Oz büyücüsü’ndeki o her şeyin siyah-beyazdan renkliye dönüştüğü sahne gibi hissettriyordu. Tabii daha çok tam tersi gibiydi.Sanki hep her şeyin renkli olduğunu düşünmüştüm de aslında siyah-beyazlardı.Artık bunu görebiliyordum.
Kitabın konusunu bir cümle ile özetleyebilirim. On dört yaşındaki Eden, abisinin çocukluk arkadaşı tarafından tecavüze uğradıktan sonra kimseye söyleyemez ve kendisi ve çevresine bakış açısının değişim sürecini kitapta anlatılmakta.
Eden’ın lise hayatını kitap 4 sınıf olarak ayırmış ve her yıl karakterin dahada değiştiğini görebiliyorsunuz. Eden’in yaptığı her hareketi verdiği kararları kitap boyunca artık lütfen doğru yola dön, lütfen birine anlat diyerek okudum fakat yargılayamadım. Yaşadığı durumun zorluğu ve bu durumun üstünden kalkamaması, kimsenin bilmeyişi kalbimi acıttı sadece. Birde Josh karakterine o kadar ısındım ki hikayeleri keşke daha farklı olsaydı dedim. (Spoiler olduğu için açamadım ama okuyanlar beni anlamıştır)
Kitapta giriş ve gelişme bölümü uzunca anlatılsa da sonuç bölümünde çözülmeyen bir sürü olay vardı. Bu beni kitabı bitirdiğim anda tatmin etmesede bu sonun beni kitaba daha çok bağladığını şimdi anlayabiliyorum. Sonu kendim yazdım Eden’ı daha çok düşündüm.
Sonuç olarak “KiTABI SEVDİM”.Yorumu okuduğum an yazsam muhtemelen daha az puan verirdim ama şimdi üzerinden bir hafta geçmişken ve üzerine başka kitapları bitirmişken bile Eden’in hikayesi aklıma geldiğini göre kitap beni etkilemiş ve yazar beklediği etkiyi yaratmış demek ki.
Maalesef güvenli sandığımız evlerimizde, güvenmemiz gereken insanlardan bile korkar olduğumuz bu dünyada bu kitabı okumak bir kez daha bu gerçekle yüzleşmemi sağladı
Oysa Ben EskidenAmber Smith · Yabancı Yayınları · 2020244 okunma
Çünkü onu özlüyordum. Bir odayı güneş ışığı gibi aydınlatmasını özlüyordum. Dokunduğu her kitaba eski bir dostmuş gibi gülümsemesini özlüyordum ve ellerinin kağıt kokusunu, sıcak odun ve eski hikayeler gibi kokusunu özlüyordum...