Artık kurduğumuz cümlelerin "12 Eylül'den önce" veya "12 Eylül'den sonra" şeklinde vazgeçilmez zarfları olacaktı. Ama bu bir milat değildi. Çünkü öncesi de sonrası da korkunçtu. Bu tıpkı korkunç bir kargaşanın ardından korkunç bir sükûnetin gelmesi gibiydi ya da zaten kabuslarla boğuşurken bir de üstüne karabasanın neden olduğu ses çıkaramama hali.
Bu güncel ve çarpıcı hikâye sağlam bir romancının elinde gerçekten de kapakta yazdığı gibi iddialı hale gelebilirdi. Ama ne yazık ki; üslupsuzluğa, zaman kalıbı durmadan değişen kâh bozuk kâh aşırı kurallı ya da didaktik cümlelere ve anlamsız bir aceleciliğe kurban edilen bir metne dönüştürülmüş. Bir roman değil de sinopsis okuduğunuzu varsayarsanız zaman kaybı yaşadığınıza dair olumsuz hislerden bir nebze kurtarabilirsiniz. Okumadan, çok okumadan yazmanın, kuru bir hevesle yazmanın neticesi genelde böyle oluyor maalesef.