Arthur'un kendisi hakkındaki tanımına ters düşüp, vahşi adamdan ziyade uysal kuzu gibi davranırken, bir yandan da kendine bir hareket tarzı belirleyebilmek için kafa yoruyordu.
Düşüdüklerini dile dökememiş, zifiri karanlık bir gecede, yabancı bir gemide, hiç alışık olmadığı halatların arasında el yordamıyla yolunu bulmaya çalışan bir denizciye benzetmişti kendini.