk bir amaçtır, felsefe ise ona giden yol. Herkese iyi yolculuklar!"
400 syf.
·14 günde·Puan vermedi
Ahlak ve erdem kavramlarının felsefi bir bakış açısından derinlemesine sorgulayan bir kitap. Sunuş kısmında çevirmen kitabın Fransa'da çok satanlar listesine girmesini yakın zamanda ahlaka duyulan ilgideki artışa bağlıyor.Ve yazarın bu ilgiyi ve ahlakın büyüsünü yitiren politikanın yerine geçmeye aday oluşunu da sorgulayan bir felsefeci olduğunu belirtiyor.
Yazar kendini dışarıdan fundamentalizmin içeriden ise nihilizmin kemirdiği bir Avrupa'nın tanrıtanımaz, materyalist bir düşünürü olarak tanınlıyor ve değerler ve erdemler üzerine yazarak ne kadar zor bir işi üstlendiğinin farkında.
Eserde öncelikle değer, erdem, ahlak ve politika kavramları ve bu kavramların birbirleriyle ilişkilerine değiniliyor. Sonra yazar erdemleri nezaketten başlayıp sevgi/aşk ile bitirecek şekilde - ki bu sıralama kasıtlı - 18 başlık halinde açıklıyor. Her bir erdemi açıklarken Yunan'dan günümüze kadar pek çok filozof, bilge, erm,ş ve azizin görüşlerine ayrıntılı bir biçimde yer veriyor ama sonuçta mutlaka kendi görüşlerini ön plana çıkarıyor. Bilinçli olarak sıralamaya nezaketle başlamış ve nezaketin aslında bir erdem olmadığını ama erdemli olmanın bir ön koşulu olduğunu belirtmiştir. Aslında sırayla takip ettiği tüm erdemler birbirinin koşuludur ve son olarak hakikat diye nitelediği ve tüm erdemleri kapsayan sevgi/aşk ile bitirmiştir ki bu bölüm bence en güzeliydi.
Ayrıca her erdemi sorgularken yazarın okurun karşısına çaşitli paradokslar çıkararak, öne sürdüğü tezleri çürüterek ve hangi davranışın erdemli sayılabileceğini ya da hangi koşullarda erdemli sayılabileceğini uzun uzun tartışıyor. Bu da okurun zihnini sürekli canlı tutyor ve düşünmeye zorluyor.
Yazarın fikirlerine en çok katıldığı filozoflar Spinoza ve Aristotales. dolayısıyla bu iki filozofun görüşlrine çokça yer veriyor. Ayrıca Tanrıtanımaz olduğunu pek çok yerde vurguluyor ve bazı çıkarımlarıyla da bunu destekliyor. Benim inançalarımla çelişen bazı bölümlerde zihnimde kendi teorimi geliştirmem gerekti belki de okumam bu yüzden uzun sürdü. Ek olarak olumsuz olarak aktarması gereken her durumda Hitler ve Nazileri örnek vermesi rahatsız ediciydi bence. Dünya'da geçmişte günümüzde acıya, işkenceye, zulme, katliama maruz kalan bunca topluluk varken sadece bir yerde kısaca Avrupa'nın sömürgelerine yüzeysel olarak değinmiş.
Davranışlarının sebeplerini, doğruluğu ve yanlışlığını sorgulayan herkesin okuması gereken bir kitap ama sadece bir başangıç. Umarım bizim ülkemizde de günün birinde böyle değerli konuları işleyen kitaplar çok satanlar listesine girer.
400 syf.
·Beğendi·9/10
Kitabı bir arkadaşım yaş günüm de hediye etti uzun süre o bana baktı ben ona baktım. Daha sonra sayfalarını karıştırırken aşağıdaki bölüm ilgimi çekti.

Bıçağın erdemi ! Daha sonra yavaş yavaş sayfalar akmaya başladı .

Erdem, Yunanca “arete” yani iyi nitelikler demektir Latinler ise mükemmellik
DE VİRTUS derler.

Harekete geçen ya da geçebilen bir güçtür.
Örneğin, bir bitkinin ya da ilacın erdemi iyileştirmektir.
Bıçağın ki kesmek, insanın ki insanca istemek ya da davranmaktır.

İyi bıçak iyi kesebilendir, iyi reçete tedavide başarılı olabilendir.
İyi zehir öldürmede başarılı olanadır.
Katilin elindeki bıçak aşçının elindeki bıçaktan daha az erdemli olmaz. Mükemmel bıçak kötü adamın eline düştü diye mükemmelliğinden yitirmez.

Bundan sonrasını paylaştığım alıntılarda göreceksiniz. Şaşırtıcı öğretici .....
135 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Biraz geçmiş için, en çok da gelecek için yaşarız. Böylece hiç yaşamaz, ama yaşamayı umut ederiz.. ve kendimizi daima mutlu olmaya hazırladığımızdan asla mutlu olamamamız kaçınılmazdır.
235 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10
Kitabın yayınevine bir not olarak! Son formada, son 2 sayfa başka bir kitaptan tab edilmiş. Bu nedenle bitiremediğimi belirteyim! İletişim gibi bir yayınevi için kabul edemeyeceğim bir defo, maalesef!

Yazarın biyografisi

Adı:
Andre Comte-Sponville
Tam adı:
André Comte-Sponville
Unvan:
Filozof
Doğum:
Paris, 12 Mart 1952
12 Mart 1952 Paris doğumlu, Fransız eğitimci ve filozof. Ateizm ve Materyalizm'i savunur. Felsefe derecesi alarak École Normale Superieure'ü bitirdi. Halen Sorbonne Üniversitesinde profesör olarak ders vermektedir. Büyük Erdemler Risalesi adlı kitabı Türkçeye çevrilmiştir. Diğer eserleri: Traité du désespoir et de la béatitude (1984-1988), Une éducation philosophique (1989), L'amour la solitude (1992), Valeur et Vérité (Etudes cyniques, 1994), Impromptus (1996),L'être temps (1999), Présentation de la philosophie (2000), Le bonheur désespérément (2000), A-t-on encore besoin d'une religion? (2003), L'esprit de l'athéisme (2006), Le capitalism est-il moral? Sur quelques ridicules et tyrannies de notre temps (2004) [Kapitalizm Ahlaki midir? Zamanımızın Kimi Gülünçlükleri ve Zorbalıkları Üzerine, çev. Dilek Yankaya, İletişim Yayınları, 2012], Le Sexe ni la mort: Trois essais sur l'amour et la sexualité(2012) [Cinsellik, Aşk ve Ölüm, çev. Canan Özatalay, İletişim Yayınları, 2013].

Yazar istatistikleri

  • 15 okur beğendi.
  • 83 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 173 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.