''Dünyanın yalan dolu olmasının bedelini, Firdevs canıyla ödemek zorunda kalmıştı.''
Hayata 1-0 geriden başlayan Firdevs'in hayatını yazar NEVAL EL SEDDAVİ'nin birebir onun ile yapmış olduğu ölüm hücresindeyken yaptığı görüşmelerden hayat hikayesini bize aktarmış. Çocukluğundan yetişkin bir kadın olup suç işleyene kadar geçen süreçte kendi iradesi dışında , kendi adına başkaları tarafından hayatı hakkında , geleceği hakkında karar verilen, gün geçtikçe kendini bir kadın olarak sadece bir objeden ibaret görülmesinden dolayı bunu kabul etmek durumunda kalan yani artık gidişata isyan edemeyen etse de kadın haklarının asla korunmadığı bir yerde yaşayan Firdevs'in hikayesi. Kitap iliklerime kadar bana erkek düşmanlığını çok hissettirdi üzgünüm kimse tabi ki üstüne alınmasın ama günümüz ve yaşanmışlıklar, benzeri tablolar hep görüyoruz ve biz de yaşıyoruz. Yaşamamak için çabalıyoruz da...Kadın bir karşılık verecek ki öyle bir yerlere gelecek işte bu kalemi kırmak lazım gerekirse bi tas çorban olsun ama kendin ol...Bi göz odan olsun ama kimseye muhtaç olma. Bir erkekten bir şey istedin mi eyvah sakın yani işte bu kitap bu detayları çok güzel vermiş, aktarmış bize. Tabi ki iyi insanlar da var haksızlık etmeyelim ama genel tablonun bize bıraktığı, karşılaştığımız insanlar hepsi bir şey öğretip giderler..
''Portakal mı seversin, mandalina mı?'' diye sordu. Cevap vermeye çalıştım, ama sesim çıkmadı. O güne kadar kimse bana portakal mı mandalina mı sevdiğimi sormamıştı. Babam bana hiç meyve almazdı, amcamla kocam da ne istediğimi hiç sormadan alırlardı. Açıkçası, ben de mandalinayı mı, portakalı mı tercih ettiğimi hiç düşünmemiştim.''
''Kız çocuklarından biri öldüğü zaman babam her zamanki gibi yemeğini yer, anneme ayaklarını yıkatır, sonra yatmaya giderdi. Ölen çocuk erkekse babam annemi dövdükten sonra yemeğini yiyip gene yatağa yollanırdı.''