"İzahı olmayan şeylerin mizahı olur" cümlesinin tam karşılığı bu kitap olsa gerek. Sevgili yazarımız, hayatın içinde süregelen, her daim muhatap olduğumuz yanlışları, haksızlıkları, boşvermişlikleri bir mizah çerçevesinde sunmuş okurlara. Anlatım tarzı ile her ne kadar yüzümüzde tebessüm oluştursa da; bahsi geçen konuların derinine indiğimizde aslında birçok şeyi ne kadar yozlaştırdığımızın idrakine varıyoruz. Öyle ki; kadına şiddet, kiracı ev sahibi ilişkileri, torpille işe alımlar, iş yerinde yapılan yalakalıklar ve daha ne varsa hayata dair her biri cümleler arasında peydah oluyor. Gazetecilik mezunu idealist bir genç olan Atar Uçarca'nın iş bulma sürecinde yaşadığı zorlukları, iş yerinde karşılaştığı liyakatsizlikleri, ev sahibi ile olan ilişkisi ve aşk hayatını konu edinen kitapta; başkarakterimiz adeta toplumun sesi olmuş. Toplumun bakış açısının karakterimiz Uçarca'ya nasıl tesir ettiğini, hayalleri ve düşünceleri ile gerçek hayatta tezahür eden şeylerin tutarsızlığını ve insanlara dair gözlemlerini okurken inanılmaz keyif alacaksınız.