Vi Keeland

Vi Keeland

Yazar
7.9/10
665 Kişi
·
1.571
Okunma
·
73
Beğeni
·
4.335
Gösterim
Adı:
Vi Keeland
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
New York, ABD
Artık hiçbir şey hissetmek istemedim, kimseyle bağ kurmak istemedim. Bunu başarmanın en kolay yolu,insanları korkutup kaçırmaktı.
“Progress takes time, Luca. Don’t feel down. You might not be where you want to be, but you’re also not where you were yesterday... "

"İlerleme zaman alır, Luca. Kendini kötü hissetme. Olmak istediğin yerde olmayabilirsin ama dün olduğun yerde de değilsin... "
Our fears are temporary, they come and go throughout life. But regret is permanent, we carry it with us forever.

Korkularımız geçicidir, yaşam boyunca gelir ve giderler. Ancak pişmanlık kalıcıdır, onu sonsuza dek yanımızda taşırız.
300 syf.
·3 günde·8/10 puan
Dirty Letters, Vi Keeland ve Penelope Ward ikilisinin en iyi kitabıydı diyebilirim.
Kitabın konusuna spoiler vermeden değinmek gerekirse, Luca ve Griffin henüz çocukken öğretmenleri sayesinde mektup arkadaşı olurlar ve Luca mektuplara yanıt vermeyi bırakana kadar hayatlarındaki her ayrıntıdan birbirlerini haberdar ederler. 8 yıl sonra Luca'ya gelen yeni bir mektup her şeyin gidişatını değiştirir.
Kitapta bir çok kere bahsedilen, Griffin'in Luca'ya yazmış olduğu Luca şarkısının seslendirilmiş olduğunu öğrendim ve bu beni çok heyecanlandırdı. Dinlemek isterseniz size link bırakıyorum mail adresinizi girmeniz yeterli oluyor (linki kitabın içinden aldım): https://www.subscribepage.com/DirtyLetters
300 syf.
·10/10 puan
Bu iki yazarın yazdığı bütün kitapları okumaya çalıştığımı inkar edemem. Benim için özel bir yerleri var. Gerçi Penelope'yi ayrı okuma fırsatım olmadı ama Vi'nin kalemi iyidir. Güzel erkekler yazar ve okutur. İkisi bir araya gelip sık sık kitap yazdıklarına göre birbirlerinin kalemlerini seviyorlar ve yakın bir yazım dilleri var.

Vi ve Penelope yine onlardan okuduğum Narsist kitabında olduğu gibi ideal bir erkek yazarak yola çıkmışlar. Kadın karakter de her zamanki gibi dişli bir kadın çıktı. Şaşırdım mı? Hayır. Açıkçası zaten böyle bir kitap bekliyordum. Çünkü onların tarzı bu.

Griffin ve Luca aslında çocukluk zamanlarında mektup arkadaşlarıymış. Bir süre, gerçekten uzun bir süre, mektuplar devam etmiş. Sonra ise bir anda kızımız mektup yazmayı bırakmış. Zaten soyadı da öğretmenlerinin soyadı olduğu için çocuğun onu bulması imkansızmış. Aralarının neden açıldığı, neden kızın cevap yazmadığını öğrenince çok üzüldüm.

Neyse Griffin'den yıllar sonra -sekiz yıl diye hatırlıyorum- bir mektup geliyor Luca'ya. Mektup epey öfkeli bir şekilde yazılmış ve bu mektup Luca'yı derinden sarsıyor. Luca da ona cevap veriyor.

Ve hikaye burada başlıyor aslında. Yazışıyorlar ve arayı kapatıyorlar. Buluşma var mı? Yok. Neyse spoiler veremem.

Griffin, İngiliz bir erkek. Tam bir centilmen ve yakışıklı. Ayrıca bir sanatçı. Adamın binlerce kadın hayranı var ama onun egosu kesinlikle büyük değil. Bu da onu gerçek olması imkansız bir erkek kurgu karakteri yapıyor. Gerçekse de ben henüz tanışmadım.

Bu kitabı Narsist kitabından çok daha fazla sevdim. Orada kadına çoğu yerde sinir olmuştum.

Fakat bu kitapta Luca'yı, korkularını ve tercihlerinin nedenlerini haklı bulduğumda ona olan hayranlığım arttı. Çok nadirdir benim kadın karakterleri sevmem. Çünkü böyle kitaplarda yazarlar hep insana cinnet geçirtecek saçma ayrılıklar yazarlar. Fakat dediğim gibi burada çoğu tercihi haklı buldum.

Luca hakkında ne desem spoiler olacakmış gibi geliyor. Fakat sanırım şunu dile getirebilirim. Luca, bir yazar ve aslında evde kendi haline, domuzuyla birlikte -evet domuzu var- yaşayan bir kadın. Ayrıca babası gibi gördüğü muhteşem bir psikoloğu var. Psikolog dediğimde aslında durumun ne kadar vahim olduğunu anlamışsınızdır diye düşünüyorum.

Sonuçta biri ünlü bir grupta solist, diğeriyse evde kendi konfor alanında yaşayan biri. İki zıt kutup anlayacağınız.

İşte yazarlar esas burada kalemlerini konuşturuyorlar. Bu zıt kutbu bir araya getirmek çok zor aslında. Yazması güç bir ilişki. Çünkü yazdığınız ya insanlara aşırı gelir ya da çok gerçekçi. Okurun böyle bir ilişkinin olabileceğine inanması için çizgiyi aşmamak lazım.

Yazarlar bu noktada benden tam puan aldılar. Çünkü bu ilişkiyi öyle bir işlediler ki inanın "Tamam böyle bir ilişki gerçekten olur," dedim. Çünkü iki taraf da birbirini anladı, konuştu, çözüm aradılar. İki taraf da bencil davranmak yerine karşı tarafı nasıl daha iyi ve rahat hissettireceğini düşündüler. Harikaydı harika.

Kitabın dili oldukça akıcıydı. Yazarları daha önce okumuş olanlar bilir ama bilmeyenler için de gönül rahatlığıyla bu güvenceyi verebilirim. Gerçekten akıcı yazıyorlar. Bir bölüm daha derken kitap bir anda bitiyor. Bu kitap boş bir kitap değildi. Hani genelde bu kitaplar, türler ülkemizce küçümseniyor ama inanın ki öyle değiller. Bu kitaplar okurlarına ilişkiler açısından pek çok şey öğretiyor.

Bu arada kitap eğlenceliydi de. Luca ve Griffin kasıntı çiftlerden değillerdi. Bazı yerler beni çok güldürdü. Karakterlerin böyle doğal olması da hoşuma gitti. (Yukarıda Griffin için "gerçek olması imkansız" dedikten sonra doğallıklarından bahsetmeme ne demeli?) Ya şimdi şaka maka aslında böyle erkekler vardır da işte ben henüz denk gelmedim. Umarım denk gelirim. Amin.

Ah bu arada kitabın sonunda yazarlarımız bir okurlarına sürpriz yapıp Griffin'in Luca'ya yazdığı şarkıyı dinlememiz için bir link bırakmışlar. Duygusal bir yumak olarak şarkıyı onlarca kez dinledim. Şarkıcı olan Griffin'in Luca'ya bir şarkı yazması spoiler sayılmaz değil mi? Ben kitabı okurken "Lütfen şarkı yazsın. Lütfen," diyordum.

Okuyan pişman olmaz diyorum ve gidiyorum.

Kurgu: 2/2
Olay akışı: 2/2
Dil: 2/2
Karakterler: 2/2
Çeviri (yazım yanlışı, noktalama vs.): 2/2
Genel puanım: 10/10


Genel Bakış
Tür: Genç kurgu, Romantik
Seri/Tek: Tek.
Aşk üçgeni: Yok.
Favori karakterim: Griffin.
Bu yazarın diğer kitaplarını okuyacak mıyım? Okuyacağım.
Bu kitabı/seriyi gelecekte tekrar okuyacak mıyım? Evet evet evet.
Bu kitabı/seriyi öneriyor muyum? Evet. Okuyan bana haber versin.
320 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Bu kadar güzel olacağını ve böyle bir kapağa sahip bir kitabın beni ağlatacağını hiç tahmin etmezdim. Uzun zamandır aşk romanlarında gizli gizli kıskanmak, yanlışa mahal verecek davranışlar, intikam vs. okumaktan o kadar sıkılmışım ki bu kitabıda öyle bekledim ama yazar ters köşe yaptı. Çok iyiydi ve iyi geldi. Ve kitapta süpriz kahraman küçük bir adamımız bulunuyor.Aynı zamanda bir babanın oğluna sonsuz sevgisinide okuyoruz. Kesinlikle tavsiye ederim.
304 syf.
·Beğendi·6/10 puan
Kitap yine yazarların daha önce yazdıkları kitaplar gibi başlıyor. Ve yine ortada bir çocuk ve onun gıcık annesi var ve yine aldatma var. Yazdıkları kitapların teması genel olarak bu üçü etrafında gelişiyor.Telefon bulma olayını ben biraz Sophie Kinsella'nın Numaran Bende Var kitabına benzettim. İşte mesajlaşmaları olsun telefonu hemen vermemesi olsun erkek karakterin aksi olması olsun. Bunun dışında eğlenceli bir kitaptı başlarda çok eğlenerek okudum ama üzüldüğüm yerlerde oldu. Güzel kafa dağıtmak için okuyabileceğiniz bir kitap.
304 syf.
·1 günde·10/10 puan
Of of of bu kitap beni bitirdi. O kadar eğlenerek okudum ki anlatamam. Zaman su gibi akıp geçti hemde 2.defa okumama rağmen. İlk okuduğum zaman ki hazzın aynısını aldım. Çok tatlı, şehvetli bi aşk hikayesiydi. Yani eleştirecek bir şey bulamıyorum o derece yeterliydi. Kurgusu, olay örgüsü çok iyiydi. Karakterlerin uyumu da müthişti. Of bayıldım resmen ya.
Bir de ilgi çeksin çok satsın diye mi kitap isimleri böyle seçiyorlar anlamıyorum. Kendinden emin, özgüvenli baş karakterimiz Graham asla ama asla narsist değil! Narsistlikle uzaktan yakından alakası yok. Ama kitabın adı narsist. Ne gereği varsa
312 syf.
·6 günde·4/10 puan
Olumlu yönlerinden bahsedecek olursam dili çok akıcı, bir çırpıda okunacak türden bir kitap. Konu olarak ise zengin, zeki adam; güzel, sevimli kadın. Yani son derece klasik pek bir numarası yok. Cinsellik için okunuyor muhtelemen, ABD best seller bu tip kitaplarla dolu. Arkadaşım hediye ettiği için okudum.
304 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Severek , keyifle, 1 gün içinde bitirdim. Komik, tutkulu, sonlara doğru biraz daha duygusal ve naif bir hikayeydi .
.
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
Rachel, Caine ile barda ilk karşılaştığında, onun en yakın arkadaşını kandıran evli adam olduğunu zanneder ve Caine’i güzelce bi paylar fakat yanlış kişiyi payladığını anladığında iş işten geçmiştir ve çareyi çaktırmadan oradan topuklamakta bulur. Ertesi gün Ünv. nin ilk gününde büyük bir şok yaşar çünkü asistanı olacağı Profesör, barda payladığı Caine’den başkası değildir.
.
Burdan sonrası komik olaylar silsilesi ile devam ederken işin ciddileştiği yerde, geçmişlerinin yaraları, söylenmemiş sırlar, onları birbirinden ayırırken yeniden biraraya gelebilecek kadar güçlü duygular besliyorlar mı? Okuyup öğreniyoruz
304 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Vi Keeland cok sevdiğim ne yazsa hemen alıp okuduğum bir yazar. Oyuncu da ayni sekilde sevdiğim bir kitap oldu. Tabi benim yazarin kitapları arasında sıralamam var ki o siralamada ilk siraya yerleşemedi. Ama her zamanki gibi keyifle okudum.
Kitapta benim için tek sorun ikinci sevilen kişilerdi yani geçmişte kalan ama yinede kalplerinde bi yerde kalan kişiler. Ama üstünde cok durmadim ve eğlenerek okumaya devam ettim. Her zamanki gibi Capkin, özgüvenli, yakisikli erkek karakterimiz var. Amerikan futbolu oynamasi da cabası
Kadin karakterimiz Delilah babasi sebebiyle hep futbolun içinde yasamış ve sonunda da muhabir olmaya karar vermiştir. Ilk profesyonel röportajı için maç sonrası soyunma odasina girer ve başarılı oyuncu Brody ile konuşmaya başlar ama bu işi sabote etmeye çalışan Brody ile başa cikmak zorundadır. Brody Delilah'ı istese de Delilah aşksız iliskilere karşıdır. Ve günlük yaşayan çapkın adamımız sonunda yola gelir ve komik, romantik bir hikaye başlar. Geçmiş kapılarını çalana kadar.
Güzel bir kitaptı keyifle okuduğum. Bir sonraki Vi kitabi ne zaman çıkar acaba
304 syf.
Beğenerek okuduğum bir kitaptı, komik, eğlenceli ve aşk, yazarın akıcı dili, kitabın konusu, kitabı 1 günde bitirmeme sebep oldu. Yazarın diğer kitaplarınıda okudum. Onlarda bu katagoride, kısacası tavsiye ederim.;)
304 syf.
·Beğendi
Canlarımmmmm
Bugün sizlere Vi Keeland kitaplarından sonuncusunu yorumlayacağım.
Bu son kitabı Epsilon Yayınevi 'nden çıktı ama diğerleri @yabanciyayinlari 'ndan.

Geçtiğimiz günlerde @okuoku1 ( @kitapsepeticom ) alışverişimi bu yazarın tüm kitaplarını alarak tamamladım, pişman değilim.Hem çok ucuza hem de sapasağlam geldi kitaplarım.

Kitabımız konusundan bahsedeyim size.
Yüksek lisans öğrencisi bir kız, barda tuvalet sırasında kız arkadaşını kandıran o lanet herifi görür, çok sinirlenir. Adamın aslında evli ve 2 çocuklu pisliğin teki olduğunu öğrenmişler ama ondan hırslarını alamamışlardır.
O an bir güzel azarlar adamı, ağzına ne gelirse söyler ve arkadaşını da alıp bardan çıkarken yanlış adamı azarladığını anlar.
Sabah ilk dersine girdiğinde bayılmamak için kendini zor tutar.Çünkü bir önceki gece barda azarladığı adam, şimdi yunan tanrısı yakışıklılığında karşısındadır.
Öte yandan, adama tanıdık gelen bu kız ona 15 yıl önce yaşadığı ve şimdi vicdanını acıtan o olayı hatırlatmıştır ama neden?
.
.
.

Gerisi mi? Ha ha ha❤ okuyup görmelisiniz, yaşamalısınız.

Evet #ellitonüçlemesi 'ndeki dudak yalamalar, göz devirmeler, diklenmeler bu kitapta da karşımıza çıkıyor.
O edebi, yer yer sıkıcı, hüzünlü kitaplarınıza bir mola vermek isterseniz bu #aşk kitabını tavsiye ederim.
Ben okurken çok keyif aldım.

Yazarın biyografisi

Adı:
Vi Keeland
Unvan:
Amerikalı Yazar
Doğum:
New York, ABD

Yazar istatistikleri

  • 73 okur beğendi.
  • 1.571 okur okudu.
  • 23 okur okuyor.
  • 477 okur okuyacak.
  • 14 okur yarım bıraktı.