Tanrı'ya esasen iyi bir varlık olarak, insanları seven bir varlık olarak bakmak şart değilse, insanları kandırmak istediğine inanabiliriz. Birkaç kişiye vahyettiği yasaları bildiğini iddia edenlere dayandırdığı bütün mucizeler doğru olsa bile, onun adaletsiz, insanlık dışı bir varlık olduğunu bize her şey kanıtladığından, bu mucizeleri bizi kandırmak için kasıtlı olarak yapmadığına dair güvencemiz yoktur ve yasalarına en katı itaatin beni daima onun dostu kılacağına inanmamı sağlayacak hiçbir şey yoktur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Devam edelim. Şimdi size soruyorum, ey deistler, bu tanrı -bir an için kabul ettim diyelim- yasalarını hiç bilmeyenlere nasıl davranacaktır? Eğer tanrı yasalarının duyurulamadığı insanların alt edilemez cehaletini cezalandırırsa, adaletsizdir; eğer onları eğitemezse güçsüzdür.
Evet, öteki yaşamda bundan daha mutsuz olabileceklerine insanları ikna etmeye çalışması için kişi ne kadar zırva biri olmalıdır! Bu dünyaya gelmeyi onlar mı istediler? Sizin korkunç sisteminize göre onları sonsuz eziyetlere üşüştüren tutkuları kendileri mi buldu? Hayır, hayır! Onlar hiçbir şeyin hâkimi değillerdi ve kendilerine bağlı olmayan şeyden dolayı cezalandırılmaları imkânsızdır.
Bütün aklı başında insanlar, insanları sonsuza dek mutsuzluğa gömmek için yaratacak kadar acımasız, tutarsız, barbar bir Tanrı kabul etmektense, Tanrı'ya inanmamayı daha kolay bulurlar.
Hayır, Tanrı asla insanı yaratmak zorunda değildir ve eğer onu yalnızca böyle bir yazgıya mecbur etmek için yarattıysa, türümüzün üremesi bu durumda suçların en büyüğü olur ve insan soyunun topyekûn kökünün kazınmasından daha fazla arzulanır bir şey olamaz.