Cherryblossom

Cherryblossom
@Kitapvefelsefeseverbirisi
"Nefes alabiliyordum, kalbim atıyordu, yaşıyordum ama düşündükçe ölüyordum"
Çocukken küçük şeyler için ne kadar ağlardık. Bir top, bir oyuncak araba, bir bebek... Şimdi büyüdük, çok büyük olaylar bile ağlatamıyor bizleri. Kavgalar, ölümler, savaşlar... Şimdi daha mı güçlüyüz yoksa daha mı umursamaz, daha mı alışkın? Hayata, insanlara karşı duyarlılığımızı kaybediyoruz yavaş yavaş. Oysa bu küçük duyarlılıklar, duygulanmalardır bizi insan yapan.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Üçlü Filtre Testi Bir gün bir adam Sokrates'e: "Arkadaşımla ilgili ne duyduğumu biliyor musun?"der. Sokrates: "Bir dakika bekle." diye cevap verir ve devam eder: "Bana bir şey söylemeden evvel senin küçük bir testten geçmeni istiyorum. Buna Üçlü Filtre Testi deniyor." Adam merakla: "Üçlü Filtre?" diye sorar."Doğru." diye devam eder Sokrates."Benimle arkadaşın hakkında konuşmaya başlamadan önce, bir süre durup ne söyleyeceğini filtre etmek iyi bir fikir olabilir. Bu ona üçlü filtre dememin sebebi.Birinci filtre: "Gerçek filtresi. Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam olarak gerçek olduğundan emin misin?" Adam: "Hayır, aslında bunu sadece duydum." "Tamam" der, "Öyleyse, sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun... Şimdi ikinci filtreyi deneyelim, yani iyilik filtresini. Arkadaşın hakkında bana söylemek istediğin şey iyi bir şey mi?" diye sorar Sokrates. Adam Sokrates'e: "Hayır, tam tersi." diye cevap verir. Sokrates: "Öyleyse onun hakkında bana kötü bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru olduğundan emin değilsin. Fakat yine de testi geçebilirsin çünkü geriye bir filtre daha kaldı. İşe yararlılık filtresi; bana arkadaşın hakkında söyleyeceğin şey benim için yararlı mı?" diye sorar. Adam şaşırarak: "Hayır! Gerçekten de değil!" Sokrates: "İyi o zaman. Eğer bana söyleyeceğin şey doğru değilse ve yararlı değilse bana niye söyleyesin ki!" der.
Felsefe-Düşünce
"Hayatı piyano tuşlarına benzetebiliriz aslında.Beyaz tuşlar mutlu anlarımız, siyah tuşlar ise kötü anlarımız olsun. Piyanoyu siyah tuşlar olmadan doğru bir şekilde çalamayız değil mi?Çünkü onlar da müzik yapar...yani demem o ki, hayatta kötü şeyler yaşamak bizden bir şey eksiltmez aksine tamamlanmamızı sağlar."
"Kokun bana hiç gitmediğim bir ülkenin kokusunu andırıyor. Hiç ayak basılmamış, hiçbir insanın yaşamadığı lakin her gün çiçek açan, sadece kelebeklerin olduğu, dokunulmamış bir ülke gibi kokuyor saçların.Kimsesiz ama bir o kadar da ev gibi hissettiren, adı hiç duyulmamış bir ülkesin sen.Önce topraklarına basacağım. Çiçeklerine dokunacağım, kelebeklerine fısıldayacağım, yepyeni adımlar atacağım. Sana yaklaşmak için gereken her zorlu yolda pes etmemek için dişlerimi sıkacağım. Belki bu yolda çok zorlanacağım hatta belki de çok ağlayacağım ama yolun sonunda seni gördüğümde her şeye değer diyebileceğim.Ülkene adım attığımdan beri, hiç bu kadar ev gibi hissettiren başka bir yer olmamıştı ve sana yalvarırım başka bir ülkeye kovma beni, izin ver evimde kalayım. Ülkene ayak basan ilk kişi ben olayım."
Beni bunca saracak ne vardı? Kanıma işleyecek,gözbebeklerime oturacak,bir senfoni gibi kulaklarımdan eksilmeyecek... Ne vardı? Hiç karşıma çıkmasaydın, Bu kör olası gözler görmeseydi seni. Ne vardı? Güzelliğini hiç bilmeseydim, Bir dua gibi bellemeseydim adını... Ne vardı? Bütün gece, gözlerimi tavana dikerek seni düşünmeseydim.