Yaşlı bir kadın, giyim-kuşam özgürlüğü konusunda şöyle dedi:
- İstedikleri gibi giyinsinler, sakal falan da bıraksınlar gençler, yalnız dünyaya göstermek istedikleri birşeyleri var mı başka?
İşçi bir baba da şöyle ilginç bir soru sormuştu:
- Üç çocuğum var benim. Onlara pabuç almaya kalksam, üçüne birden almak zorundayım. Param belli. Şimdi hepsini yanıma kahp gönüllerine göre pabuç mu seçtireceğim? Olur mu?
Kedi için en önemli olgu, kendisidir. Neruda ne iyi diyor: ''Yalnız Kedi, baştanberi kusursuz biçimdeydi" diye. Yere düşen bir gazete, yeni ütülenmiş bir çamaşır, yeni alınan bir eşya, hep Kedi içindir. Evin en rahat, en yüksek, en alımlı köşesini bulur ve kendine ayırır. Kedi, evi sever. O yüzden denizi bile aşıp bulur evini de sahibini pek aramaz. Sahipsizdir. Yemek vererek gönlünü kazanamazsınız. Sizi o seçer, görmeyince de unutur. Bir daha gördüğünde, aradan hiç zaman geçmemiş gibi sürdürür ilişkiyi. Köpek sahibini sever oysa, gerçekten bağlıdır. Yaltaklanır, dostluğunu ve hizmetini sunar ona bakım karşılığında. Kedi, kendi varoluşunun başlıbaşına bir mutluluk kaynağı olduğu inancındadır, ödün vermez. Nankör sayılması, bu yüzdendir sanırım. Almaktan çok paylaşmayı sevenlerin hayvanıdır kedi. Uyudu mu, kinini de unutur.