- Sabah kalkamıyorsan yataktan, böylesi bir dünyaya gözlerini açmak istemiyorsan, ne yaparsın? Devrime de çok var daha.
- En iyisi, iki musluk pompası aldırıp, birilerine kendinizi çektiriniz, çıkarttırınız yataktan. Ayaklarınızın altını spatulayla hafifçe kazısınlar, sonra çarşafta kalan izinizi ince bir telle iyice ovunuz. Çıkmışsınız demektir.
İyi ki oğlumun yükseköğrenim görmesi çok önemli değil benim için. Televizyon onarımcısı, bakır ustası, basımevinde dizgici olabilir. Yeter ki, meslek hırsı, yaşama sevincini altetmesin.
Ramazan da Eylül' e rastladı bu yıl; boğazıma bir düğüm oturdu. Günün akışı değişecek artık sokaklarda. Kimi içkiciler, karaciğer dinlendirme amacıyla içmeyecekler. Kadınlar, incelme kaygısıyla oruç tutacaklar. Fırınların önünde pide kuyrukları uzadıkça uzayacak. Herkes iftarı düşleyecek boyuna. Elinde çatal, önünde zeytin, kulağı tetikte. Her gün yediğinin üç katını bir öğünde mideye indirecek. Orucun amacını anlayamadım gitti. Dünya nimetlerinin tadını anlayın mı demek, dünya nimetlerini hırsla kapışın mı?
Ölen ister namuslu biri, ister çıkarcının teki, ister yaşarken varlığıyla herkesi bezdirmiş bir ukala olsun, sözler değişmez. En büyük sahtekarlığımızdır:
ölünün arkasından iyi konuşulur. İyilik, cesetler arasında eşit olarak dağılır.
Adam haklı: "sokağın belleği zayıftır" ve "her sokak, sokak çocuklarına aittir", "sokakta her şeyin bir çağı vardır: maviler dönemi, rüzgarın çağı, uçurtmala rın çağı. .. " Hele 'karşı kaldırıma geçmek' sorunu, kimi insanlar için büyük bir güçlüktür. Benim gibi otuz beşine gelseler bile.
Ben de birine, hiç değilse bir kerecik olsun "Portuga!" (Portekizli, demekmiş) diye seslenmek isterdim. Başka bir sözcük de olabilir elbet, o duyguyu versin yeter ki.